Salı, Aralık 06, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -33-

2008-2009



Bu olgudan ders almayan halkımıza gösterilen olgu şu idi;



  Bu oluşumun devleti yönlendirdiğini halkın kafasını karıştırarak değişik yönlerden olgunu doruluğunu ve geçekliğini saptırarak…



  Gerçekleri saklayarak olumsuz bir olgu gibi halka anlatmak olgusu…Senaryonun başından bu yana yapılmış olduğu görülüyor..



  Bu senaryo dış ve içimizde bulunan istihbarat oluşumunun olumsuz başarısıdır



  Olumsuzda olsa başarı başarıdır, Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN söylediği gibi “Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz” demişti



O senarist saf  halkın kafasında soru işareti bırakmayı başardı..



Senaristti tebrik emek gerek bu ayın en önemli senaryosunu yaptı..



Bizde bu tür yayınlara ortak olduğumuz için bizleri yermek gerek diye tarafsız olarak düşünüyorum…



Evet biz karşı senaristi 10 Kasım 1938 saat 09:05 den bu yana bulamamışız...



Hep kedimize sormuşuz niye, niçin ve kimler diye sorular havada kalmış cevabını bulamamışız…



  Aslında cevap yanı başımızda olduğunu görmeden soru sorup durmuşuz…



Sorular…



Sorular…



  Yukarıda belirttiğim imajı kendi kendine çıkaranları görmeden onları aramızda büyütmüşüz..



  Bu imajı çıkarları doğrultusunda başarı ile senaryoya o şu an şerefli şerefsizler yapmışlar…



  Bu şerefli şerefsizlerin yaptığı veya yapacağı operasyonları şu anda hayretle izliyoruz



  İzlemekle kalmayıp onlara hatalarımızla destek bile oluyoruz… 



  Bu en büyük operasyonlardan biri olarak istihbarat tarihine olumlu ve bir ülkeyi bölmek için yapılmış bir senaryo olarak geçti…



  Asıl imaj bu idi kim tutar seni sloganlarla ortaya çıkan kişi “DUMAK YOK YOLA DEVAM”  



  Bu olgular ile devlet adına cinayet işleyen şebekelerin olduğunu halkın beynine sokup polis devlet imajını yaymak bu olguyu yaratan senaristin yegâne isteği ve arzusuydu…



  Arzular ve istekler bir yere kadar olabilirdi… 



  Olmayan ise belli ölçüde olmasına rağmen emniyet kuvvetlerinin içine sokulan veya sokulması muhtemel olan kişileri, artist olarak seçmeni zorluğu olarak görünüyordu… 



  İşte Tuncay GÜNEY seçilmesinin…



  Amacı soy adının ve biline bir saçı Yılmaz GÜNEY



  Gazeteci yazar anının ise Tuncay ÖZKAN



  ile eşleştirmek idi…



  Çünkü Yılmaz GÜNEY ve Tuncay ÖZKAN kendi çaplarında  sol tandanslı bir tanınmış kişilerdi..



   Yılmaz GÜNEY ölmüş..



   Tuncay ÖZKAN ise gazetecilik yapıyor,  şu anda hapiste…



  Bu ad ve soy adlar Türkiye’nin bir süre hafızalarından silinmeyecek isimler olarak göründüğünden reklam amaçlı ve imaj karşılığından Tuncay GÜNEY seçildi..



  Tuncay GÜNEY, bilgisi ve becerisi olmayan sıradan bile sayılmayacak şerefsiz bir kişi idi bu kişiyi son derece popüler bir kişi yaptıktan sonra yine medya yolu ile bunu pohpohladılar…



  İmaj tamam olgu ilerliyordu…



  İşte gerekli olan bu artist üzerinden senarist senaryoyu biraz daha geliştirmesi gerekiyordu, bunun için yardımcı oyunculara ihtiyaç vardı, iyi polis kötü polis imajından yola çıkarak bu oyuncuları senarist medya organlarından buldu…



  Haberler bir o tarafa gidiyor bir bu tarafa geliyordu ama aynı merkezden haberler yayılıyordu denetim yapan aynı senarist idi…



  Tepkilere göre senaryosunu yeniliyordu işte şimdiki olgu bu…    



  Halkın kafasını karıştırmak için bundan iği bir baş artist olmazdı…



  Birde şu vardı, Bu kişi veya kişiler, karşı devrim odakları olarak tabir ettiğimiz ve biline adıyla uşak olarak kullanılan Gülen Cemaati altında faaliyet gösteren ve o uşakların arasından seçtiği artist grubunu senarist tarafından eğitilmiş ve zamanı gelince kargaşa çıkaracak kişiler olması ön plana alınmıştı ve böylede oldu…



  Bu kişi ve kişiler şartsız olarak ve çok gizili odaklar tarafından yönlendirilmeye müsait kişilerin olması bu olgunu geleceği bakımından çok önemli ve mühim olmaz ise olmaz bir olgu olarak görünüyordu, buda oldu…



  Yukarıda belirttiğim çerçevede kalarak bu karmaşayı yaratmak için plan ve projeler önceden belirlenip hazırlıklar başlatmak için operasyon bölümünden talimatlar beklenecekti…



  Tüm kamu kurum ve kuruluşlarına sızdırılan özel eğitimli ajan ve üst düzey çalışanlar bu talimatları beklemeye başladılar.



  Bu talimatlar sırası ve konumu çok ince ayrıtı ile hesaplanmış olması gerekiyordu…



  Bu kişi ve kişiler bazen teker teker, bazen toplu halde eylem planları ulaştırılacak ve bu doğrultuda eylemler yapılacak veya bunlara öncü olacak kişilerdi…



  Yine bu olguda iş medya siyaset ve uşakları olan üçgene düşüyordu, bir müddet bu olgular deneme süreci içinde bazen senaristin senaryosu gereğince operasyonlarını hayata geçirdiler…



  Bu eylemlerin amacı halkın bir ölçüde nabzını tutmak ve gelecek eylem planlarında oluşacak olumsuz etkileri asgari düzeyde tutmak, ona göre strateji uygulamak olarak yapıldı ve bu işi bilen kişiler bu eylemlere sesiz kalmayı tercih ettiler...



  Tercih ve beklemek ile olmayacağını öğrenmek geçekten uzun zamanımızı aldı bu zaman zarfında senarist değişik projelere imzasını atmış ve bu projeleri hayata geçirmişti işte yanlış uygulama burada ortaya çıktı…



  Sumak cevabımız demekle bu senaristin işine yağ sürdük…



Daha susalımı dostlar, ben şahsım olarak artık susmamayı tercih ediyorum…



Gördüğümüz bazı görüntüler şimdi bile susanların sayesinde aynı amaç doğrultusunda yapılıyor…



  Bu olgu için silah ve cephaneye ilerde ihtiyaç duyulacaktı, şimdilik zannedildiği gibi öldürmek veya yok etmek amacı gütmeyen bu silahlar sayesinde üst yönetimin elinin kuvvetlenmesi için bunları yan bir tehdit olarak halka gösterilmesi gerekiyordu..



  Halkı sindirmek ve düzeni kendi karşı devrim düzenlerini kurmak için görüntüler yaptılar bunda da başarı kaydettiler……



  Bu olguyu yapılırken şimdiki bulunan ve başa getirilen hükümetin elini kuvvetlenmesi amaçlanıyordu…



  Bu amaç doğrultusunda görüntüler daha yoğunlaşacak, her gün başka görüntüler ortaya çıkarak asıl görüntü ve olgu saklanacaktır…



  Yine bu olguda bu görüntüler halkta infial yaratacak duruma gelmesi planladılar, bu planları geçtiğimiz hafta yoğun bir şekilde olmasa da yaptılar…



  Yapan kimdi?..



  Yaptıran kimdi?..



  Haber alan kimdi?..



  Haberleri yayan kimdi?..



  Bu kuvvet ne ile su üzerine çıkarılabilirdi?..



  Halkı ve yurdu korku içinde bırakmanın yolu nereden geçebilirdi?…



  Yasal platformda olumsuz bir davranış nasıl olumlu olarak sergilenebilirdi?..



  İşte önümüzde bulunan Ergenekon davası işte Türkiye..



  Bir yandan medya kullanılacak bir operasyonun düğmesine basıldı..



  Olmaz ise bir yandan zorda kalındığında ufak veya büyük çapta cinayetle olasılığı olgusu da gündemde…



  Birde bunun yanında uşak olan bir hükümetin başa getirilmesi ve başta tutulması koşulsuz olarak şart olarak önceden yapılmış bir proje olduğunu da göz ardı etmememiz gerekir…



  Ülkeyi karmaşaya sokup sonradan bu kesim tekraren iktidara getirilecekti, buda oldu…



Günümüzü inceleyelim:



  2004 Yılından önce bu senaryo yapılmış ve beklemede idi zamanı ve yeri çok iği hesap edilmiş bir operasyonu şimdi oyuncular oynuyorlar…



  Bu operasyon kapsamında zaten 2000’li yılara girerken tüm kamaşa ve kabus ortamı ülkeye hakim olmuştu, bunu tetikleyen ise yine yukarıda belirttiğim medya ve kurumları olmuştu…  



  Bu silah ve mühimmat çok gizli bir operasyonla, devlet personelinin bilgisi dahilinde, gizli istihbaratların yardımı ile en belirgin noktalarda kamufle edilmiş şekilde saklanması ve görünü ama görünmez yerlerde olması ön görülüyordu….



İşte görüntü…



  Gördüğümüz silah ve depoları görüntüsü çok önceden senaryo kapsamına alınmıştı…



  Bu görüntüyü yaratılmak için geçmişte gördüğümüz kadrolaşma ve işten çıkarmalar personel boşluğu ve personel eklemeleri ve bunu sözde yasal yollarla yamaları ile oluşan olgunun bir göstergesi idi…



  Köy, belde, kasaba, ilçe, il, yönetimine bu olguda büyük iş düşüyordu, bu yönetimler sayesinde insan gücü ve uşak bulmak kolaylaşacaktı…



  Bunun için mahalli seçimler çok önem kazanıyordu, bu seçimler sayesinde ülkeyi daha net ve anlamlı plan ve projeler üstünde oyalamak, ve bu oyalama sayesinde bu  silah ve mühimmat çok gizli bir operasyonla saklanabilir ve istendiği zaman oradan çıkarılıp kullanılabilirdi…



  Bu plan çok gizli kapılar ardına çok gizli olarak yapılması gelecek olgular için gerekli bir olguydu, bu olgu bir ölçüde şimdi hayata geçirildiler…



  Kamuyu meşgul edici görüntüler hazırlamıştı…



Ø  Bu görüntüler arkasında oynanan siyasi oyunlar hiç ama hiç bilemeyecek biçimde karşı devrim yapanların bilgisi dahilinde oluşmuş konsersyum tarafından yasal yönden gösterilecek olan Ergenekon dalgası olarak görünüyor…

Birkaç yazımda “Bu günün görüntüsü yarın aynasıdır” demiştim, iste aynaya baktığımızda gördüğümüz Süliet yarın göreceğimiz asıl görüntü olarak önümüze çıkmaktadır…




Evet olay bu kadar basit ve anlamlı olması şüpheleri daha da artıran bir olgudur, Susurluk ve sonrasında ortaya çıkan olgu bence budur…



  Özel harekâtın başında bulunan İbrahim Şahin o kadar aptalmış ki bu belgeleri evinde saklamış, hem de susurluktan ithamlı bir polis…



  İnanmak zor yinede İbrahim Şahin’in ve bir subayın evinde nasıl bu Krokilere rastlandı?



  Bu kadar mühim bir silah ve mühimmat deposu nasıl bulundu?



  Haberi alan ve veren kimdi?...



  Hedef saptırmak için bu olay yaratıldı mı?



Bu soruları cevapları bulunmazsa veya değişik yanıtlarla geçiştirilirse anlayın ki bu senaryo daha sürecek..



  1987 – 2004 yılları arasında bu senaryonun ana teması tamamladı önce siyasi arenada karışıklık yaratıldı sonra patronlar uşak, uşaklar patron olacak seviyeye bu ülke getirildi…



Yazımın başında da belirttiğim gibi artık şerefsiz ve haysiyetsiz yaşamaya alıştık, daha doğrusu alıştırdılar herkes kendini istihbaratçı, herkes kedini gazeteci saydığı bu günlerde işte  Ergenekon davası ortaya çıktı..



  Buna da sevinen uşak Türkiye hükümeti ve yandaş medyası oldu…



  Timsah gözyaşı dökerek olaylar üzerine yorum yaptılar, tabi’i ki yapmaları doğaldı çünkü yerel seçimler yaklaşıyor ve hükümetin eli daha kuvvetleniyordu…



  Senaristin yaptığı senaryo doğrultusunda seçimlere gidiyoruz..



  Hedef saptırma başarılı oldu…



Tebrikler uşaklar tebrikler Akp Oyunu doğru zamanda doğru bölgede oynadınız…



  Şunu  unutmayın fazla kıvıran sonra kör düğüm olur, ama yinede bu konuda yeteneğiniz var zaten aldığınız eğitim bunu yapmanızı söylemedi mi?..



Siz kıvırın, Türk halkı dansözleri meyhane sofrasında oynatır ve alınlarına parayı bastırır ve götürü daha sonra ….. ulaşır..



Türk ulusu içkiden yani anlık zevklerden ve sarhoşluğu verdiği rehavete ayıldığı zaman ise normal hayatına döner ve o olayı unutulur, hafızasından silerek hoş bir seda olarak bile hatırlamaz...



  Bir zamanlar sizin değiminizle sarhoş masalarında yapılan anayasa bile olsa o anayasa Türkün özü olarak hafızalardan silinmez…



  Ama sizin yaptığınız veya yapacağınız anayasa ve yapay ve göstermelik kanunlar unutulur…



  Birde şunu bilin sayınlar bir sarhoş Türk, bin sizin gibi din simsarı, dış ülkelere uşaklık eden dansöze eştir…



  Türk meyhane sofrasında bile milletini satmaz, ama siz bu milleti sömürerek sadaka politikası yaparak elde ettiğiniz süslü koltuklarınızda bu milleti satarsınız sayınlar ben sizlerden utanıyorum…



Yüzünüze tükürmek istiyorum fakat tükürüğüm ziyan olur…



Değmezsiniz, değişmezsiniz, aynı meşhur dansöz NANA gibi kıvırıyorsunuz ama taktir etmeliğim ki siz onu da geçtiniz sayın denilen sayınlar…. 

Hiç yorum yok: