2010
Adımı sen koy
Saygın okurlarım,
Bende ordaydım 05.09.2010 Pazar gününden ilginç notlar, Ankara’da yapılan CHP mitinginden ilginç bazı notlar aldım, yalnız zannetmeyin siyasi ve siyasilerin söylediği notları sizlere aktaracağım, HAYIR ben oradaki halk tabakasının söylediklerini aktaracağım…
Belki bu benim en kısa yorumum olacak…
Bir medya grubunda çalışan yazar veya muhabir olsun haberi istememeli, haberi bulmalı, görüş açısının geniş tutarak halkın yanında, içinde olmalı, kariyerini bırakıp halk gibi davranmalı, işte o zaman kamu görevi yapar, bu söylediklerim tüm sayın denilen siyasetçiler içinde geçerlidir…
Bu mitingde de ben öyle davrandım…
Genel hatları ile RTE üzerinden anayasa tartışması olur iken, çok olumlu mesajlara verilirken, doğal olarak hep seçmenin aklında bulusun diye HAYIR kelimesi soruları ardından geldi, bilerek veya bilmeyerek beyin yıkama olarak görebiliriz kaşı taraf dediğimiz Evet çileler bunu çok daha iyi yapıyor bu bir gerçek…
Ulusumuzun beyni o kadar pimsi ki temizlik işçileri budar yoğun mesai harcıyor…
Parsı olmayan partiler bile, örneğin BBP dahil Kızılay’da Evet sloganları bütün olmasa da otobüs duraklarına astırıyor…
Bunu yanında şehir ve kasabalarda hatta insanların yazlık ve oy kullanamayacağı bölgelerde boy boy pankartlar ve sloganlar yine otobüs duraklarında iktidarın güdümü altında “evet” sloganlarını eğlence merkezlerinde bile görmek mümkün…
Niye bu kadar masraf yapılıyor diye sorabilirsiniz, bu seçim değil alt tarafı bir referandum diyebilirsiniz, korktukları bir şey yoksa niye diye sorgulayabilirsiniz…
Birazda yalan dolan ile kulakları doldurmak, işte evet çişçilerinin yaptığı temizlik harekâtı Ankara’da CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından gündeme getirildi yalnız nedense AKP ve RTL için…
Oyunlar şiddetlenince arkada yedekte bekleyen veya bekletilen güçler nedense görmüyor veya kale bile alınmıyor, sözleri bile geçmiyor, böyle yaparak AKP yi de başa getirmedik mi?
Bunu gören muhalefet patileri hayır niye deneceğini anlatmak yanında haklı olarak bu suyun parası nereden geliyor araştırmasını da yapıyorlar…
Temizlik harekâtı tüm boyutları ile gelişirken birde halk dediğimiz kesim var, kimse onu düşünmüyor hep yıkama yağlama yapıyorlar…
İşte her şey halk üzerinden tezgahlanıyor diye düşünüyor ve mitingi takip ediyordum..
Tam o sırada yanımda bulunan bir yaşlı teyze “ Ben eski bir öğretmenim ” diye söze başladı, siyasetçi değil halktan biri idi…
Belliydi ki çok büyük bir sıkıntısı vardı, yüzünü o ifadesini size yazarak anlayamam fotoğrafını çekeyim diye düşündüm ama çekemedim, sahte bir portrenin ardında saklamasını tercih ediyordu, bende fazla zorlamadım bir yandan Kemal Kılıçdaroğlu’ nu dinliyordum fakat teyzenin o siyah kömür gibi gözlerini unutamam. Zaten o gözler ile beni süzmüştü, konuşmalardan çok teyzenin dedikleri daha hoşuma gitti…
Elindeki Türk bayrağını sallayarak konuştu “ bak ne güzel söylüyor bu paraların kaynağı nereden geliyor, ben emekliyim yaşım 78 oğlum. Bir bordaki reklam parasını bana verebilirdi bu şerefsiz şerefli Tayip, benim çocuğum yaşında şerefsiz, kendisi ne güzel söylemiş ben muhtar olamadım ama Başbakan oldum, be şerefsiz şerefli adam oldun mu diye sorarlar kişiye, ben ne kadar çocuk yetiştirdiğimi bilmiyorum ama hiçbir çocuğum bu Tayip’e evet demez. Bunu biliyorum, ben birde kendimi bunamış gibi hissediyorum çocuğum, çünkü ben bu yaşta olanları anlıyorum niye diğer genç arkadaşlarımız bunu anlamıyor, dedim ya ben bunadım ama genç arkadaşlarım bunadı mı? Bu tartışılır.”
Dedi ve ağlamaya başladı, bir kâğıt mendil verdim konuşmalar devam ediyordu, o ise yere çömeldi bastonuna dayanıyordu…
Saygın o öğretmenim sonra sanki kendisine bir güç verilmiş gibi ayağa kalktı bayrağı sallamaya devam etti…
Bana dönerek “bizler abdal mıyız, niye hep HAYIR dedirtiyor bu çocuk, zaten HAYIR diyeceğiz, Ben ilkokul öğretmeni idim çocuklarıma bile bu kadar ezber öğretmedim. Aklı başında olan veya benim gibi bunamaya yakın olan herkes bu Anayasamı Babayasamı bilmiyoruz. Tayip’in tabii ki onun “Allah birdir ” dese bile bir dakika durup düşünürüm ve aklım başımdayken HAYIR derim. İnan evet, HAYIR oyunu oynuyoruz, her halde bu oyun tek Türkiye’de oynanır, olumlu veya olumsuz kelimelerine ne oldu. Siyasette tek iki kelime Evet veya HAYIR mı kaldı anlamıyorum çocuğum. Bak birde bu çocuk yetki istiyor. Bu evet HAYIR oyunundan sonra yetki mi bu çocuğa geçecek diye düşünenler olur. Aslıda seçim konuşması gibi oldu, bunu duyan Tayip ve müritleri kendilerine bakmaz şimdi, eleştiri olsun diye seçim konuşması gibi oldu derler vallahi, fakat şerefsiz şerefli Tayip ne demişti, hatırlayamıyorum” dedi. Biraz durdu sonra bastonunu ucu ile beni dürterek konuştu “ işte şu kadar oyun atına düşersem istifa ederim, şersizin sözüne güvenilirse bu çocuğun konuşması da seçim konuşması olur ”…
Dedi ve elindeki suyu içti yine devam etti, “ Benim Şekerim var oğul ondan oruç tutamıyorum Tayip’in de epilepsi ve şekeri varmış o nasıl oruç tutuyor şu bunağa anlatsın isterdim” dedi ve gülmeye başladı aslında ağlanacak halimize bu saygın Öğretmenimiz gülüyordu…
Bu konuşma ve miting bitti, ben o öğretmene adını sordum aldığım cevap aynen “ adım Ayşe, Fatma, Süreyya, ne yapacaksın sen şunu bil ben bir Türk öğretmeniyim, çocuğum istiyorsan adımı sen koy, istersen toprağı nadasa bırakılmış ölecek bir Çiğdem dersin, hadi yolun açık olsun” dedi ve uzaklaştı…
O Bahçeli yönüne doğru giderken ben arkasından bakakalmıştım. Bende Kızılay istikametine doğru partilerle ile beraber yürüdüm. Bazı partililer slogan atarken bazıları ise durum değerlendirmesi yaparak yürüyordu. Miting alanından beş yüz metre uzakta çorap satan biri vardı. Bağırıyordu “HAYIR cılara çorap bile yok” o esna iki bayan partili gülerek “ne diyorsun sen satış yapamazsın burada biz HAYIR cıyız” dedi. Satıcı durdu ve etrafına baktı daha sonra “ ya abla ne yapayım herkes hayır diyor ve gidiyor “evet” yerine “ HAYIR ” dersem belki bana bakarlar, diye düşündüm”. Oradan geçen bir partili erkek gülerek satıcının yanına gitti ve şunu dedi “dayak yiyebilirsin ama “ dedi önceki bayanlar “ hiçbir emekçi evet demez parası için veya şaşırdığı için böyle söylemiştir” dedi ve gülerek satıcıdan bir şey almadan uzaklaştılar…
Ben çok yorulmuştum oraya oturdum ve izledim satıcı şimdi bağırıyordu “ evet çilere bile çorap yok ” diyordu…
İşte beyin yıkama ve yanında ekonomik çıkarlar için kullanılan bir Evet HAYIR oyunu bitmişti, herkes evlerine gidiyordu, sonumuzu bu durumda hayırlı olsun demek isterdim ama uyarması benden, uyarıları duymak halkımın, kısaca karar siz halkımın!!!
Saygılar…
Cessur Demirali Gürsu
06.09.2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder