Salı, Aralık 13, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -63- Burası Türkiye

2010

Burası Türkiye

Saygın okurlarım,

Halka bilgi veren her kim olursa olsun yazdığı yazıdan mesuldür, bazen yazdığı yazı o kişinin çocuğundan daha önce gelir…

O yazdığı yazıyı bir gün gelir geliştirmek, büyütmek için uğraş verir, bir gün bakar ve gördüğü yazı gelişmiş ve önem kazanmıştır…

Ben 1981 – 2010 tarihlerinde ve halen Rogg & Nok haber grubu yayın yönetmeni görevini sürdürüyorum, bu grup haberleri inceler, yanlış yapılmış, kasten olmasa bile yanlış bilgi ile halkı yanlış yönlere sevk ediğini gördüğü anda doğru bilgilerle ve geniş bakış açısını birleştirerek doğru bilgiler veriri…

Evet, ben dâhil tüm arkadaşlarım değişik yerlerde bulunuyoruz kimiz yazar, kimiz çizer, kimiz değişik görevlerde bulunuyoruz, ama hiç birimiz bu memleketin aleyhinde çalışma yapmıyoruz, bu ulus için kimimiz sahada kimimiz büroda çalışıyoruz, ben ise şimdilik aralaştırmacı yazar olarak çalışıyorum araştırmacı olmak geçekten zor iştir…

Bazen bilgisayarın başında günlerce oturursunuz, bazen bulgularınızı test etmek için sahaya çıkarsınız her türlü kılığa girer ve doğru haberi yazarsınız…

Örneğin size bugün aktaracağım olay yaklaşık on oniki sene evvelsine rastlar, birde unuttum şunu belirteyim bizlerin tatili de olmaz…

Görmek ve gördüğün takip etmek en büyük olgudur, değişik açılardan görmek ve onu yazmak işte zor olan olgu budur arkadaşlar…

Olayın geçtiği zaman, N. Sezer Cumhurbaşkanıydı, B. Ecevit ölmemişti cumhurbaşkanı seçimleri gündemdeydi, şimdiki Evet HAYIR oyununu başka bir türü ve bu Evet HAYIR oyunun ana prensibi olan damarların değişmesi ve inorganik yapay damarların yapım operasyonu yapılıyordu, bu cumhurbaşkanı seçim oyun sayesinde şimdiki oyunlar tezgâhlandı…

Bu oyunlardan önce ve sonra ben on oniki sene önce Denizli’nin Pamukkale bölgesine her sene tatil dönüşümde uğrar bir iki gün kalır Ankara’ya dönerdim…

O yıllarda Pamukkale Hierapolis otelinde kalırdım orayı yöneten yabacı bir çiftti ve ufak çocukları vardı. Buna rağmen o bölgenin en güzel, en temiz, en nezih, kısaca en iyi hizmeti veren tatil cenneti bir oteldi…

Bir yaz sonu yine o otele gittim işte yazım o zaman ortaya çıkmıştı adı “ Mardin Pamukkale Hattı ” olan bu yazımda cenneti cehenneme çeviren bir Mardinli işletmecisinden kısaca anlatacağım…

Her şey unutulur deler ama inanmayın iyi olan hiçbir şey kötü oldu mu unutulmaz, benimde bu gün gibi aklımda o iyi olgu, şimdi o olgu kötü olmuş, ben bunu da unutmam

Otele gece 24 sıralarında gelmiştim, hemen odama çekildim, sabah 7:30 – 8:00 sıralarında odamdan çıkıp kavatlıya gitmek istedim, olanlara inanın inanamamıştım…

Önümde beyaz çarşaflı adamlar ayakları çıplak takunya ile gidiyor arkada kara çarşaflı kadılar ve kokarca diyeceğim çocukları ile yemek salonuna girmiştik, her taraf pis ve iğrenç kokuyordu.

O salonda köpekler bile zor yemek yerdi, temizlik imandan gelir sözü burada değişikliğe uğramış görünüyordu, buna nazaran her sütunda dini yazılar asılı, Arapça ve altında Türkçe meali olan yazılar ile zar zor kavatı etmiştim…

Sonrada tüm iyi niyetimle bunlar Arap turistler herhalde dedim, bu Araplar  havuza girmez diye düşündüm havuz başına gittim, yine gözlerime inanamadım burada da bizim yerli turistler vardı, havuzda türbanlı bayanlar sarmış yüzüyorlardı ve havuz takdir edersiniz ki pislik içindeydi. Cennet sahiden cehenneme dönmüştü sanki karşımda zebaniler vardı ve saat 10:30 da işletme sahibi ile görüştükten sonra oradan ayrılmıştım…

Ankara’ya o yılda dönerken bir telefon gelmişti, Arabistan’a giden bir bayan muhabir arkadaşım Hava alanından içeri sokulmamış ve zorla başı bağlatılmıştı…

Bir iki sene önce buranın iflas ettiğini duymuştum bakalım dedim yeni yönetim nasıl bir organizasyon kurdu diye düşünerek yine o otele gittim, bu geçtiğimiz Ağustos ayının sonunda o yukarda ki olayı düzenli bir şekilde tekraren yaşadım…

Girerken resepsiyona sordum “ burası el mi değiştirdi? “ dedim resepsiyondaki görevli “ evet 2 yıl oldu “ dedi ve bize odamızı verdi ben geçekten rahatlamıştım…

Ama burası Türkiye idi rahat olmak olmazdı evet, yanılmıştım..

Bir değişiklik vardı Ramazan olduğu için Arap turistler yoktu yalnız Japon turistler vardı ve inanın ben Türk olduğumdan utandım, burası Türkiye burada utanmak bile utanılacak bir dolgudur…

Hindistan’da bile böyle rezalet olmaz diye düşündüm…

Gömlek değiştirmek olgusu ve ekonomik yönden batağa giren bir kişinin hükümet tarafından aklanması işte böyle oluyor adı değişmiş Grand Marden Hotel olmuş, sahibi Mardinli ve yine havuzunda türbanlı yerli turist ağlıyor, Resepsiyona sorduğumda “onlarında hakkı var” dediler…

Demokraside birinin hakkı bittimi öbürünün hakkı başlar diye biliyorum, buda yanlışmış, ben mikroplu havuza veya öyle görünen bir havuza girerken hakkım ve hukukum yokmuş…

Ben hiçbir yede havuza cankurtaran simidi ile çocuk sokulduğunu ve buna müsemma gösteren bir ülke görmedim, havuzun yanında çocuğunun bezi değiştirilen bir ülkede görmedim…

Diyorum ya, burası Türkiye biz Avrupa birliğinede sokarlar…

Bu Mardinli işletmeci ve bunları koruyan devlet olduktan sonra bizi nah sokarlar diyorum kimse bozulmasın geçekler acıdır…

Ancak bizimle şimdiki gibi Evet HAYIR oyununu hazırlayıp arkadan bölücü teröristi beslerler…

Buda şöyle olur yılan sıçanı kovalar, sıçanı kedi kovalar, kediyi köpek kovalar, işte Türkiye’de olgu böyle gelişir…

Biraz bu olguyu açalım, istihbarat oluşumları bir partiyi destekler o partinin siyasi ve silahlı kanadı olur, siyasi ortam iktidarın karşısında yer alır, bazen devletin aleyhinde söylemler yaptırılır, bu söylemlere kaşı koyan iktidar puan kazanır. Oy verme yaklaşınca bu terör ve siyasi söylemler artırılır, karşı duran muhalefet partileri bu oyunlara çok çabuk gelir, bu oyunlar oynanırken iktidar amacına git gide yaklaşır…

Halkın kafası git gide karıştırılır ve son oyun oynanmadan ilk oyun devre girmiştir, bu böl parçala yok et oyunudur...

İşte bu arada böyle Mardinli işletmeciler türer ve ülkenin bir sürü yerlerini alır, sonradan parçala sefası geldiğinde bunlar yabancı ortaklara ucuz yoldan satılır…

Kadılarımız ve kızlarımız işte böyle tesettür altına alınır, odalarda dövülür, havuzlara türban ile sokulur…

Saygın dostum Erdal Aygün bana bir mesaj atmıştı o mesajı size aynen yazıyorum:

“ Askerlik yapmayan bayanların vatani görevi HAYIR demektir “…

Saygılarımla

01.09.2010

Cessur Demirali Gürsu

Rogg & Nok Haber

Hiç yorum yok: