Cumartesi, Aralık 03, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -12-

2008

Sevgili dostlarım,

1 Mayıs 2008 tarihinden bu yana sizlere yazı yazmıyorum bunu sebebi ise bekle ve gör olduğunu unutmayın.

Şimdiki yazım çok uzun olacak beş aylık özlem, sizlerle dertleşmek, işte bunu yüzünden  kusura bakmayın dostlar…

NOK elemanları biz olarak bazı olayları önceden tahlil ve teşhis ederiz, tedaviyi ve ilacı sizlere söyleriz, hasta olan kişiye müdahale etmeden etik olarak hastanın kendisini iyi etmesini sağlarız..

Hasta kendini tedavi etmez ise şimdiki gibi kangrene doğru bir gidiş  olur.

NOK grubu etik olarak hastaya hasta istemez ise o kangren bile olsa bu kangren olan kesimi kesemeyiz, bunun yanında NOK gurubu içinde yani teşkilatımızda bir boşluk, bir yanlışlık olduğu zaman, bu içimizdeki olan veya çalıştığımız gruplarda, kısaca grubumuzda olursa yerinde müdahale ederek, hukuksal olarak ve grup yasaları uyarınca kangrenli kişi ve bölgeleri keser atarız.

Şunun da bilinmesinde fayda görüyorum, 11 Kasım 1938 den bu yana hiçbir elemanımız bu duruma düşmedi buda bizim başarımız sayılır zannederim…

Evet dostlarım,

Yazılarımızı takip edenleriniz bilirler bizler hiçbir medya gurubuna dâhil veya hiçbir siyasi parti altında çalışmıyoruz.

Siyaseti seviyoruz fakat dürüst ve halkımıza yarlı olmak için bağımsız çalışmayı ve bağımsız hareket etmeği daha uygun bulduk..

Aramızda siyasi partilere üye olan, bu parti ve oluşumlarını takip eden, yine bu işi meslek haline getirmiş yasal olarak elemanlarımızda mevcuttur..

Bu açıklamayı yapmamın nedeni ise her siyaset ile uğraşan kişi, destekleyicisi, partilerin artık ayağını yorganına göre uzatmasını açık, açık NOK grubu olarak bildirdiğimizi, sizlerle paylaşmak istedim, önceleri bunu paylaşmaya halkımız hazır değildi, tehlike o boyutlara geldi ki artık uyarılarımızı açık ve anlaşılır olarak yapıyoruz, takdir halkımızındır…

Başta iktidar partisi olarak Halkı daha fazla anlamsız olaylarla oyalamaması için bu açıklamayı yapıyorum.

Tehlike çok büyüyor, durum değerlendirmesi yapmak grubuz kadar ulusumuzun da hakkıdır buna bir dur deme vakti geldi.

Hukuksal ve yaslar uyarınca uyardık, içimize fitne sokmayın siyaseti dürüst ve halkın çıkarları için yapın, dedik daha sora şunları ekledik. Dış güçler ülkemizi bölmek için sizin yapacağınız siyaseti izliyor. Uyarısını defalarca yaptık ve dış güçlerin aranıza soktuğu halen içinizde bulan legal veya illegal çalışan istihbarat elemanlarına dikkat edin dedik..

Uyarılarımıza devam ettik, bu istihbarat elemanları sizin bu yaptığınız işlerden, siyasi amaçlarınızdan kendilerine pay çıkarıp bağlı bulundukları ülkelere hemen her an haber veriyorlar..

Yukarıdaki uyarıyı “ ne olacak “  biçiminde alaycı bir tavır sergileye sayınlar, sayesinde bu istihbarat elemanları bu gün ve gelecekte,  bu ülkelerde, bu cennet vatan üzerinde çeşitli senaryolar kurarak uygulamaya sokuyorlar dedik.

Medya olayı ve istihbarat olayı içinde çok çeşitli kaynaklardan çok uyarılarımız olmuştu. Yine din simsarları ve diğer devlet unsurları bunu görmemezlikten gelerek, çıkarları doğrultusunda hareket etmeği siyaset yapıyoruz diye yutturmaya çalıştılar, o boyalı medya ve TV kanaları el değiştire, değiştire şimdiki duruma Türk gençliğini ve halkımızı içinden çıkılmaz bir kaos ortamına gelmesine sebep oldu...

Senaryonun ana temasını anlamak istemediniz sayınlar, medyanın gücünü kullanan bir gün gelir onların kölesi olur, bu boyalı medya ve yandaşları olan görsel medyanın birinci hedefi geç beyinleri yıkamaktı.

Bu medya fark ettirmeden önce parasal ödüller sonra topluluklar kurarak,   en büyük özellikleri olan yalan haber yaymaya, görüneni göstermemek, görünmeyeni göstermek olan bu sektör, daha öncekiler gibi şimdide medya ile ülkemizin gençliğinin özeti toplum olmasını yönünde büyük yol kat etti. Dış güçlerin silah zoru ile yapamadığını bir iki kartel medya gurubu başardı,  yaptıklarını görmemesi için değişik senaryolar ve oyunlar içindeler, diye uyardık yine dinlemediniz sayınlar.

Bunun yanında bazı üniversitelerimizde öğrencilerimiz yavaş, yavaş uyanıyorlar, örneğin Hacettepe üniversitesinde 15 Ekim 2008 Çarşamba günü kendi çaplarında bir duyuru yayınladılar:

Genç üniversite öğrenci arkadaşlarımızın duyuruları:

AKP;

Üniversitemizi;

-Emperyalistlerin çiftliği haline getirmekte Amerikancılaştırılmakta;

-Hakkını aramayan, mücadele etmenin adını bile unuttuğu sinmiş bir gençlik yaratmak için gericileştirilmekte;

-Bireyciliği teşvik ederek, bizleri toplumun geleceğini umursamayan, sermayenin ara elemanı, köleler yapabilmek için piyasacılaştırmakta.

Evet her şeyin farkındayız. Hepsine evet, ama alışıyoruz. Alışmamak alıştırmamak için birlik olmalıyız.

Birlik olmak; birlikte olmak birlikte tartışmak, birlikte üretmek ve mücadele etmek demektir. Düşünmek ve müdahale etmek demek. Okumak ve anlatmak demek. Sıra arkadaşın için, ülken için, bu ülkedeki milyonlarca işsiz için, tüm dünyadaki kardeşlerimiz için harekete geçmek demek.

Birlik olmadıkça teslim alacaklar, gericileştirecekler, Amerikancılaştıracaklar. Çünkü onlar fazlasıyla “organize”ler. Bunu değerini o kadar  güveniyorlar ki!.. Sınıflarda, okullarda, sokaklarda, emperyalizmin işgali altındaki Ülkelerde faaliyet yürütüyorlar. Kapı, kapı geziyorlar, rüşvet ve sadaka dağıtarak yaygınlaşıyorlar. Kokuşmuşluktan ve eşitsizlikten besleniyorlar.

Birlik olmazsak kazanacaklar! Üniversitemiz de, ülkemizde…..

Birlik olursak engelleriz. Güçlerimizi birleştirirsek, kendi projeleri için dikensiz gül bahçesi yapmak istedikleri üniversitemiz, AKP’ye ve AKP’ciliğe set çekebileceğimiz yerler haline getirebiliriz!

Çağrımız, Yurtsever cephe öğrenci birliklerini üniversitemizdeki, yurtsever ve ilerici öğrencilerin güçlerini birleştirecekleri bir zemin olarak kurmak için… Çağrımız okulumuzda piyasacılığın, gericiliğin ve Amerikancılığın izlerini silmek için 22 Ekim Çarşamba saat 16:45 Yıldız Amfi m8 de buluşalım….

Hacettepe Üniversitesi Öğrencileri      
 Yukarıdaki duyuruya ben yorum yapmıyorum bu uyanışa karar vermek veya düşünmek sizindir dostlarım…

Hiç yorum yok: