H. M. Y. S. M. V. B. S. B V. M. K. A.
Birinci Bölüm, ikinci Kısım, On üçüncü Anlatım, Sözcük Sayısı 898
Halk Olma Olgusu Ve İsyan Kokusu
(Utanıyorum)
Saygın okurlarım,
Önceki yazımlarda
“Söz uçar yazı kalır” demiştim, işte 2010 yılında benim yazdığım yazıları size
tekraren aktaracağım bu zaman diliminde, geçmişe bakmamız daha yaralı
olacaktır…
Geçmişi
bilmeden geleceği kuramayız…
Bu geçmiş
bir salisede olur, bir asırda…
Bir bakarsın
su gibi akmış gitmiş…
Bir
bakarsınız bataklık olmuş, sizi içine çekmiş…
Bir
bakasınız sizi ve çevrenizi ulusunuzu batıran zaman bir olgu olmuş…
Bunları
unutmaya çalışan siyasi oluşumda olan herkes artık sizleri bulunduğunuz zaman
diliminde dinlemez olmuştur, çıkar ve öncelik hep onları olmuştur…
Sizler
bunları unuturken tek unutmayan yazılardır…
Bizler
bunları unutmamamız gerekir desek bile unuturuz, bunları hatırlatan yazılar ve
de yazdıklarımız olacaktır…
Doğruları ve
yanlışlarımızı ancak geçmişimize bakarak böyle bulabiliriz, belki düzetir belki
düzetmeğiz…
Yinede
yaşamaya, ölünceye kadar devam ederiz, bizler ölürüz ama yine yazılarımız baki
kalır…
Belki bir
kişi okur diye yazarız…
Umut dünyası
bu dünya….
Bizler bu
gün varız yarın yokuz, maksat hoş bir seda bırakmak, “bu zaman diliminde hoş
bir seda bırakmak olacak iş mi?” diyeniz çıkabilir…
Kötünün
iyisini bulabiliriz, fakat kötü daima kötüdür, kötüyü iyi yapmak geçek olarak
zor bir iştir, “iş kişini ayasıdır” derler ama iyi kötü yamak kadar kolay bir
olguda olamaz…
Örneğin ben
devamlı düşünmek ve fikir vermek yanında olurken bazen kendimi çıkmaz yolda
buluyorum, çırpındıkça çıkmaza batıyorum, çamur etrafımı sardıkça, çamurdan
çıkmaya çalıştıkça, daha fazla battığımın farkına varıyorum ve kötü olmakla ile
iyi olmak arasındaki farkı fark ettiğim zaman şunu görüyorum. Fark bir klavye,
bir ekran, gözlüğüm ve onu anlayan ve yazan elerim…
Tek dostum
benim ve beynim, beynimin dostu ise yazılarım…
Bazen beynim
bu dost sandığı yazılar ile savaşıyor sanki iki düşman gibi bir birlerini
suçluyor…
Düşmanım
düşmanı benim dostumdur…
Dönüp
yazdıklarımı okuyorum dostlarım…
Yazılarımı,
inanın biraz güncel olarak düzelmeyi bile zor yapıyorum…
Beynim
isyanları oynuyor, hep burnuma isyan kokuları geliyor, düşünüyorum bu koku
benden mi geliyor yoksa tanıdığı bir kokuda onumu duyuyor ve kokluyorum,
belkide bu koku uzaktan geliyor, ama yakınlaştığını da hissediyorum, o an içime
bir korku düşüyor, bu kıvılcım kimleri yakacak diye düşünüyorum…
Siyasi
olarak yazı okuyanlar ve yazanlar daha önce yazdıkların okumalarını, tekraren
okumalarını tavsiye ediyorum, çünkü ben böyle yapıyorum…
Ben kendimi
eleştiriyorum da, ya sizler kendinize yazarlar ve aydın diyenler, kendinizi bir
kere olsun eleştiriyor musunuz? Bu soruda tartışma çıkarı “düşman bile
sorulmaz” derler fakat ben samimiyetimle sordum işte şüphe duymak benim işim,
sizlerde benden şüphe duyabilirsiniz araştırabilirsiniz, “kolay gelsin sizlere”
diyebilirim…
“Yoksa siz hâlâ
Muz Cumhuriyetinde mi yaşıyorsunuz?” diye de sorabilirim…
“Yoksa
ananızı aldınız da buradan gittiniz mi?” diye de sorabilirim bildiğiniz gibi bu
halk dili imiş, “işte kaşınızda Memiş acaba onu kimler yemiş” diye de
yazabilirim, “bunlar halk dili canım kızılmaz” der geçerim…
Zaman çabuk
geçiyor dostlar her şey mazide kalıyor, ama yazılar arşivde kalıyor…
Yakında
seçim varmış biliyor musunuz?
Bu yazıl
belgeleri açıklanmaması için; eskiden evleri basıp bunları yakıyorlardı, şimdiki
zaman diliminde teknoloji çok ilerledi bir tuşla o haberleri yazanı veya haber
toplayanın evleri basılıp habise sokuyor orda artık o basılan yakıyorlar, bular
gazeteci, fikir adamları, Askeri personel gibi genelde 3 ayrılıyor…
Eskiden halk
için konuşana komünist diyip tutuklanıyordu, şimdi darbeci diye tutuklanıyor, kısaca
arada “k” ile “d” harfi arasında kalan halk oluyor ve oda ”h” oluyor pekâlâ bu “h” ’ler için kendini
tehlikeye atanlar. Bu olguyu yapmaktan çekinmeyenleri, kısaca onları içeri
tıkılanlar ve tıktıkları zaman “terör örgütü kurup onu yönetenler” veya “darbeci”
damgası vuranlar terörist olana “sayın” diyenler kimleri koruyor diye ban
sormayın, artık ben yazmaktan bıktım, zannederim sizde benim yazdıklarımı okumaktan
bıktınız…
Yine
yazıyorum “Söz uçar Yazı kalır” işte bizlere kalan yazılardan sizlere bir
demet, bu demet, demek değildir gül demeti, gülen olmadan okuyun…
İşte böyle
bir şey…
Sene 11 Mart 2010
Evet, saygın dostlar,
Herkes birbirine “Türkiye’de neler oluyor? “ diye soruyor…
Ben sizlere ise “Türkiye’de neler olmuyor?” sorusunu
soruyorum…
Bu iki soru olgusu da birbirini tamamlayan
sorulardır.
Bakınızı;
- Türkiye’de halkın tepkisi var mı?
- Türkiye’de Milli İstihbarat Teşkilatı çalışıyor mu?
- Türkiye’de İç ve dış düşmanlara karşı kuracak bir emniyet örgütü Türkiye’de var mı?
- Türkiye’de siyaset ulus için mi yapılıyor, yoksa kendi çıkarlarını korumak için mi yapılıyor?
- Türkiye’de Hukuk sistemi Halk için mi çalışıyor, yoksa bireysel siyaset için mi çalışıyor?
- Medya organları Türk Ulusunun haber alması için mi faaliyet gösteriyor, yoksa diğer ulusların Türkiye İçin yaptığı senaryoların reklamını yapmak ve bu senaryoları destelemek için mi faaliyet gösteriyor?
Saygın dostlar,
Ben 2009 yılının Kasım sonu ve devam eden
olayları takip ederek ve her yazımı da olduğu gibi yine Aralık sonunda da ve de
takip eden tüm yazıların sonuna şu ibareyi koymuştum…
Pekiyi bunu ben nereden biliyordum…
At gözlüğü takmadan araştırma yapıyordum…
Hiçbir siyasi partinin sözcülüğünü yapmadan
yazıyorum…
Okuyan var mıydı bilemiyordum ve de takip
etmiyorum reyting olgusuna inanmıyorum bir kişi okusa yeter diyorum…
Beş veya altı ay önceden başlayarak ne yazıp anlatmıştım;
“ Yılbaşından sonra önümüzde atı ay var bu
altı ayda dikkatli olmaz isek son altı ayda sonumuzun gelmesi yakındır son
derece dikkatli politikalar izlememiz gerek, bir zaman diliminde yaşıyoruz…
“
Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz” bunu söyleyen Mustafa Kemal ATATÜRK,
lütfen ulusumuz için mazeret uydurmayalım son derece dikkatli olalım...
Demiştim….
Şimdi ise yukarıdaki soruları soran halkımızın
içinden geliyorum…
Sene 01-10-2012…
Yine halk aynı tonda aynı şarkıyı okuyor,
haykırıyor ama bu şarkıyı duyan olmuyor çünkü herkesin kulağına ölü toprağı
dökülmüş, birbirlerini bile halk duymuyor, şimdiki zaman dilimi böyle…
Ben bu
filimi görmüştüm diyen tekrar gözleri kör oluncaya kadar oturup seyrediyor…
Gözleri kör olsun…
Ve ben bir şey başaramadığım için, o şeyin ne
olduğunu bildiğim için ama o şeyi yapmaktan kaçındığım için geçekten bu zaman
diliminde utanıyorum…
Saygılar…
Rogg & Nok Genel Yayın Yönetmeni
Cessur Demirali Gürsu
On üçüncü Anlatım sonu
İkinci Kısım devam edecektir
Birinci Bölüm Devam Edecektir

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder