Cumartesi, Aralık 10, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -48-

2009

Okurlarım,

O yıllarda yazıma başlarken İyi haftalar…

Diyerek yazıma başlamak isterdim....

Ne acıdır ki bu devirde ilk bilgilere göre kan davası ve silahların gölgesinde başlayan ve haftanın ilk gününe bomba gibi düşen haber…

Tarih 4 Mayıs 2009:

Mardin'in Mazıdağı İlçesi'ne bağlı Bilge Köyü'nde düğün yerine maskeli kişilerin 4 değişik koldan otomatik silahlarla yaptığı saldırıda ortalık kan gölüne döndü. Kanlı baskında 6'sı çocuk, 16'sı kadın toplam 44 kişi hayatını kaybetti.

Mardin'e 40 kilometre uzaklıktaki 300 nüfuslu Bilge Köyü'ndeki saldırı saat 21.30 sıralarında 4 koldan başladı ve 15 dakika sürdü. Maskeli saldırganlar eski köy muhtarı Cemil Çelebi'nin kızının nişanının yapıldığı evde toplanan çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu kalabalığı otomatik silahlarla taradı. Çevrede duyulan silah sesleri köyde nişan olduğu bilindiği için normal karşılandı.

İster kan davası ister terör olsun, bu silahların nereden geldiği ve nasıl el değiştirilerek bu katliamın yapıldığı piyon olarak kullanılan katillerden ziyade azmettiricilerin bu silahları nasıl verdikleri beni daha çok ilgilendiriyor dostlar, hepinizin başı sağ olsun diyerek bu haftanın ikinci gününde yazıma devam ediyorum…

Bildiğiniz gibi 1 Mayıs coşku ve hüzün içende Taksim’de toplandı, ne olursa olsun ben sevinim…

O yılları hatırladım…

Olayları ve sonuç ilişkisini düşündüm…

Düşünmek tek başına düşünmemekten daha iyidir, düşünmek doğru kararları vermek olsa ve özgürce bağımsız yaşansa daha güzel olurdu…

Umut fakirin ekmeğidir…

Bu terimi biraz daha açacak olursak özgürlük ve barış tüm insanların yarını olmalıdır işte bunu umut etmeliyiz…

Parsı olmayıp umudu olan herkes hele bu devlete düşünen ve fikir üreten kişiler umut bakımından fakir…

Durup seyreden sayınlar…

Susup seyirci kalan sözde yazar bozuntuları…

Yaptıkları yanlarına kâr kalacağını zanneden siyaset sayınları, şimdi kendi aralarında göstermeli olarak görülmeden görevi devredenler…

Kendi kendilerine umudu olanlar halkını tanımayanlar geleceğe bakarak umutlu zengin fakat yüreksizler…

Umudun ikiziz kardeşi Umutsuzluktur…

Bunları düşünen umutlu insanlar ise ya habiste veya ağızları kapatılmış boğuluyorlar, hal böyleyken  sözde umut simsarlığı yapanlar TBMM’de oturuyorlar…

Saygı ve sevgi kaldı mı?...

Hayır kalmadı…

Bakın her yazımda aşağı yukarı şu tespitlleri yapıyordum hafta sonlarına dikkat edelim…

Evet dikkat etmemiz gerek daha önümüzde çok hafta sonları var dostlarım…

Tribünler oynamak…

Revizyon yaptığını tam haberler başlarken açıklamak…

Akalarındaki bağlantıyı ve arasındaki gizli senaryoyu fark ettirmeden anayasa değişikliğini yapma hazırlıklarını açıklamak…

Düşünüyorum çünkü varım…

Evet bu senaryolar içinde halk var ve bu kokuşmuş düzenin içinde olmamakla birlikte bende o halkın bir parçasıyım….

Ergenekon davası bazı gizli senaryoları görmememiz için yapılmış bir düzenin parçası olduğunu artık biliyoruz. Ve ne zaman gizli bir senaryo gündeme gelecek ise önce veya sonrasında bu Ergenekon senaryosu yönetme konuyor…

Önümüzde 19 Mayıs 2009 var, bu gün Salı oluyor Salı sallanır mı?...

Bunu bilemem ama bildiğim bir şey var,  bir iki hafta sonra yine hafta sonda veya haftanın en yoğun olduğu zamanlarda bu senaryo oyuncuları ile birlikte sahneye konacak, şimdi tezgâh ve artistler aranıyor, bulunduğu zaman kara perdede, pek yakında bu sinemada…

Deşifre edilmiş artistler sahneden çekiliyor,  yerine taze kan tabir edilen ve Medyayı oyalayacak kişiler özenle seçilip sahneye kondu…

TC. ve KKTC de olduğu gibi…

Geçmiş ve günümüz politikalarına bakarsak Batı cephesinde bir şeyin değişmediğini görebilirsiniz…

Milli eğitim politikalarına geçmişten günümüze KKTC ‘ni inceleyerek kaldığımız yeden bakalım…

Geçmişte dostum Birol Özter’in araştırmasını yayınlamıştım yine aynı araştırmanın devamını yorumsuz olarak yayınlıyorum, bu araştırma AKP hükümetinin ilk yıllarına dayanır…

Bu yazıyı inceleseniz yapılan Türkiye’deki bilinçsiz ve şu andaki senaryoların başlangıcı olarak denem amacı ile KKTC yi Kullanarak yapmaya hazırlanan senaryoların, dış politik akımların bu olguda büyük payı olduğunu düşünmenizi istiyorum, 2009 Mayıs ayının ilk günlerinde revizyon amaçlı biliyorsunuz dışarıdan atanan bir bakan ve Milli Eğitimimizin başına geçirilenler var…

İşte 2006 yıllarının ortalarında da yapılan o araştırma:

KKTC’ de Yeni Tarih Ders Kitaplarında Hıristiyanlık Propagandası Yapılmaktadır

ARAŞTIRMA : Birol Özter

Sosyal Bilgiler 5.

Sayfa 114: “Apostolos Andreas (papaz) Rum inanışına göre asasını yere vurdu ve su fışkırdı.  Gittin mi, anlat” denilmiştir.

Bu ifade ile “Git gör ve ödev olarak anlat” talimatı verilmektedir.  Apostolos Andreas bir papazdı. Türk çocuklarına Hıristiyan mitolojisinden yapılan alıntılar ve papazların sözde gösterdikleri kerametlerle öğretilmek istenen nedir?

Sosyal Bilgiler 6.

Sayfa 41: “Gelin dünyada en yaygın tek tanrılı din olan Hıristiyanlığın nasıl doğduğunu öğrenelim” denilmiştir.

Hıristiyanlığın çocuklara öğretilmesi bu ifadelerle zorunlu kılınırken, İslam öğretisi için tam tersi bir yaklaşım sergilenmektedir. Örneğin Sayfa 69’da İslamiyet söz konusu olunca “MERAKLISI İÇİN” başlığı konularak İslamiyet’in öğretilmesinin zorunlu olmadığı vurgulanmaktadır.

Sayfa 41:  “Hıristiyanlığın sembolünün ne olduğunu düşünüp çizer misin?” denilerek Öğrencilere görev verilmektedir.

Çarmıha gerilmiş İsa tablosu kitaba alınarak, Müslüman-Türk çocuklarından bu tabloyu çizerek öğrenmeleri istenmektedir. Haç Hıristiyanlığın sembolüdür, Bu yaklaşımla bir yandan Hıristiyanlık öğretilirken, diğer yandan Hıristiyanlık propagandası yapılmaktadır.

İslamiyet’le ilgili hemen her açıklamanın başına “Meraklısı İçin” ibaresi koymakla yetinmeyenler, daha da ileri gidilerek öğrencilere “Sen Medineli bir gazeteci olsan Hz. Muhammet’le nasıl bir röportaj yapardın” sorusu ödev olarak öğretilmektedir. Öğrencilerden Hazreti Muhammet ile röportaj yapılmasını isteyen bir zihniyeti hangi akıl ve mantığa nasıl sığdırabilirsiniz? Bu İslami sapkınlığın takdirini okuyucuya bırakıyoruz.

Sayfa 42: “Kutsal Kitap İncil tüm insanlığa gönderildi” denilmiştir.

Bu cümle ile Türk ve Müslüman çocuklara “İncil sizin kutsal kitabınızdır” mesajı verilmekte İslam’ın kutsal kitabı Kuran dışlanmakta, “bütün insanlığa gönderilmedi” imajı verilmektedir.

Sayfa 42: “YORTU-PASKALYA-NOEL-Noel Ağacı, Meryem Ana gibi kavramların Hıristiyanlar için önemi hakkında bilgi toplayalım” denilerek ödev verilmektedir.

Hıristiyanların kutsal kabul ettiği bu günlerin öğretilmesi zorunlu kılınırken, İslam’la ilgili diğer konularda olduğu gibi, Sayfa 72’de “Kurban ve Ramazan Bayramları” için “Meraklısı İçin” denilerek zorunluluk kaldırılmıştır.

CTP iktidarı tarafından hazırlanan ve CTP Milli Eğitim Bakanı tarafından “Gurur duyarım”, CTP Başbakanı tarafından “evrensel, bilimsel değerler” olarak nitelenen (Yeni Düzen -26 Mart 2007) bu kitaplar çocuklarımızın Hıristiyanlık öğrenmesine hizmet etmektedir. CTP Başbakanı’nın evrensel ve bilimsel değerlerinin ne olduğu da sergilenmektedir.

Sayfa 42: Büyük Roma İmparatorluğu’nun şeması verilmiştir (Doğu ve Batı ROMA İMP.nun BAŞKENTİ-DİLİ-DİNİ- DİNİ MERKEZİ, Dini Lideri, Yıkılış Tarihi).

Büyük Roma İmparatorluğu bu şekilde öğretilirken kitaplarda yer alan çok sayıdaki Anadolu haritasının üzerinde “Bizans İmparatorluğu, Klikya Ermeni Prensliği, Küçük Ermenistan, Ermenistan v.s” ibareler defalarca kullanılmıştır. Kıbrıs’ta KKTC yok sayılırken, Anadolu’da Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı da görmezlikten gelinmekte Anadolu’nun Türklüğü kitaplardan, söylemlerden, haritalardan silinerek reddedilmektedir. Rum mantalitesi ve Rum ağzı ile gerçekleşen bir yazılım söz konusudur. Kitaplara Rum bakış açısı hakimdir. Petros Papapolivyu isimli Rum öğretim görevlisi bu kitapların, Vassos Karageorghis’in ‘Kition, Mikaenaen and Phoenicean Discoveries in Cyprus’ isimli kitabından alıntı oldukları iddiasında bulunurken, Rum gazeteleri “AB Kıbrıslı Türkleri Elenler gibi düşünmeye zorluyor.” başlığını atarken tamamen haklıymışlar. Bu tarih kitapları Rumların bu söylemlerinin ispatıdır. 

Sayfa 42: “İstanbul’da bulunan Ayasofya Kilisesi Ortodoks Hıristiyanlar için kutsal bir mekândır” denilmiştir.

Kitaplar Rum Kilisesi’nin Başpapazı tarafından yazılmış olsaydı Rumların ve Hıristiyanların isteği ancak bu kadar başarılı ifade edilebilirdi?

Hıristiyan ve Ortodokslar için önem taşıyan her şey bu kitaplarda yer almıştır. Her şey Hıristiyan ve Rum-Yunan bakış açısı ile irdelenmektedir. Rum ve Hıristiyan inançları Rum ağzı ile çocuklarımıza öğretilmeye çalışılmaktadır. Ayasofya beşbuşuk asır önce cami olmuştur.  1934’ten itibaren yani 73 yıldır müze olarak kullanılmaktadır. Bu tarihi gerçekler ortada dururken  “İstanbul’da bulunan Ayasofya Kilisesi Ortodoks Hıristiyanlar için kutsal bir mekândır” diyerek Rum-Yunan propagandasına yalakalık yapmanın anlamı nedir?

Bu yaklaşım ile askeri eğitimlerinde “İstanbul’a gideceğiz, Ayasofya’ya haç dikeceğiz” marşları okuyan Yunan efsunlarının yaklaşımları arasında ne fark vardır?’

Bu yaklaşım ile İstanbul’a toplarla girerek Moğolları ve Türkleri öldürerek İstanbul’a sahip olacaklarını yazan STOHOS gazetesi arasında ne fark kalmıştır?! (Batı Trakya Türklerine dağıtılan fanatik Yunan gazetesi)

Sayfa 43: “Apostolos Andreas Manastırı’nın önemi hakkında bilgi edinelim” denilerek öğretmene ve öğrenciye görev verilmektedir.

Apostolos Andreas isimli papazın ve Apostolos Andreas Kilisesi'nin toplumumuzla yakından uzaktan ne ilgisi var ki çocuklarımıza belletilmek isteniyor. Bunun Hıristiyanlık propagandasından başka ne amacı olabilir ki?

Türk çocuklarına Hıristiyanlık öğretisi zorunlu ama İslamiyet öğretisine gelince Sayfa 69’da  “Kandil Gecesi: Peygamberin doğumu” için ‘Meraklısına ve Sayfa 71’de yine “Ramazan ve Kurban Bayramı” söz konusu olduğunda “Meraklısı İçin” notu düşülmüştür. Bunları yapanların, ders kitaplarına böylesi talimatları koymaktan zerrece hicap duymayanların Türk ve Müslüman olduğunu düşünmek olanağı var mıdır?

Sayfa 72: “Hacer-ül Esved: Göktaşı olduğu düşünülür ama Müslümanlar bunun cennetten geldiğine inanırlar” denilmiştir.

Burada öğrencilere “biz değil, Müslüman olanlar bunun cennetten geldiğine inanırlar ama biz yutmayız, biz onun göktaşı olduğunu düşünüyoruz. Siz de böyle bilin” mesajı verilmektedir. Aynı zamanda bu kitabı yazan ve onaylayanların Müslüman olmadıkları mesajı da verilmektedir.

Sayfa 74: Yine 2 tane “Meraklısı İçin” talimatlı bilgi verilmektedir. Bunlardan biri Kıbrıs Türkleri ve İslam Dünyası tarafından kutsal bir yer olarak kabul edilen “Hala Sultan Tekkesi” diğeri ise “Kuran-ı Kerim Hakkında bilgi” başlıklı bölümdür.

Hiç yorum yok: