2008
Önceki yazımda belirttiğim çerçeve doğrultusunda ilerlersek, bize bu çerçeve şunu gösterir..
Şimdiki bu din simsarları veya Millet Sakarya diyen sözde milliyetçi partiler pirim kazanmak yolu ile Türkiye’yi bilerek veya bilinç ve kafa yapıları müsait olmadığı için Türkiye’yi satmaya başlamışlardır…
Tek yukarıda belirttiğim legal veya illegal örgütlenen partiler ve başlarındaki kişiler olmasına rağmen bunu fakına varmayan veya iktidara gelmek için bireysel çalışan ve bu bireysel sorumluluklarını kişisel veya partisel çıkarları ile kullanan sol görüşlü veya kedilerine Atatürkçüyüm diyen parti yapıları olduğu bir aşikârdır.. Bu sol görüşlü partileri aynı kefeye koymamakla birlikte bu şimdiki yapıda payları olduğunu anlamaları gerekir.. Bu sol parter yaptıkları icraat devlet ve halk arasında bir takoz olarak yılardır bu görüntüyü veriyorlar, bu partiler zorda kalındığı zaman yanında olunan sonrada zaman geçince yaptıkları unutulan kalıcı bir icraat yapmadan, yaptıkları yapmadıklarında az olduğu için Türkiye bu duruma düşmüştür…
Bu görüntüler yıllarca her yazımda belirttiğim görünen geçeklerdir, şimdisize somut başımdan geçen trajik komik ama konumuzla bağlantılı iki olay anlatacağım:
Geçtiğimiz ay ortalarında Ankara ümitköyde bulunan Galeya İş merkezinin park yerinde benim arabama parkta ön tarafından başka bir araba vurmuş.
Daha sonrada medeni bir şekilde cama kendi plakasını yazarak ve de telefon numarasını bırakarak kazayı yaptığını belirten bir yazı bırakıp olay yerinden ayrılan bu kişi medeni cesareti var diyip bu kişiyi eşim arıyor, karşıdan nazik bir beyefendi çıkıyor, kazayı hanımını yaptığını belirterek “siz yaptırın ben parasını karşılarım” diyor. Eşimde bu sözlere güvenerek arabayı oradan kaldırıp eve geliyor…
Buraya kadar her şey medeni bir şekilde geçtiğini bana anlatı bende medeni bir şekilde olduğu için bu beyefendili bende aradım babasının hastanede olduğunu öğrendim geçmiş olsun diyerek telefonu kapattım…
Ertesi gün servise giderek ücretini ve arabanın ne kadar serviste kalacağını öğrendim servis şefine söyleyerek kişiyi aramasını söyledim, beyefendi servis sorumlusu aradı ve 450 – 500 YTL tutacağını ve arabanın 3 veya 4 gün serviste bulunacağından, benim için bir araba bulup bulamayacağını sordu karşıdaki beyefendi beni istedi.
Ben telefonu aldığımda o nazik bey gitmiş yerine hakaret eden bir beyefendi gelmişti Bana ve ustaya hakaret ederek “sen çokbilmişsin, o ustana söyle siz bir soyguncusunuz hiçbir para ödemiyorum derdinizi avukatımla görüşün” diyerek telefonunu kapattı.
Sonrada teflonunu o gün bir daha açmadı…
Bende olayın olduğu bölgedeki kolluk görevi yapan jandarma karakoluna şikâyete bulunmak üzere gittim…
Olayı oradaki görevli jandarma as subayına atardım as subay beni ve hanımım dinledikten sora bizden müsaade isteyip savcıyı aramak istedi…
İki buçuk saat savcını telefonunu boşalmasını bekledik sonra savcıdan gelen talimat üzerine işlemleri yaptık…
Bu olayı niye anlattım ona geliyorum kanunlar sarih, ben aynı şekilde bir terörist grubunu ihbar etseydim müdahale için savcılığı arayacaklardı ve o ihbar savcı gidin diyinceye kadar o terörist gurubu oradan ayrılıp gidecekti….
Aynı olay dağdaki karakollarda da oluyor terörist gurubunu gören askerlerimiz müdahale edemiyor istenildiği kadar nokta istihbarat verilsin ancak onlar ateş ederse karşılık veriliyor işte son durum bu dostlar Jandarma komutanlığı bütçesi artırılmıyor buda bir geçek…..
Tekrar söylüyorum savunma düzgün saldırıdan geçer…
Arama yapamayan kolluk kuvvetleri, terörist grubunu gördüğü halde yasalar gereğince savcılıktan veya Vali, Kaymakamdan emir almadan vuramayan bir kolluk kuvveleri ile bu memleket daha nasıl savunulabilinir?...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder