Çarşamba, Aralık 14, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -64- Hep sana hep sana

2010

Saygın Okurlarım,

Hayatta olmayasın

Kunduracı keskisi gibi

Hep bana hep bana

Nede olasın rende gibi

Hep sana hep sana

Ol bir testere gibi

Bir sana bir bana

Bu sözleri eski parlamento muhabiri olan Babam Tanzer GÜRSU bana NOK Haber Yayın Yönetmeni olduğum zaman çerçeve yapıp yazılı olarak büroma koymam için vermişti,  her hüzünlü miras gibi bunu da karşımda büroda  bulunuyor ….   

Sayınlar dediğimiz kişiler aşağıdaki soruları defalarca sordum çünkü bilmemek ayıp değil örenmek ayıptır, birde baktım ki sorunun içinde cevapları da var, şöyle ki;

 Son yedi ayda ve geçtiğimiz iki ayda gördüklerim geniş bakış açısı ile bakınca görmediklerimi bana gösterdi şimdi sizlerle paylaşıyorum…

Bir insanı yönetmek için ne yapmalı, yönetim nasıl olmalı?

Yönetilecek insanı taraftar yapmak veya susturmak içinde ne yapmalı?

Sayınlar bunu cevabını politik güdüm halinde bana söylediler zaten bunları bende biliyordum, şöyle ki;

Ya bir kişiyi yerinde zamanında yok etmeli ya da siyasete sokmalısınız…

Bir insanı siyaset ortamına girmesi ve bunu desteklemenin yolu dünyada siyasi istihbaratın yaptığı bir uygulama olarak görülür, kimse zannetmesin siyasetçileri halk seçiyor.

Halk seçe idi, şimdiki Evet, HAYIR oyunu oynanır mıydı? 

Bunun yanında bu oyunu arkasında duran yapılanmayı halkın seçtiği milletvekilleri görmez miydi?

Bunu kimsenin görüp de, görmediği senaryolar gizli kapılar ardında yapılır mıydı?

Kişiyi yıpratmanın veya kişinin yapmadıklarını göstermesinin yolu gizili istihbarat oyunu olan bu yoldur…

Bunu seçilen ve seçilmişle çok iyi biliyorlardı çünkü onları bu millet değil dış güçler seçmişti.

Görünüşte halk seçti gibi görünse de bu bir aldatmadır.

Bu yolla giren temiz çıkarsa siyaseti beceremiyor demektir...

Politikadaki sayınlara sorabilirsiniz siyaset nedir ki nasıl siyaset temiz yapılmaz dersin?

Alacağınız cevap çok basit ama bir o kadarda zordur anlamak için ulus olarak görünmek ve göstermek gerekir...

“Ananı alda git”, “ben halk dili ile konuşuyorum”, “ben mağdurum”. Derler işte Türkiye’deki an platform bu olarak gösterildi ve benim garip iyi niyetli halkım bu söylemlere kandı, öte yandan Atatürk’ü kullanarak Milliyetçi politikalar üretildi, ülkü ve ülkücülük politikaları hortlatıldı, kısaca tüm halkımız kullanıldı, son göstergesi de Evet HAYIR oyunları saygı ve sevgi kalmadı...

Bunları yanında dürüst siyaset yapanlarda olabilir ama halk onlara değil öbürlerine inanmayı kanıksamıştır artık onlarda ortama uymak zorunda bırakıldı… 

Bakış açısı ile olayı biraz daha açalım, yukarda kimin dürüst kimin öbürleri olduğunu ben söylesem…

Bende taraftarım kimim tarafında olduğum ve uyarıları kimin için yaptığımı artık bilinen bir geçektir fakat herkes bu zaman diliminde geçekleri saptırır, ben yinede söyleyeyim “ ben ulusumun yanındayım, herkesi eşit olarak görüyorum ”, bu nedenle korkarım ben dürüst ve tarafsız olmam bu açıdan bunu cevabını bulmayı sizlere bırakıyorum…

Yalnız araştırmanız için size şu tarihi  verebilirim, 10 Kasım 1938 saat 09:15 den sonra  politikada çıkarların savaştığı Türkiye portesini geniş bakış açınızla kontrol etmenizi öneririm…

Bunu yanında geçmiş ve böyle giderse gelecekteki Türk siyasetini incelemeniz sorularınızın cevabı için yeterli olacaktır…

Aslında bu olgu bir tez konusu da olabilir..

İnanın anti tezler ve benim tezimin olarak yorumcular birbirlerine girerler…

Ne yazık ki Ülkemizde saygı ile fikri dinleme olgusu da ortana kalkmıştır…

Bu araştırmanız sonucu yorumlar farklı ama geçekler hep aynı olduğunu görmeniz muhtemeldir zaten görüp de görmezlik olgusu burada devreye girmez mi?

Yapılan güdümlü politikalar dünden ve bu günden ülkemizin şimdiki duruma düşmesini sağlamamışımıdır?…. 

Sayın denilen sayınlar yukarıdaki olgu çerçevesinde bir ülkede bir başka ülkenin çıkarlarını korumak veya kollamak için yapılan senaryoların bir parçasısınız bunu unutmayın evet, HAYIR oyununu buna göre oynayın…

Bu senaryolara destek veren dış istihbaratların siz sayılar üzerinden pirim kazanmalarının başka bir oyun yolu yoktur, buna dikkat edilmelidir, oyunu son aşamasına gelinmiştir ya devlet ya sınır ufaltma, bölme ve parçalama...

Sayınlar bilirsiniz, bir insan bildiği konuda bildiği yolda yürüdüğü zaman önünde kimse duramaz, aksi durumda din, ırk, mezhep olayları ve çıkarı doğrultusunda hukuk ve bağlı kurumları kendi çıkarları için taraf olarak kullanarak ülkeyi  kurtarmaya talip olunamaz…

Halkım sizler bu pis oyuna alet oluyorsunuz bu oyundan galip çıkmanın bir yolu var ya sömürülmeye evet diyeceksiniz ya sömürücü düzene HAYIR diyeceksiniz, bu Türk ulusu ile sömürücü emperyalist ülkelerin son savaşı olmamakla birlikte sınırlarımız korumanın savaşı olacaktır “ Hattı müdafaa yoktur,sattı müdafaa vardır.O satıh bütün bir vatandır! ” …

Saygılar

Cessur Demirali Gürsu

Hiç yorum yok: