Pazartesi, Aralık 05, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -29-

2008-2009

Şimdi günümüzü ampulsüz aydınlatacak geçmişteki yazı dizimi tekraren yayınlıyorum…

3 sene önce bu zamanlarda yazmaya başlamıştı bu yazı dizisini…

Zaman Tüneli...

Saygıyı ve hoşgörüyü bilen, fikri ve düşünmeği bilen okurlarım, 

Önümüze bakmadan arkamıza bakmamız gerekir düşüncesindeyim, gördüklerimiz görmediklerimizden az ve o görmediklerimiz bizi ilerde göreceklerimizin aynasıdır..

Sizlerle zaman tüneline girmek istiyorum, o zaman tüneli beni geçerden korkutuyor dostlar, ecelin ölüme faydası var mı?...

Belki sizler bu zaman tünelinden geçmiş olabilirsiniz, bu görmek istemediğimiz olayları yaşamış ve gördüklerinizi görmemezlikten gelmiş olabilirsiniz, şu anda size tarih dersi verecek değilim fakat tarihini bilmeyen toplumlumlar geleceklerini göremezler... 

Düğmeğe başlayalım dostlar; yakın bir tarihe gidelim, tarihin tozlu sayfaları arasında biraz dolaşalım…

İstanbul 6 Nisan 1909 Hasan Fehmi Bey Serbest çalışıyordu öldürüldü…

İstanbul 19 Temmuz 1910 Ahmet Samim  Sada-yı Millet çalışıyordu öldürüldü…

İstanbul 10 Temmuz 1911 Zeki Bey  Şehrah çalışıyordu öldürüldü…

Konya 1912 veya 1914 zaman tünelinde kesin bir bilgi bulamadım fakat  Şair Hüseyin Kami  Alemdar da çalışıyordu öldürüldü…

İzmir 27 Temmuz 1914 Hasan Tahsin Hukuk-u Beşer çalışıyordu öldürüldü..

İstanbul 1916 Silahçı Tahsin  Silah ve Bomba çalışıyordu öldürüldü…

İzmir 15 Mayıs 1919  Hasan Tahsin Recep de çalışıyordu ve kurtuluşumuzun ilk kurşun olarak anıldı ve öldürüldü…

İzmit 1922 Ali Kemal  Peyam-ı Sabah da çalışıyordu öldürüldü…

İstanbul 1922  İştirakçi Hilmi  iştirak,Medeniyet de çalışırken öldürüldü…

Sonra bu cinayetler bir süre duraklama dönemine girdi çünkü Cumhuriyet ilan edilmiş herkes bu nasıl iş diye kendine soruyordu o yıla gelene kadar…

1930 yılında Hikmet Şevket öldürülünceye kadar 18 sene bu cinayetler durdu yalnız bu arada ulu önder 10 kasım 1938 saat 9:05 ATATÜK öldü nasıl öldüğü biliniyorsa da bazı araştırmacılar öldürüldüğüne inanıyorlar…

Tarihin tozlu sayfalarında gezimizin bu bölümünde tekraren bir cinayete rastlıyoruz…

Edirne 1948 Sabahattin Ali  Marko Paşa da çalışıyordu öldürüldü…

Zaten 1936 – 1938 den itibaren soğuk savaş dönemi başlamış ve tüm milletlerden çeşitli biçimlerde istihbarat ajanları TÜRKİYE’ ye yerleşmeği başarmışlardı şimdi Türkiye bir istihbarat cenneti olma yolunda ilerliyordu..

İçten yıkma planları oluşuyordu bu arada Kıbrıs’ta karışıyor ve içerde Sağ Sol davası gündeme getiriliyordu…

Bu istihbarat olgusu tutmaz ise din ve dini sömürü düzenine geçilecekti..

Bu plan son derece gizli ve anlaşılması ve fark edilememesi zor olmasına rağmen tüm planlar bu yönde oluyordu son derece gizli olarak bu plan saklanıyordu dikkatli olunması son derece önem taşıyordu..

Bunun içinde sağ sol olayları paravan olarak tezgâh kuruluyordu…

Öyle bir tezgah ki bu kendilerine bazen yeşil komünist denmesine bile aldırmıyorlardı…

Sosyal adalet diye sol kesimin içine bile girmeyi başardılar…

O yılarda şimdiki gibi türban ve başörtü davası yoktu…

Onlarda solcuların peşine takılıp iktidara bile geldiler.

Bu bir başlangıç olacaktı, devamında şimdiki olayların temelleri atılıyordu, yine hedef  fikir ve düşünce üreten kişi ve kurumlar olacaktı bu plan son derece gizli yürüyordu..

Gizliğin sebebi, düşünce üretilmez ise istihbarat olayları daha iyi sonuç verecekti...

Zaman tünelinde gezintiye devam ediyoruz şu anda Kıbrıs adası üzerindeyiz, zaman makinemiz burada durdu bakalım bize neler gösterecek....

Bir dakika zaman tüneli yine hareket ediyor bizi başka bir yere götürüyor, zaman tüneli  bizi  yıllar öncesindeki Antalya' ya götürüyor burada bir askeri tatbikat oluyor..

Evet, Antalya bölgesindeyiz, orada ATATÜRK” ü görüyorum…

Atatürk Askeri erkanla birlikte bir haritanın başında..

Ne oluyor diye bir yaklaşalım ve dinleyelim, belki bir şeyler öğreniriz..

Kıbrıs’ın, stratejik önemini yalnız geçmişin şartları içinde değil geleceğin ve şimdiki hızla değişen şartları içinde önceden gören büyük asker, en büyük komutan ve devlet adamı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Antalya bölgesinde yapılan bir askeri tatbikatta subaylara;

  •  

-                          “Türkiye’nin yeniden işgal edildiğini ve Türk kuvvetlerinin sadece bu bölgede mukavemet ettiğini farz edelim. İkmal yollarımız ve imkânlarımız nelerdir?”

Sorusunu yöneltiyor, Subayların görüş ve düşüncelerini dinleyen ATATÜRK, haritada Kıbrıs adasını işaret ediyor,

  •  

-                          “Efendiler, Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece, bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için mühimdir”  

Diyor ve  Kıbrıs’ın Türkiye için taşıdığı stratejik önemini ortaya koyuyor. 

Yine Atamızın bir sözü kulaklarımızda çınlıyor dostlar;            

-              HİÇBİR MAZERET BAŞARININ YERİNİ TUTAMAZ

Hiç yorum yok: