2009
Cuma, Aralık 09, 2011
2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -47-
Okurlarım,
Sevgili çocuklarım,
Bazı büyükleriniz çıkarları için çalışıyorlar, bunları örnek almadan siz ülkeniz için çalışın, gelecekte de bu gün gibi hatta daha iyi bir ortamda bu anlamı günü kutlamanızı umuyorum…
23 Nisan 2009 bu tarihi unutmayın ilerde yaşarsam sizlere bu tarihi hatırlatacağım önlem alınmaz ise şimdiki gibi dünya ve Türk Çocuklarımız yağmurda, çamurda, güneşin alnında aydınlığı görmek için bayramlarını kutladılar diyemeyeceğiz, 1979 dan beri dünyada kutluyor ilk çocuk bayramı bizde idi diye kendimizi avutabileceğimizden korkuyorum, yazım başlığına ters gelebilir, Korkusu olan namert olsun “ demiştim evet korkmuyorum çünkü umut taşıyorum , hakaret etmeden eleştiriyorum, “ Bugün varız yarın yokuz bizi unutma ey halkım “ derken de umut denizinde umudu bir kere daha yansıtıyorum,
Umut etmek durup susmak değildir….
Bazı olguları geleceğimiz Çocuklarımız için düzetmeye uğraşmak ve bu uğraşı aşılamaktır, umut körü körüne bekleyip durmak değildir…
Susmayalım fikrimizi açık, açık söyleyin, çocuklarımızın geleceği sizin susup susmamanıza bağlı, ülkemiz eden gidiyor yakalayın, hiç bırakmayın çekin ipi göğüsleyin, çekinki onlar çekmesinler….
Dost ve umutlu arkadaşlarım,
Senaryolar o kadar hızla gelişiyor ki önlem alınmazsa zaman içinde Türk tarihide aynı senaryo gereği tahrip edilip öretilecektir…
19 Nisan 2009 tarihinde KKTC’de yönetim değişti önceki yönetim ne yaptı şimdi neler olacak işte takip etmemiz gerek husus budur…
Daha önceki yılarda KKTC’de yapılan senaryo gereği tarih kitaplarının nasıl tahrip edilip öğrencilere verildiğini gösteren yazım 2006 – 2007 yıllarında yazdım işte o ibret alınacak yazım…
Dostum Birol Özter' in araştırması ile devam edeceğim bu çalışma bizleri aydınlatan ve bazı olguları daha iyi anlamamıza yardımcı olacak görüşündeyim, araştırmayı şimdi yorumsuz olarak dizi halinde sunuyorum…
Dostum Birol Özter’e teşekkür ederim....
Akritas 1964 ve İfestos 1974 katliam planlarına eklenen yeni plan
Kıbrıs’ta Tarihin Tahribini...
· Çocuklarının hafızalarından tarihi silinen milletler yok olmaya mahkûmdurlar.
· Tarihi olmayan toplumların Coğrafya’sı da olamaz
· Kıbrıs Türküne dayatılan Tarih kitapları, Kıbrıs Türkünün tarihindeki şanlı bir dönemin tahribidir.
Yazar Birol Özter
GİRİŞ
“Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek,
On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç ek,
Yüz yıl sonrasını düşünüyorsan gençliği eğit.”
Yukarıda eğitimin halklar için önemi vurgulanmaktadır.
Günümüzde dünya devletleri silah zoru ile yapamadıklarını eğitimle yapmaya çalışmaktadırlar.
Bugün Avrupa Birliği ve Rum-Yunan ikilisi dün silah zoruyla, soykırımlarla, katliamlarla yok edemedikleri Kıbrıs Türk Halkını Tarihlerini ders kitaplarından silerek yani KÜLTÜR EMPERYALİZMİ ile yok etmeye çalışmaktadır.
Bu yazı dizimizde bizler 3 yıldır çocuklarımıza okutulan Kıbrıs Tarihi kitaplarında:
1. Hıristiyanlık Propagandası yapıldığını
2. Türk çocuklarına KIBRISLILIK aşılanmaya çalışıldığını
3. Türk İnsanına ve Türkiye’ye husumet pompalandığını
4. Rum’un aklanmaya çalışıldığı ve Rum’a sempati geliştirilmeye çalışıldığını
5. Yunan Mitolojisi ve safsatalarına yer verildiğini
6. Tarihin Olmazsa olmazlarına uyulmadığını
7. Bu kitapların Anayasaya, Milli Eğitim Yasasına ve Öğretmenler Yasasına aykırı olduklarını,
Belgeleri ile ortaya koyacağız…
“Geleceğimizi kim, nasıl şekillendiriliyor, bugünün çocukları, yarının gençleri nasıl eğitiliyor?” sorularına yanıt arayarak okul kitaplarımızı değerlendirdiğimiz zaman dehşete kapılmamak olanağı yoktur. Kıbrıs Türkünü top ve tüfekle, toplu mezarlara doldurarak yok edemeyenler şimdi Kültür emperyalizmi ile hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadırlar. İtiraf etmek durumundayız ki bu hedeflerinde büyük yol almışlar, okullarımızda okutulan ders kitaplarını bile kendi menfur amaçları doğrultusunda şekillendirecek etkinliğe ulaşmışlardır. İçimizdeki bazı gaflet odakları dış mihraklardan aldıkları ilham doğrultusunda hizmet sunmayı görev bilmektedirler. Gaflet içindeki bu çılgın gidiş nereye kadar sürdürülebilecektir?
Yavru vatan bildiğimiz Kıbrıs’ta verdiğimiz ulusal varoluş mücadelesini genç nesillere art niyetlerden arınmış olarak doğru ve objektif şekilde aktaracak ders kitapları (Kıbrıs Milli Türk Tarihi) maalesef hala kaleme alınmamış, öğrencilerimizin bilgisine sunulmamıştır. Gençlerimize yıllardır milli mücadelemiz anlatılmamaktadır. Yaratılan eğitim boşluğundan yararlanan dış güçlerle aramızdaki işbirlikçileri Kıbrıs Türklerine kendi siyasi ve ideolojik çıkarları doğrultusunda uyduruk, yalan, yanlış ve Hıristiyan hurafeleri ile dolu sözde tarih kitapları dayatmış bulunmaktadırlar. Tarihini bilmeyen veya yanlış bilen insanlarımızın sayısı hızla artmaktadır. Tarihini, ulusal mücadelesini ve Türklüğünü bilmeyen bir nesil yetiştirilmesine göz yumma lüksümüz yoktur. Tarihini ve atalarının verdiği mücadeleyi bilmeden yetiştirilen gençlerimizin yaşam güzergâhları üzerindeki tuzakları görmelerini, Rum-Yunan ikilisinin ENOSİS mücadelesine direnmesini, devletine, bağımsızlık ve özgürlüğüne sahip çıkmasını beklemek mümkün değildir. Gençlerimize tarihlerini öğretemezsek, onlardan bu davaya ve bu güzel vatana sahip çıkmalarını bekleme hakkımız olamaz. KKTC bize altın tepsiyle sunulmadı. Tarihle şakalaşmak adına da kurulmadı. Türk milletinin kanı ve canı pahasına basit bir coğrafya parçasından vatana dönüştürüldü. KIBRISLILIK bir milliyet değil, bir AİDİYETTİR. Biz Kıbrıs’ta yaşayan Türk milletiyiz. Uyduruk tarih kitapları ile Türklük bilincini hafızalarımızdan silebileceklerini, OSMOSİS politikası çerçevesinde Kıbrıs Türklerini Türk ulusundan kopararak Rum çoğunluk içinde yok edebileceklerini hayal edenlere verilecek en doğru yanıt, tarihimize, ulusal mücadelemize ve bu mücadele ile yaratılan değerlerimize sonsuza kadar sahip çıkacağımızı bilfiil ortaya koymaktır.
Geçmişini unutan toplumların geleceği de olamaz. Tarih aynı zamanda bir erken uyarı sistemidir. Ne kadar geriye, geçmişe gidebilirsek, o kadar ileriyi görebilme imkanımız doğar. Rum-Yunan dostları istedi diye çocuklarımızdan milli tarihlerini gizlemekle hafızasız ve pusulasız bir gençlik yetişmesine neden olunmaktadır. Halkımıza dayatılan sözde tarih kitaplarının vereceği tahribatı ve zararın büyüklüğünü bundan önceki uyarıcı yayınlarımızla ortaya koymuştuk. Ne var ki iktidar sahipleri gerçeklere kulaklarını tıkamış bulunmakta, korkunç gaflet ve hatalarında direnmektedirler. Biz uyarılarımızı yapmayı ve gerçekleri halkımıza anlatmayı ısrarla sürdüreceğiz. Halkımızın yanlışta ısrar edenlere yönelik tepkisi çığ gibi büyümektedir. Varsın onlar hatalarında dirensinler, varsın kendilerine dikte ettirilen gaflet politikasında ısrar etsinler. Türk tarihi bu tür gaflet erbaplarının sayısız örnekleri ile doludur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder