Pazar, Aralık 18, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -78- " Fikirleri olmayan köle olur" KENDİMİZE GÜVENİRİZ

KENDİMİZE GÜVENİRİZ

09.10.2010

Saygın okurlarım,

Bakınız dünden bu güne baktığımızda kendimize ne kadar güvendiğimizi ve karşı tarafı küçümsediğimizi görürüz, böylelikle kedimizi aldattığımızı gördüğümüz bir gerçek.

Ne diyorduk “ HAYIR, böyle olmaz bizim alt yapımız sağlam “ biçiminde diyen politikalar ve “bugün bugündür yarın yarındır”  diyen politikacılarımız sözde politika ürettiler….

Bunun yanında ulusalcı ve milliyetçi kesime oy veren kişilerin bakış açıları daraldıkça daralıyordu, son yazımda sizlere aktardığım gizli örgütlenmeği o sıralarda kimse umursamıyordu…

2000-2010’daki faşist örgütlenmeği umursamadığı gibi çıkarlarını ön planda tutuyorlar ve Ergenekon gibi davalar oldukça “ ha bunlarda varmış devlet bunları da bulabiliyormuş herkes rahat uyuyacak artık” diyip susanlar sonradan dinleme olayları altında ezilmeye başladıklarını bile görmediler. Bu on yıl zarfında Türkiye’de çok şeyler değişti bir sürü medya kurumu kuldu, bunların başında örgütlenmeği destekleyecek “Taraf” ve “Bügün Tv.” Organları kuruldu, bu organlar halkın beynini yıkamak için sayamayacağım projeler ürettiler ve hâlâda gizli örgütsel faaliyetle içinde beyin yıkama ve unutturma projelerini dış istihbarat servisleri ve Cemaat üyelerinin desteği ile üretiyorlar, bunu anlamak için bir hafta bunları tarafsızca izlemek yeterli olacaktır. Verdikleri mesajlar ile Ters ve düz istihbarata verdikleri mesajları çözebilirsiniz, bunu çözmek için özel bir eğitim almanıza bile gerek yok çünkü artık gizleyecek bir ortamları da yok…

Bir önceki yazılarımda ve yukarıda belirttiğim bu gizli örgütleri umursamayan kesimler dar bakış açıları ile tek bir yöne bakıyorlar…

1970-2010 tarihlerini baz alırsak,  gizli odalarda planlanıp politikacıları TBMM’ne sokarak politik çıkarları için siyaset ürettiklerini de geniş bakış açısı ile görmemiz mümkündür…

Yukarıda belirttiğim bu kesimler bir yandan çıkarlarını bir yandan dar bakış açıları ile de dış istihbaratların 1980 sorası faaliyetlerini artıran cemaat üyelerinin güdümü altında olduklarını bazı politikacılarımız bile bilmiyorlardı. Gözleri görmek istedikleri şeyleri görüyor görmek istemediklerini görmüyorlardı fakat o görmedikleri olgu halkın görünmez yüzüydü, aynı şimdiki gibi değişik bir operasyonun sürüm senaryosu 1980 öncesi ve sonrası oynanıyordu bu oyunların arasında ölüm oyunları daha faal bir biçimde dış istihbarat servisleri tarafından senaryoya konuldu.

Geriye dönüp baktığımızda bu kesimlerin bir bölümü 1980 ve daha önceki yılarında birbirleri ile kıyasıya dövüşürken bu senaryoyu hazırlayan senarist ve patronları olayları izleyip notlar alıyordu ve olgular karşısında bıyık altından kıs kıs gülüyorlardı.

İşte İstihbarat olgularını başarı bizim kendimize hilafsız şatsız güvenmemizdi, bir taraftan sağ, sol guruplar 1950 yılarından sonra yavaş yavaş oluşturulmaya başlandı 1970-1980 yılarında ise tek merkezli olarak çatıştırmaya başlandı, yine biz kendimize güveniyorduk, bu güvencemiz o kadar üst seviye çıktı ki yeni türetilen Apocu PKK üye ve sempatizanlarını görmedik ve de aynı anda onlara silahları veren silah tüccarları da görmediğimiz gibi bu ticaret gün geçtikçe geliştiğinden de haberimiz yoktu dersem inanır mısınız?

Ben inanmam çünkü bizim bu kadar aptal bu kadar çaresiz bir istihbarat örgütüne sahip değiliz, yalnız o zamanlarda bu bilgileri analiz edecek düzeyde olmadığımız belirtmek zorundayım…

İşte bunu fark eden dış istihbarat servisleri hemen uygun şartlarda yetiştirdikleri cemaat üyelerini yoğun olarak 1980 sonra bizim Emniyet ve can alıcı bölgelerimize sızdırmaya başladılar, sonuç şimdiki siyasi ortam ve oluşan kaos…

Bu kaos ortamını yaratan dış istihbarat ve içimizdeki cemaat üyeleri hâlâ bu kaostan yararlanıyorlar…

Kendine güvenmek öz güvenini kazan bir toplumda olabilir, en basitinden sokağa çıktığımızda bir erkek tanımadığı bir bayana günaydın diyebiliyorsa, o bayanda aynı şekilde ona cevap verebiliyorsa toplum öz güvenine kavuşmuş demektir…

Yoksa biz hala din yolu ile bir kişinin söylediği bir kelimenin üzerinde bu kadar duru isek daha önemli işlerimize vakit ayıramayız, o söylediği kelimeyi bende tasvip etmiyorum. Birde beni düşündüren bir olgu daha var reyting almak içinde haber bülteninde işte “Biz bu programı kaldırdık” demek bölünmeyi göstermek demektir yani Suni ve Alevi vatandaşlarımızın ayrı bir oluşum içinde olduğunu aktarmak demektir, yanlış üzerine yanlış yapmamamız gerekir düşüncesindeyim…

Evet, bu olgular olduğu sürece biz hala başörtü veya bilinen adı ile Türban konusunu konuşacağız, fakat kapalı kapılar ardında ülkemizin bölünme projeleri kendimize güvendiğimiz için hasır altı edilecek, ve sonunda bu olgu olunca yine değişik senaryoları senaristler tarafında öne sürülen aktörler vartası ile gündeme gelip yorumlayacağız…

Burası Türkiye, öz güvenimiz olmasa da bizler kendimize güveniriz…  

Milletvekili kimliğiniz var veya yok o beni ilgilendirmez fakat siz sayınlar ve diğer saygın arkadaşlarınız http://cessurdemiraligursu.blogspot.com adresine düşüncelerinizi yorumlarınızı yazarsanız eminim halka daha yaklaşırsınız…

Ben burada tek ve tek fikirleri yayınlıyorum, fikirleri olmayan köle olur…

Bilgilerinize arz ederim..

Gelecek yazımda: Uyuşturucu tacirleri bu kaos ortamından pay almak istiyordu ….

Rogg & Nok Genel Yayın Yönetmeni

Cessur Demirali Gürsu

Hiç yorum yok: