2008
Sevgili dostlarım,
1 Mayıs 2008 tarihinden bu yana
sizlere yazı yazmıyorum bunu sebebi ise bekle ve gör olduğunu unutmayın.
Şimdiki yazım çok uzun olacak beş
aylık özlem, sizlerle dertleşmek, işte bunu yüzünden kusura bakmayın
dostlar…
NOK elemanları biz olarak bazı
olayları önceden tahlil ve teşhis ederiz, tedaviyi ve ilacı sizlere söyleriz,
hasta olan kişiye müdahale etmeden etik olarak hastanın kendisini iyi etmesini
sağlarız..
Hasta kendini tedavi etmez ise
şimdiki gibi kangrene doğru bir gidiş olur.
NOK grubu etik olarak hastaya hasta
istemez ise o kangren bile olsa bu kangren olan kesimi kesemeyiz, bunun yanında
NOK gurubu içinde yani teşkilatımızda bir boşluk, bir yanlışlık olduğu zaman,
bu içimizdeki olan veya çalıştığımız gruplarda, kısaca grubumuzda olursa
yerinde müdahale ederek, hukuksal olarak ve grup yasaları uyarınca kangrenli
kişi ve bölgeleri keser atarız.
Şunun da bilinmesinde fayda
görüyorum, 11 Kasım 1938 den bu yana hiçbir elemanımız bu duruma düşmedi buda
bizim başarımız sayılır zannederim…
Evet dostlarım,
Yazılarımızı takip edenleriniz
bilirler bizler hiçbir medya gurubuna dâhil veya hiçbir siyasi parti altında
çalışmıyoruz.
Siyaseti seviyoruz fakat dürüst ve
halkımıza yarlı olmak için bağımsız çalışmayı ve bağımsız hareket etmeği daha
uygun bulduk..
Aramızda siyasi partilere üye olan,
bu parti ve oluşumlarını takip eden, yine bu işi meslek haline getirmiş yasal
olarak elemanlarımızda mevcuttur..
Bu açıklamayı yapmamın nedeni ise
her siyaset ile uğraşan kişi, destekleyicisi, partilerin artık ayağını
yorganına göre uzatmasını açık, açık NOK grubu olarak bildirdiğimizi, sizlerle
paylaşmak istedim, önceleri bunu paylaşmaya halkımız hazır değildi, tehlike o
boyutlara geldi ki artık uyarılarımızı açık ve anlaşılır olarak yapıyoruz,
takdir halkımızındır…
Başta iktidar partisi olarak Halkı
daha fazla anlamsız olaylarla oyalamaması için bu açıklamayı yapıyorum.
Tehlike çok büyüyor, durum
değerlendirmesi yapmak grubuz kadar ulusumuzun da hakkıdır buna bir dur deme
vakti geldi.
Hukuksal ve yaslar uyarınca uyardık,
içimize fitne
sokmayın siyaseti dürüst ve halkın çıkarları için yapın, dedik daha sora şunları ekledik. Dış güçler ülkemizi bölmek için sizin
yapacağınız siyaseti izliyor. Uyarısını defalarca yaptık ve
dış güçlerin aranıza soktuğu halen içinizde bulan legal veya illegal çalışan
istihbarat elemanlarına dikkat edin dedik..
Uyarılarımıza devam ettik, bu istihbarat elemanları sizin bu yaptığınız işlerden, siyasi
amaçlarınızdan kendilerine pay çıkarıp bağlı bulundukları ülkelere hemen her an
haber veriyorlar..
Yukarıdaki uyarıyı “ ne olacak “ biçiminde
alaycı bir tavır sergileye sayınlar, sayesinde bu istihbarat elemanları bu gün
ve gelecekte, bu ülkelerde, bu cennet vatan
üzerinde çeşitli senaryolar kurarak uygulamaya sokuyorlar dedik.
Medya olayı ve istihbarat olayı içinde çok
çeşitli kaynaklardan çok uyarılarımız olmuştu. Yine din simsarları ve diğer
devlet unsurları bunu görmemezlikten gelerek, çıkarları doğrultusunda hareket
etmeği siyaset yapıyoruz diye yutturmaya çalıştılar, o boyalı medya ve TV
kanaları el değiştire, değiştire şimdiki duruma Türk gençliğini ve halkımızı
içinden çıkılmaz bir kaos ortamına gelmesine sebep oldu...
Senaryonun ana temasını anlamak istemediniz
sayınlar, medyanın gücünü kullanan bir gün gelir onların kölesi olur, bu boyalı
medya ve yandaşları olan görsel medyanın birinci hedefi geç beyinleri
yıkamaktı.
Bu medya fark ettirmeden önce parasal ödüller
sonra topluluklar kurarak, en büyük özellikleri olan yalan haber yaymaya,
görüneni göstermemek, görünmeyeni göstermek olan bu sektör, daha öncekiler gibi
şimdide medya ile ülkemizin gençliğinin özeti toplum
olmasını yönünde büyük yol kat etti. Dış güçlerin silah zoru ile yapamadığını
bir iki kartel medya gurubu başardı, yaptıklarını görmemesi için değişik
senaryolar ve oyunlar içindeler, diye uyardık yine dinlemediniz
sayınlar.
Bunun yanında bazı üniversitelerimizde
öğrencilerimiz yavaş, yavaş uyanıyorlar, örneğin Hacettepe üniversitesinde 15
Ekim 2008 Çarşamba günü kendi çaplarında bir duyuru yayınladılar:
AKP;
Üniversitemizi;
-Emperyalistlerin çiftliği
haline getirmekte Amerikancılaştırılmakta;
-Hakkını aramayan, mücadele
etmenin adını bile unuttuğu sinmiş bir gençlik yaratmak için
gericileştirilmekte;
-Bireyciliği teşvik ederek,
bizleri toplumun geleceğini umursamayan, sermayenin ara elemanı, köleler
yapabilmek için piyasacılaştırmakta.
Evet her şeyin farkındayız.
Hepsine evet, ama alışıyoruz. Alışmamak alıştırmamak için birlik olmalıyız.
Birlik olmak; birlikte
olmak birlikte tartışmak, birlikte üretmek ve mücadele etmek demektir. Düşünmek
ve müdahale etmek demek. Okumak ve anlatmak demek. Sıra arkadaşın için, ülken
için, bu ülkedeki milyonlarca işsiz için, tüm dünyadaki kardeşlerimiz için
harekete geçmek demek.
Birlik olmadıkça teslim
alacaklar, gericileştirecekler, Amerikancılaştıracaklar. Çünkü onlar fazlasıyla
“organize”ler. Bunu değerini o kadar güveniyorlar ki!.. Sınıflarda,
okullarda, sokaklarda, emperyalizmin işgali altındaki Ülkelerde faaliyet
yürütüyorlar. Kapı, kapı geziyorlar, rüşvet ve sadaka dağıtarak
yaygınlaşıyorlar. Kokuşmuşluktan ve eşitsizlikten besleniyorlar.
Birlik olmazsak
kazanacaklar! Üniversitemiz de, ülkemizde…..
Birlik olursak engelleriz.
Güçlerimizi birleştirirsek, kendi projeleri için dikensiz gül bahçesi yapmak
istedikleri üniversitemiz, AKP’ye ve AKP’ciliğe set çekebileceğimiz yerler
haline getirebiliriz!
Çağrımız, Yurtsever cephe
öğrenci birliklerini üniversitemizdeki, yurtsever ve ilerici öğrencilerin
güçlerini birleştirecekleri bir zemin olarak kurmak için… Çağrımız okulumuzda
piyasacılığın, gericiliğin ve Amerikancılığın izlerini silmek için 22 Ekim
Çarşamba saat 16:45 Yıldız Amfi m8 de buluşalım….
Hacettepe Üniversitesi
Öğrencileri
Yukarıdaki duyuruya
ben yorum yapmıyorum bu uyanışa karar vermek veya düşünmek sizindir dostlarım…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder