Salı, Aralık 13, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -62- Ankara’da Kavşak, Etrafta Yavşak Çok

2009-2010
Ankara’da Kavşak, Etrafta Yavşak Çok

Yıllar ötesine gittim, sanki bir zaman tünelinin içinden geçmiş gibi etrafıma baktım…

Önce gördüklerimden utandım sonra dikkatli olarak bir daha baktım, sanatın içine tüküren Yavşaklar mı ararsınız, yalan söyleyip iktidara gelen yavşaklar mı ararsınız muhalefet yapmak için kavşakları dönüp sonradan yavşak oları mı ararsınız, hepsi gözümün önünden şöyle bir geçti.

Önüme bakıp yürümeye başladım, bir gazete birde televizyon gördüm, bunlarda kavşakları dönüyorlardı ama çalışanları yavşak olmak için hazırlanıyorlardı…

Diyorum ya Ankara’da kavşak çoktu, bilhassa TBMM önündeki kavşak bu zaman tünelinde çok önem kazanıyordu.

Biraz oturdum izledim Yavşaklar akın, akın bu kavşağa geliyordu…

Gözlerimi bir pis duman kapladı...

İstek dışı , insanın doğal tepkisi olarak gözlerim kapandı...

O bir iki salisede içinde yavşaklar TBMM girmişler engel olamanın imkanı yoktu çünkü görüş açım herkes gibi dardı, görünen olgulara bakıyordum ve de görmediğim olgular üzerinde fazla durmuyordum…

Biliyorsunuz yavşaklar çok küçük olurlar, aslen sözcük anlamı bit yavrusu olarak da bilinirler, dış memleketlerden ithal edilen tahtakurusu arkadaşları ile çok iyi anlaştıkları da bilinir işte bunlar iki arkadaş olarak çok büyük işler yapmak için  beraber Çankaya yoluna doğru gitmeye başladılar, ama o kadar ufaktılar ki bunu bizler göremedik ancak kaşınınca anladık her tarafımızı bit kaplamış....

Çoğalmaya başladılar ve birbirlerinin Üzerlerine basarak zar zor Çankaya’ya gittiler…


O zamanlar çok kavşak yoktu ama yavşaklar çoğalmıştı...


Yavşaklar bir iki hamleden sonra kavşakları geçerek Çankaya’ya ulaştılar…

Bir yavşak ile tahtakurusu önce Dışişleri konuğuna yerleşti, oradan sonra eşi ile köşke yerleşecekti talimat böyle verilmişti, orada baş yavşak olanın noterliğinde yapacaktı…

O Çankaya'daki  yavşak olan kişinin yanında yine denetlemek ve memleketi yiyicileri hesap ediliyordu, samimi dostları tahtakurusu da bol miktarda olması ön görülüyordu…

Zaman tüneli inanın beni endişelendiriyordu, peki halkımız ne yapıyordu?

Halkımız kaşınmaya başladı bir taraftan tahtakurusu olanlar tüm devlet dairelerine bu yavşak sayesinde girmiş, yavaşlar ve mesai arkadaşları tahtakurusu olanlar yavaş temelleri kemirmeye başlamışlardı…

Tatlı tatlı göbeğini kaşınan halkımız olayların ve olacakların fakında bile değildi…

Kavşaklar oluşuyor bu kavşaklarda dönen yavşaklar çoğalıyordu, tahtakurusu olanlar dostları yavşakların açtığı kapılardan bazen de kapalı kapılar ardında bu tahtakurusu olanlar devletin en can alıcı noktalarına nüfuz ediyorlardı. 

Sonun başlangıcı olarak zaman tüneli bana her şeyi açık seçik gösteriyordu.

İşte yavşakların olduğu o yıllarda endişem daha arttı, toz duman halindeki ülkeye yavşak hâkim oluyordu…

Bu yavşak olanları  gören benim gibi yazar ve bilim adamları yavşaklar palazlanınca yavaş yavaş uydurma davalar yüzünden susturulmaya ve habise atılmaya başladı. 

Fikir ve düşünce özgürlüğü yok olmaya başlatıldı, sonra oyunlar oyunları kovaladı susmayanlar susturuldu maddi manevi baskı altına alındı...

Yavşaklar bununla da kalmadı herkesin özel hayatına girmeğe ve telefonlarını bile dileme altına aldılar.  

Endişe duyan bazı kesimler bunları halka anlattığı zaman yavşaklar paniğe kapılıp yanlış yapmaya başladılar bu yanlışlıkları yasalarca engellenince, yavşaklar yasalara ve onu koruyanların içine tahtakurusu olanları sokmaya başladılar. 

Buda yetmedi tümüyle lehlerine yasaları ve yasa koruyucuları denetimlerine almak için yine tahtakurusu olanlardan yardım istediler oyun başlamıştı…

Endişe ile bu zaman tünelinden çıktım ve ben bu gün ne yapıyorum diye yazmaya başladım…

Bakınız ben her yazımda “ bu yavşakların bir oyun daha oynanıyor dikkatli olalım “ diye elimden geldiğince halkımızı uyardım ama yeterli gelmedi. 

Faşizmin geldiğini ne yazık ki halkımız görmedi…

Bu oyunda bilinçli oynamamız gerekliydi, bunu da o zamanlar yeterince gösteremedim...

Evet,

Bir yazar olarak suçluyum…

“ Sonra bu yavşak ve tahtakurusu olanlar ile zor baş ederiz dedim “ 

Yeterince ses çıkaramadım suçluyum...

Yine yazıyorum anlatamaz isem  suçluyum…

Uyarıyordum, “ oyun içinde oyun var halkım diyordum “ dinletemez isem yine suçluyum…

Yavşakların önümüze koyduğu bu referandum beni onayladı, oyun içinde oyun oynadılar…

Tahtakurusu olanların yardımı ile zaten batağa girmiş ve bölünmek üzere olan halkımızın kafası daha fazla karıştırdılar bunu yeterince göstermediğim içinde suçluyum…

Kapalı kapılar ardında yavşak ve tahtakurusu olanlar büyük bir oyun tezgahladılar bunu yeterince anlamlı bir şekilde göstermediğim için de suçluyum…

Ben şu anda siz okurlarımdan özür diliyorum, ben işimi yaptım ama tam yapamadım…

Tahtakurusu olanlar, terör örgütü ile bağlantısı buluna bir partiyi kullanarak hayır kampanyası ve boykot kampanyası diye halkımızı kandırdılar, bunu da gördüm ama bir şey yapamadım çünkü ben bir yazdım siyasetçi değildim özür dilerim…

Buna göre bizim halkımızda duygusal olarak mantığını kullanmadan karşı tepki olarak AKP ye oy vereceğini bu yavşaklar hesapladılar, işte dış ülkelerin empoze ettikleri tahtakurusu olanların yaptığı oyun bu idi ve ilerde bu oyunlar tekrar oynanacak...

Bu iş bu idi, bizim saf halkımız yavşaklar yüzünden tatlı tatlı kaşınarak uyutuldu, doruları saptırmak için yaptığı bu oyunda baş yavşak başarılı oldu...

Bunu yeterince aktaramadım özür dilerim..

Kısaca dış güçlerin başarılı bir oyununu görmüş bulunuyoruz ve bende bu oyunda yenildim, özür dilerim…

Arka kapılar ardında da yapılan işler daha önem kazanıyordu çünkü tahtakurusu olanları ile yavşaklar büyük bir pazarlığın içine girdiler, bu olgu bölünmeyi gösteriyor, daha sonra parçalamayı...

Nasıl yapacaklarını plan ve programını hazırladılar, bu kadarını söyleyebiliyorum özür dilerim...

Bizler yenilmedik, koca çınar rüzgardan eğilir ancak kökleri sağlamdır el öpmez ayak yalamaz dik dimdik ayakta kalır, tahtakurusu olanlardansa kuru ağaçları yer bitirir bir ulu çınarı yiyip bitirecek daha tahtakurusu meydana gelmemiştir, bu rüzgarlarla pes etmedik. Atatürk’ün bir Sözü “ Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz “ şu anda mazeret üretmeyip aklımızı başımıza alıp yaptığımız hatalardan ders almamız gerekir. 

Yine oyun üzerine oyun üretilecektir, bir farkla eskiden net olarak halkımızın görmediği faşizminin ayak izleri belirdi, bunları takip etmemiz gerekir. 

Dikkatli olmaz isek bu ayaklar hepimizi ezecektir. 

Bu yavşakların karşısında durup eskisi gibi beklememiz gerekir...

Bunu yanında bizleri kızdıracak hareketleri olacak, bunu yanında bizim sırtımızı sıvazlayan yavşak olanlara olacaktır, fikrimiz ve bildiğimiz bilgiler ile savaş vermeliyiz…

Uyanık olalım dostlar hepimiz bir gün bir şekilde susturula biliriz , yavşaklar gülerek bizi tahrik edebilir, ne olursa olsun unutmayın bu bit yavrusu yazımızdaki adı ile yavşak olanları küçümsemeyin çünkü küçümseye küçümseye bu devleti onlara teslim ettik, şimdi geri almanın zamanı...     

Saygılar…

Cessur Demirali Gürsu  

Hiç yorum yok: