Cuma, Aralık 02, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -10-

Adamlar,

Düşüncelerimizi bastırmaya uğraşan kesim ve kurumlara karşı düşünce üretebilir miyiz?;

Bu sorunu açıklamasını ifade ve düşünce özgürlüğü ile bağlantılı bir cevap olgusu içinde irdelemeyi gerektirir…



Düşünelim, Vakit Nakit şeriatçı gazete yazarı sözde sayın sayılan HÖ on dört yaşındaki BÇ cinsel taciz yaptığı için gözaltına alındı ve HÖ gazetecilere tehdit savurdu, komplo olduğunu söyleyen düşünceyi bastırmaya uğraşan önceki yazılarından tescili olan Vakit Nakit şeriatçı gazeteye nasıl güvenirsiniz…

Bu arada CHP genel başkanlık yarışının Sayın denilen DB kazandı.

Sayın denilen diye yazdığım için yanlış anlaşılmasın, ben şüpheciğim, benim kusurum bu, yanıldığım zaman mutlu oluyorum, yanılmazsam sorumlu olduğum halka ETİK yönden yanlış taraflı bir bilgi vermiyorum, bekleyip görmeği tercih ediyorum..

Asıl sayın yazmak için önceki hatalarından ders alan bir lideri Atatürk’ün kurduğu bu partinin, CHP’nin başında görmek isterim bu umudu görmek için şimdilik DB’ la sayın denilen kişi olarak hitap ediyorum..

Şunu da unutmamamız gerekli bu yetkiyi alan sayın denilen DB’ ın etrafında tüm CHP siyasetini benimseyen kişilerin birlik olması gerekir bir lider etrafındakilerle bir olduğu sürece liderlik yapabilir… 

DB ‘a başarılar dilerim, bundan sonra aldığı güç ile halka daha yakın bir siyaset yürüteceğini umut ediyorum, eskisi gibi mazeret sunmamasını ve ATATÜRK’ÜN şu sözünü unutmamasını arzu ediyorum çünkü bu zamanda bu söz asıl anlamı ile kullanılır “HİÇBİR MAZERET BAŞARININ YERİNİ TUTAMAZ.”

Düşüncelerimizi bastırmaya uğraşan kesim ve kurumlara karşı düşünce üretebilir miyiz?.......

Nasıl ifade edeceğimiz, düşüncelerimizi ve fikirlerimizi hangi kelime ve cümleler kullanarak halkımıza anlatacağımız, yukarıdaki soru ile örtüşen bir olgudur…

Fikir ve düşünce aynı çerçevede algılansa bile, fikri olmayanın düşüncesine önem verilmez, doldurma fikirlerle düşünce üretilmez…

Yukarıdaki belirttiğim olgu sisteminde bize şunu gösterir, her düşüncenin altında saklanan bir fikir vardır, bu fikri bulmak asıl önemli sorundur, bu gizli fikirleri bilmezsek karşı fikir üretemeyiz buda bize şunu gösterir fikirler ve düşünceler havada kalır, “ayağı yere basmamak” terimini burada kullana biliriz…

Şimdi size bazı örnekler vereceğim daha sonra bu örnekleri teker, teker inceleyeceğiz…

Örnek-1

Soru- …. Hakkındaki düşünceniz nedir?...

Cevap- bu konuda fikrim yok…

Örnek-2

Soru- … Hakkındaki fikrinizi öğrenebilir miyiz?…

Cevap- Allah biliyor bu konuda fikrim yok….

Örnek-3

Soru- … hakkındaki değerlendirmeniz nedir?..

Cevap- değerlendirilecek bir konu yok zaten bu konuda şu anda fikir sahibi değilim..

Örnek-4

Soru- … Hakkında ne düşünüyorsunuz…

Cevap- Bu olay hakkında ne düşüneceğimi bilmiyorum fakat benim fikrimce … olay hakkında yorum yapmaya gerek bile yoktur…

Örnek-4

Soru- … olay hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?..

Cevap- … olay hakkında bilgi sahibi olmasam da yinede benim düşünceme göre bu olay … şeklinde olmalıydı…

Evet, dostlar bu örnekleri siyaset yapanlar söylerse düşünmemiz gerekir, gelin bu örnekleri beraberce inceleyelim…

1.       …. Hakkındaki düşünceniz dedir?... diye bir soru soruldu alınan cevap bu konuda fikrim yok… şekline verilmiş, verilen cevap kesin ve anlaşılır olmasına rağmen kişinin bu konu hakkında bilgisi olduğu anlaşılıyor, eğer bilgisi olmasaydı niye bu konuda fikrim yok… demek ihtiyacını hissetti bu cevap kaçamak ve gizlediği fikrinin ortaya çıkmamasını sağlamak amacı ile söylenen bir cevaptır…

2.        … Hakkındaki fikrinizi öğrenebilir miyiz?… burada bir konu hakkında başka kişinin fikri sorulmaktadır alına cevap Allah biliyor bu konuda fikrim yok…. burada dikkat edilecek cevap şekli şudur; kişi kendine güvenmeyip manevi bir güç ile cevabını güçlendirmeye çalışmaktadır, birinci örnekte belirttiğim gibi bu kişinin de fikri olduğu açıktır ancak kendi fikrine güvenmediği için fikrini açıklamaktan kaçınıyor ve de bu gizli fikrini saklamak için manevi güç olan  Allah biliyor kelimesi ile hem gizli düşüncelerini saklıyor hem de Allah’ı bu amacı için kullanıyor sonucu çıkıyor….

3.       … hakkındaki değerlendirmeniz nedir?.. ,burada bir konu hakkında değerlendirilmesin istenen bir kişiye bu soru yöneltiliyor alınan cevap ise şu,  Bu olay hakkında ne düşüneceğimi bilmiyorum fakat benim fikrimce … olay hakkında yorum yapmaya gerek bile yoktur… , evet bu cevap yukarıdaki 1-2. Şıklarda belirttiğim gibi fikrini ve düşüncesini olmadığını belirttiği halde fikrini ve düşüncesini belirtiyor buda yine gizli bir düşünce ve fikri cevap sahibinin fikrini dayatılmış, o fikri kabul ettirmeğe çalıştığını gösterir.

4.       … olay hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?.. ,sorusuna verilen cevap ise,  … olay hakkında bilgi sahibi olmasam da yinede benim düşünceme göre bu olay … şeklinde olmalıydı…, bu cevapta yukarıdaki cevap biçimine benzemekle birlikte cevap sahibinin yalan söylediği açık ve seçik olarak görünmektedir yada halk tabiri ile “hava basmak” olarak olayın üzerine kendi fikirlerini halka adapte etme yoluna giden cevap sahibi olayı bilmediğini söyleyerek olay hakkında yorum ve düşüncelerini bildirmektedir…        

 Yukarıda verilen örnekler Türkiye’deki her siyasi oluşumun içinde olanlar tarafından defalarca kullanılmıştır…

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür..

Düşüncelerin ve fikirlerin yozlaştığı şimdiki ortamda kimin ne konuda bilgisi olduğu ve hangi fikri savunduğu bilinmemektedir…

 Bu bilinmeyen denklemi yaratan dış istihbarat ve içimizde bulunan uşak olan sayınlardır…

Bu dış istihbarat elemanları içimizde bulunan sayınlarla iç içe yaşamakta bulunup hatta görünüşte bir Türk aile yapısını bile oluşturmuşlardır herkes artık onları bir Türk vatandaşı olarak görmelerini sağlamışlardır…

Bu sayınlar ve dış istihbarat elemanları çevrelerindeki asıl Türk aile yaşamına bağlı olan ailelerin aile yapısını değiştirmek için ekonomik ve politik oyunları da oynarlar..

Bu türdeki kişiler din ve dini baskıları çok iyi kullanırlar…

Bu kişiler özel seçilmiş ve bu konuda dış ülkelerde eğitim alan ve çevresine bölücü eğitim veren kişilerden oluşmuştur, öncelikle kendilerine güvenmeği öğretirler…

Türk aile yapısını değiştirmeyi çok iyi tahlil eden bu kişiler gizli çalışmayı ve gizli oluşumlar oluşturmayı öğrenen dış ülkelerin memurlarından başka biri değildir…

Bu kişiler oluşum bakımından zengin ve yoksul kisvesi altında bulunurlar, bu olguda gizli amaçlarını daha iyi gizleyebilecekleri de bilinen bir gerçek olarak kabul edilir..

Örneğin, uyuşturucu ve beyaz kadın ticareti yapan kişilerin arkasında bu görünmeyen güç vardır..

Bu görünmeyen güç daha çok gençlerimizin ve yoksul ailelerden gelen genç kızlarımızı hedef alırlar,  daha sonrada bu türde kullandıkları gençleri terör odakları içinde besleyerek kendi çıkarları için kullanırlar… 

Aslında bu olgu soğuk savaş döneminde yoğunlaşarak ülkemizi üst olarak kullanan istihbarat olguları bu planı yaparken birde B planı hazırlamışlardı.

Bu B planı şimdiki oluşumu hazırlamak için 1979 yılında yürürlüğe kondu yurdumuzda bulunan ve yukarıda biraz değindiğim ajan topluluğu kendisini göstermeden faal halde çalışmışlardır..

B planı çerçevesinde adları ve yaptıkları işleri gizleyecek işler ile uğraşır görünen bu ajan olan kişiler günümüzde, işçi, memur, özel ve tüzel komisyoncu, iş adımı, medya mensubu, sanatçı, olarak değişik konumlarda göz önünde bulunmayan veya değişik kisveler altına, sözde bu millet için çalıştıklarını adapte eden kişilerden oluşmuştur..

Bu B planı çerçevesinde birde olayları ve düzeni sarsacak beyan ve düşünceleri emir aldıkları zaman hemen halka duyuran kişi ve kurumlardan oluşmuş bu oluşum şu anda ülkemizde konuşlanmıştır… 

1980 önceki bu dönemde batı, doğu olarak ikiye ayrılmış dünya toplulukları arasında bir köprü durumunda bulunan Türkiye’yi kendi taraflarına çekmek amacıyla hızlı bir terör ve bölünme planları yapan bu oluşumlar, 1980 yılında biraz duraklamışlardır…

Bundan 2 hafta önceki yazımda şu söz yer vermiştim; Bertolt BRECHT bir sözüdür: Büyük sıçrayışı geçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugünü yarına dünle beslenerek yol alınır...

Bu sözü veya benzer bir oluşumu bu ajanlar kullanarak büyük bir sıçrayış yaptılar..

Günümüzde bu sıçrayışın meyvelerini görmekteyiz, hatırlarsanız bir sayın hasat zamanından bahsetmişti işte düşünce ve fikir söylediği zaman oluşum ortaya çıkar gizli fikirler ve düşünceler söylenir….

Bizler düşünce üretirken olumlu fikirleri saygılı bir biçimde açık olarak halkımıza sunduğumuz sürece başarıyı yakalarız…

Alternatif düşünce ve fikir üretenler karşı fikir ve düşünce yapılarını bilmez ve bunların sözlerini tahlil etmez ise başarının yerine başarısızlık gelir…

Empoze edilmiş, kısaca beyin yıkama olarak tabir ettiğimiz bu dışarıdan gelen ve ülkemizi bölmeye uğraşan dış ve iç oluşumlara karşı nasıl tavır alacağımız veya almayacağımız fikir ve yorumlar ilerdeki fikir ve düşünce oluşumlara ayna tutacaktır…

Düşüncelerimiz bastırmaya uğraşan kesim ve kurumlara karşı düşünce üretmek ve bunları bir fikir halinde çıkarsız, ülkemizi yararına sunmayı öğrendiğimiz zaman ülkemizin bölünmeden kurtulacağına inanıyorum..

Saygı duymayana saygı göstermek bir olgudur, bu olguyu bilmeyen kesim asla başarılı bir oluşum haline gelemez…

23 Nisan 2008 Çarşamba gününü ben görmek istemezdim, görmek zorunda kaldığım olaylar başımıza gelecek olayların başlangıcı olarak maalesef gördüm…

Ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN huzuruna çıkan sayınların yüz ifadeleri gerilimi ve zorla oraya geldiklerini gösteriyordu..

En acısı birde sayın denilen RTE yaptığı bir hareket benim dikkatimi çekti..

Kimse bunu benim gibi düşünmedi hareket şu idi; mozolenin karşısında saçlarını düzeltmesi, şimdi soracaksınız ne olmuş yani saçlarını düzetmişse, bunda ne aykırılık var?..

Beden dili her şeyi açıklar..

Sıkıntıyı, ihtirası ve kendine olan güven yoksunluğunu,  bu görüntülerde saklıydı…

Türkiye’yi kimlere emanet ettiğimizi gösteren bu görüntünün ardından birde hipodromdaki törenler ve orada bulunan sayınlar ve konuşmaları selam vermeleri kısaca yaptıkları her şey bir yalan ve aldatmaydı..

Benimle yaşıt olan kişiler çok değil bundan 30 yıl öncesinde olan törenleri anımsarlar arasındaki fark beni çok üzdü dostlar…

Geçen yıl sayın denilen AG’ ün Cumhurbaşkanlığı olup olmaması törenlere damgasını vurmuştu bu yıl yine din simsarlarının ve uşak hükümetin kapatılıp kapatılmayacağı gündemde…

Bir yıl zarfında nereye geldik kaç adım attık ve gelecek 23 Nisan 2009 tarihinde önlem almazsak neler olacağını tahmin bile etmek istemiyorum, gün geçtikçe batağa sürüklenen bu memleketi birlik olursak kurtarabiliriz dostlarım…

Biz bir, biz birlik olmazsak işte görünmeyen görüntüler inanmak isteyip inanmadığımız bu adi şerefsiz görüntüler ortaya çıkar…

Bu günün görüntüsü yarının aynasıdır en güzel örneği şimdiki Türkiye’de oluşan oluşumlardır, tüm halk birlik olmazsak dış istihbarat elemanlarının işi daha kolaylaşıyor bunu da unutmayalım...

Terör ile bölüme ve fikir bölünmesini bu dış ve içimizde bulunan sayınlar ile bağlıdır…

Sayınların bulundukları kamu veya tüzel örgütler, ülkeler arası olan mafya ilişkileri ve yabancı sermayenin Türkiye’deki oyunları…

Bölünen Türk halkı, bu bölünmeden çok iyi yararlandıklarını da ekonomik yönden nasıl Türkiye’ye geldiklerini de bilmemiz gerekir….

Şu anda üniversitelerimiz tatile girmeye hazırlanıyor yalnız hazırlık yapan birileri daha olduğunu unutmayalım…

Geçtiğimiz yaklaşık 4 ay zarfında planlarını yapmış bulunan bu örgütler, daha vurucu eylem ve planlar içinde yeni bir plana hazırlanıyorlar, bu hazırlıklar son çalışmaları da bitirmiş sayabiliriz, bu başta sayınlar ve gizli veya açık çalışan örgütler dış ülkelerden gelecek emirleri bekliyorlar…

Bu eylemler ses getirici eylemler olduğu taktirde yukarıda belirttiğim ekonomik yönden ülkemize giren yabancı sermayenin duraklaması ve de geriye çekilmesi muhtemel oluşumlardan biri olarak görünmektedir…

Bu yabancı sermayenin Türkiye’deki ortakları ve oluşumları Türkiye’yi çıkılmaz bir dar boğazın içine sokmak için beklemektedir… 

Bakın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramından önce yani 22 Nisan 2008 tarihinde yukarıda belirttiğim oluşum çerçevesinde şimdiki olan hükümet, yine yalan söylediği şu cümlelerde gizli bir amacı olduğu anlaşılıyor…

AKP grup toplantısında sayın denilen RTE şu sözleri sarf etti, “Biz çoğunluğu temsil ediyoruz istediğimizi yaparız demedik 1 Mayıs gerilim ve çalışma günü çıksın istiyoruz” demişti…

Şimdi bende halk olarak ve NOK grubu başkanı olarak Sayın denilen RTE hitaben şunları söylemek zorundayım, her halde anlayabilir, anlaması için onu yaptığı gibi halk dili ile yazmayı elimden geldiğince anlaşılır, yine onun gibi terbiyemi bozmadan yazmaya çalışacağım…

Pek alâ sayın denilen RTE siz hiçbir zaman “Biz çoğunluğu temsil ediyoruz istediğimizi yaparız” demediniz mi?..

Yanlışımız varsa özür dileriz, bizler yanlışımızı düzeltiriz pek iyi siz yaptığınız yanlışlıkları düzeltecek kabiliyetiniz var mı ve özür dileyebilecek misiniz?..

Sayın denilen RTE, sayın denilen Maliye Bakanı KU, daha dorusu kan akıtan sayının dediği ve henüz bu yalanı sürdüren bey hakkında siz ne yapacaksınız çamur atmayı siyaset olarak gördüğünüz bu oluşum ve sayın denilen KU çamur akıtan bu bey halâ bakan…

Siyaset çamur atma müessesesi değildir sayın denilen RTE ,CHP’nin Kanaltürk Televizyonu’na aktardığı 4.1 milyon dolardan 3 milyon dolarını belgelendirmemesi konusunda, “Gelirler Dairesi Başkanlığı başvuruyu gerçekleştirdi. Tespitlere yer verilen raporunda inceleme neticeleri var. Partiyle ilgili konu Anayasa Mahkemesi’ne ulaştı” dedi siz Türkiye başbakanı olarak bu yalana ne yapacaksınız sayın denilen RTE…

Sayın denilen RTE ne yapacağınız, ne yaptıklarınızla örtüşüyor bunu da biz NOK grubu olarak biliyoruz fakat biraz delikanlı olmayı tercih edin, sonra halkınıza bir bakınız ne görüyorsunuz…

Sayın denilen RTE  bu millet sizin hakkınızda değişik yorumlar yapıyor halk dili ile yazmam terbiyem müsaade etmez şunu bilin sizin hakkınızda halkımız başka düşünebilir, kıvırmak dansözlere mahsus bir oyun şeklidir erkek adam dansöz olamaz…  

Artistlik yapan siyasetçi olur ama ancak beyaz perdede …

Ampuller sönünce sinema başlar, elektrik kesilince ne ampuller yanar nede film oynatılır…

Senaryolar bir başka pazara kalır..

O senaryolar arşive kaldırılır..

Sayın denilen RTE, sizin yaptığınız gibi bir gün gelir o senaryolar yeniden yazılır…

Yine elektrikler söner ve yine sonu gelmez…

Sayın denilen RTE, bu elektrik veren halktır, beğenmediği senaryoları izlemez ve izlettirmez ampul elektik gücü ile çalışır…

Bu güç halkın parmağının ucundadır yalnız sizin müritlerinizin seçimlerden sonra bizlere gönderdiği gibi orta parmakta değildir, o tüm elindedir, o elinin tersine ise Osmanlı tokadı denir. Bu tokadı yiyen ayağa kalkamaz bunu da ancak delikanlı olanlar yapar ve kendini özünde Türk hisseden yedisinde yetmişine herkes bu tokadı din simsarlarına atacak kabiliyete sahiptir. Sayın denilen RTE Türk milleti sabırlı ve terbiyelidir, tam sizin karşıtınız bir toplumdur, sabrı taşmasın, o zaman, işte o zaman önünde kimse duramaz…       

Sayın denilen RTE siz çoğunluğu değil Türk milletinin dini, manevi duygularını sömürerek başa getirilen daha sonra yabancı güçlerin yardımı ile başta tutulan Türkiye Cumhuriyetinin karınca kararınca başbakanısınız..

Sayın denilen RTE ve  aynı kaderi paylaşan, RTE gibi mağdur rolü oynayarak başa gelen ve türbanlı eşi ile Çankaya’da oturan, hükümetin bu dönem noteri olarak kabul edilen karınca kararınca Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığını yapan  sayın denilen AG..

Her ikinizin de Geçmiş deki ve gelecek deki yorum ve düşünce, fikir yapınız ve siciliniz hiç uygun olmadığı biliniyor..

Sizin yanınızda olan arkadaşlarınızın düşünce yapısını sizin kontrolünde olduğunu da biliyoruz…

Bu kontrol mekanizmasının çalışmasını yabancı ülkelerin denetiminde olduğu biliniyor…

İşte o yüzden şunu bilmeniz isterim, ben yazmaktan utanıyorum fakat siz uşaklık yapmaktan utanmıyorsunuz…

Bu çerçevede o uşaklık yaptığınız ABD ve AB ülkelerinde olsa idiniz sizi bu pozisyona ve halkına ihanet eden bir kişiyi oraların halkı bile o sizin ayak diye tabir ettiğiniz işçi kesimi bile değil, sizi çöpçü konumuna bile getirmezdi…

Sayın denilen RTE şimdiki konumunuz itibarı ile sizleri ve oluşumunuzu yerden yere vurmak istemiyorum çünkü siz bizim yani halkım bir memurusunuz başınızda halk var, ben sizin gibi halka hakaret etmem bilmem anlıyor musunuz? Bu bir siyasi terbiyedir…  

Sayın denilen RTE ama unutmayın güneş her zaman doğar ve güneş doğduğu sürece umut vardır…

Sayın denilen RTE güneş balçık ile sıvanmaz, ne söyleseniz yalan ve yalanları saptırmak için yine yanlış bilgi veriyorsunuz artık maymun gözünü açtı az zamanınız kaldığını sizde biliyorsunuz oluşumunuz sona erdi, en iyisi siz hiç konuşmayın çükü konuştukça batıyorsunuz… 

Sayın denilen RTE bir sözünüz çok hoştu kendinizi ne güzelde tarif ettiniz çok beğendim, kıyakçılığın sonu ayakçılıktır siz ayakçı olmayı çok iyi biliyorsunuz o yüzden kendinizi tarif ederken şu sözcüğü kulanınız “AYAKLAR BAŞ BAŞLAR AYAK OLURSA”  dediniz.

Sayın denilen RTE hayranım terbiyenize sizi ayakçı iken baş yapan bu millete hele, hele işçi kesimine ne güzelde siz ayak takımısınız dediniz..

Sayın denilen RTE siz geldiğiniz yeri ne güzelde inkâr ediyorsunuz…

Sayın denilen RTE ne güzelde halk dili ile halka hakaret ediyorsunuz..

Sayın denilen RTE helal size demiyorum çünkü halk ve bu ayak takımı dediğiniz kesim size haklarını helal etmiyor, ben niye edeyim ki !..

Sayın denilen RTE Haram olsun verilen tüm oylar ve tüm haklar size diyorum.

Ben bir halkım ve kimsenin ayakçısı değilim, beyim, siz İstanbul’u ve Kasımpaşalı bende Ankaralı ve Anıttepe’liyim ve doğuşumdan bu yana Anıtkabire giderim.

 Anıtkabirde orda yatan Atamla büyüdüm ben ölmekten korkmuyorum.

Benim için ölüm bir başlangıçtır, siz ve sizin oluşumunuz artık ölümden korkmalıdır, ölüm sizler için bir son olabilir ama bunu böyle olmaması için savaşacağım çünkü bu size bir ödül olur, sizin bu dünyada cezanızı çekmenizi istiyorum..

Sayın denilen RTE,  belki de kurtulursunuz bunu Allah bilir, gittiğiniz her yerde bu lanetin hesabını vereceksiniz buna bütün kalbimle inanıyorum…

Sayın denilen RTE, kendinize Müslüman diyorsunuz, o zaman dua etmeye başlayın, dilerim dünyada bu suçlarınızın cezasını çekersiniz, Allahın sopası yoktur bunu da sakın unutmayın…     

Sayın denilen RTE değiştim deniyorsunuz yılan deri değiştirir ama yine yılandır bunu NOK grubu olarak bizler biliyoruz ve her kelimenizin altında yatan fikri ve düşünceyi artık deşifre edebiliyoruz buda bizim başarımız, artık mazerete yer yok…

Mayıs Haziran aylarına son derece dikkat etmeliyiz bu aylarda yapılacak eylem ve bunlara bağlı işlemler halkımızı daha sonra içinden çıkılmayacak süreçler içine sokabilir, lütfen dikkat edelim ve her zaman arkamızı koruyalım çünkü arkamızdan gelen kudurmuş köpeklerin saldırısına uğrayabiliriz…

Hiç yorum yok: