Çarşamba, Aralık 14, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -66- Ters siyaset

2010

Saygın okurlarım,

Gerçekten bu sayınlarla başımız belada…

İstihbarat oyunları ile zinciri kırması için başa getirilen sayınlardan bahsedeceğim…

Bu korkulan kişiyi siyasete soktukları zaman karşı görüşte olanların elleri daha kuvvetlenir, o kişinin eleştiri gücü sınırlanır gördüğü yanlışları bulunduğu zincirde söyleyemez çünkü o zincirin kırılacağından korkar, söyleyeceği her cümle onun aleyhinde kullanılacağını bilmektedir kısaca fikrini ve düşüncesini rahat,  rahat söyleyemeyecek duruma gelene kadar oyunun piyonu olur….

Şimdi sorabilirsiniz kimler siyaset yapmalı doğruları söyleyen mi, yalan söyleyen mi ?...

Bir dost sayın bir dost sayına bir T.V. programında seçimlerden hemen sonra “Bozguna mı uğradın arkadaşım” gibi bir kelime kullanmıştı…

Bozguna uğramak değildi bu zamanının ve yerini bilmemekti,  sonra o bozguna uğradığı var sayılan sayının reyting oranları düştü, daha sonra yine aynı olmasa da reyting oranlarlarını aynı düzeye getirdi.

Bunlar kimdi?

Bir henüz hâlâ Ergenekon Davası yüzünden hapiste bulunan Tuncay Özkan birde son zamanlarda Beyaz TV de yorum yapan ve sözleşmesi bitince ayrılan Hulki Cevizoğlu…

Türkiye’de olur olmaz olaylar hep oluyor, Tuncay Özkan cumhuriyet mitinglerini organize eden sayılı gazetecilerden biri,  Hulki Cevizoğlu çok iyi bir yorumcu iken ne oldu da Tuncay Özkan’ın üzerine bu kadar gelindi ve televizyon kanalı dinci bir guruba satıldı…

Sonra bir parti kurdu hâlbuki siyaset yapmayacağını söylemişti, sonra Ergenekon davasından içeri alındı…

Hulki Cevizoğlu ne odluda dinci bir kanalda yorumcululuk yaptı…

Bu Ergenekon davası olguları birbirine sokmuştur, halkın kafası iyice karıştırılmıştır bu dava başlangıcın bitişi olarak topuz gibi başımızda duruyor…

Şimdi bizden Evet, HAYIR oyununa dâhil olmamızı istiyorlar…

Yukarıda belirtilen sayının  yıpratılmasına bu siyasete girmek  vesile olmuştur, o sayın Türkiye’nin gerçeklerini söyleyen bazıları tarafından eleştirilen bir sayın idi..

Aşağıdaki cümleleri Tuncay Özkan habise girmeden önce bir yazımda yazmıştım…

“Şimdi ise Tuncay Özkan eleştirilen Hulki Cevizoğlu gibi espri yolu ile eleştiren Tuncay Özkan arkadaşı da onun gibi siyasete soyunuyor….

Çok sevilen bir dostum ve yol arkadaşım olmasına rağmen yinede son derece dikkatli ve tarafsızlığını kaybetmemesini dilemekten başka bir çarem şu anda yok.. 

Ben yol arkadaşıma Muhalefet  etmek istemiyorum, herkes kendini ve isteklerini bilir, tüm dostlarımın ve yol arkadaşlarımın yanındayım herkesin yolu açık fikirleri düzgün olsun nerden gediğini unutmasın nereye gittiğine dikkat etsin benim için şimdilik bu yeterlidir…

Yukarıda belirttiğim dost Tuncay Özkan’ın Fikirlerine ve düşüncelerine son derece saygı duyduğumu ve katıldığımı belirtirim.

Yine bu dost  Tuncay Özkan’a bir tavsiyem olacak,  dikkatli olmasını bir kere daha söylemek isterim..

Umut ve görüşlerini  her zaman ki gibi yine saygıyla dinleyeceğim,  yalnız hata yaptığında ilk önünde göreceği kişi ben olacağımı da sevdiğim ve saydığım Tuncay Özkan’a söylemek zorundayım…”

Ben sizden biriyim yazsam da, çizsem de, sizden biriyim ve kısaca halktan biriyim, siyasi görüşüm ise yalnız bu ülke ve Atatürk ‘ün gösterdiği ilke ve inkılâplarına sonuna kadar laik çizgide giden ve sosyal adalete inana bir kişiyim ve bu yolda herkesle beraber çalışırım…

Unvanım ne olursa olsun en büyük unvanım Türk vatandaşıyım,  Bence yalan söyleyeni görmeden doğru söylenmez her zaman doruları savundum demekle doğrular savunulmaz…

Ben hiç yalan söylemeden tek doğruları söyledim diyenden fikirleri bana uysa da devamlı çekince halinde onu takip etmişimdir.

Evet, şüphe duymak benim görevim doğruları şüphe içinde bulabiliyorum…

Ben her zaman çekinmişimdir düşünmeden karar vermem ve kararım kesin olmadan açıklama yapmamam…

Dorucuyum ve siyaseti doğru yaparım diyenden ben  siyaset yapacağım diyenden korkmuşumdur, yine bence yalan ve doruları kısaca ikisini ortasını bulan ve halkını düşen halkına yalan söylemeyen siyaset yapmalı, hiç yalan söylemedim diyen bir siyasetçi veya mensubu bulunduğu oluşuma ben inanmam bu benim şahsi fikrim…

Siyaset bir ülkeyi kurtarmak,  bağımsız bir ülke durumuna  getirmek için yapılması gereken, satranç oyununu  çok güzel bilmekten geçer..

Hile ve riya halka karşı yapılmamalıdır, hile ve riya dış ülkelere karşı politik oyunlar ile yapılmalıdır…

İşte bizim siyaset ortamımız halka dürüst, dünyaya dürüst olan siyasetçilerimiz olması gerek politik oyunlarla halkımızı dış politika ortamından korumalıdır, benim görmek istediğim politikacı bu…

Halka yalan, dış devletlere yalan söyleyen kişilerden oluşmuş bir düzenle işte bu düzen olasılık hesaplarına göre bölünme ve parçalanma süreci başlar…

Yalanı ne zaman kime söyleteceğini bilen bir politikacı doğruyu da söylemesini bilmelidir ters ve düz oynamayı bilmelidir…

Bir türlü bu ters ve düz siyaseti kısaca ikisini birleştiren bir siyaset adamı tekraren yazıyorum 10 Kasım 1938 saat 09:15 den sonra ortaya çıkmamıştır, bazı siyaset adamlarımız bu olguya yaklaşıp  çok başarılı şeyler yapmıştır ama yeterli olmadığı bu zaman diliminde belli olmuştur.

Başarılı bu siyaset adamlarımız yüzdeye vuracak olursak , iki elin parmaklarını bile geçmez, bu olgun ve Atatürkçü siyaset adamlarımız yüzünden Türkiye daha ayaktadır ne yazık ki bunlarda bitmiş şimdi yeni kara yüzler ülke yönetimine gelmiştir. Engel olmazsak bunlar  ülkemizi yönetmişler ve yönetime ortak olmak isteyenler ortaya çıkacaktır, asıl evet HAYIR oyunu bunu için oynanıyor…

Yukarıdaki anlattığım ters siyaseti başka ülkelere empoze eden siyaset olgusunu başaran dış devletler her zaman bizi yıpratmayı başarmışlardır...

Cessur Demirali Gürsu

05-09-2010

Hiç yorum yok: