Sayın okurlarımız,
Bu haber 18 MART 2009 yayınlanmış biraz inceleyelim…
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, ABD Başkanı Barack Obama'nın ilk ziyaretlerinden birini Türkiye'ye yapacak olmasının tüm dünyaya önemli bir mesaj olduğunu söyledi.
Evet mesaj veriliyor…
Kime?..
Niçin?..
Amaç?..
TGRT Haber'in sorularını yanıtlayan Babacan, “yeni yönetimle birlikte ABD dış politikasında yeni bir dönemin başladığına, bu doğrultuda Amerikalıların konuştuklarını, dinlediklerini ve görüş aldıklarını” söylemiş…
ABD yeni dönem başlaması ulusal bazda stratejisini değiştirdi mi, yoksa günümüze uygun olarak göstermelik senaryolar mı uyguluyor?..
Bunları yukarıda belirttiğimiz olguda göstermelik stratejisini değiştirdiğini kendi sözcüleri kanalı ile örneğin Babacan gibi üst düzey devlet yönetiminde bulunan kişilerce çıkarı bulunan halklara mesaj mı veriyor?...
Babacan, ABD'nin Türkiye ile yakın çalışmak istediğini açıkça dile getirdiğini bildirerek, Ankara'da ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile yaptığı görüşmede, Clinton'ın, kendisinin tavsiyelerini not alarak, bunları Washington'da çalışacağına dair söz verdiğini anlattı.
Bayan Hillary Clinton neye söz verdiği ilerde anlaşılır, çünkü çalışmak demek bilgi ve birikim demektir…
Bu bilgi ve birikim kimde var ise o dersini daha iyi çalışır…
Çalıştığı bu derslerden not alır, Bayan Hillary Clinton ise kimden geçerli not alacağı belirlidir, ona göre bir üst sınıfa atlayabilir…
Bu sınıf geçme olayı tezinin doğru platformlarda anlaşılmasına bağlıdır…
Haberin devamında şunlar var;ABD ile Türkiye'nin dış politika gündeminin tam anlamıyla örtüştüğünü vurgulayan Babacan, “ Pakistan, Afganistan, Orta Doğu, Kafkaslar, İran gibi konulara Türkiye'nin çok yakın olduğuna, bu dönemde Türkiye'nin bu bölgelere bakış açısının ABD tarafından önemli görülüyor” demiş.
Geçtiğimiz yazı dizimde belirttiğim bir haber vardı, başlığı; “İNCİRLİK VE AFGANİSTAN ELİNİ BAĞLIYORMUŞ…..” satır arasında “Amerikan AP ajansı, Türkiye'yi ziyarete hazırlanan Barack Obama'nın Ermeni tasarısı nedeniyle büyük bir ikilemle karşı karşıya olduğunu yazdı. Demiştim sanki o haberin devamı gibi, sanki ABD sözcüsü gibi konuşan Babacan’ı görünce inanın midem bulanıyor…
Bir politikacı böylemi davranır…
Dışişleri Bakanı Babacan, ABD'deki bu yeni dönemin Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.
Bu Fırsat kime, zaten Türkiye bir fırsatlar ülkesi olarak 10 Kasım 1938 09:06 dan bu yana biliniyordu, bu bilinç altında bir sürü senaryolar gündeme konularak bu olgu devam etti..
Rant üzerinden din simsarlığı yapanları beslemek olgusu üzerinden bunun son versiyonu olarak şimdiki siyasi ortamı ortaya çıkarmıştır…
Bizler bölücü terör örgütü asala ve pkk ile uğraşırken senaryolar güncelleştirilmiş ve böyle politikacılar başa getirilmiştir…
Şimdi yerel seçimler var işte o seçimler en büyük kozu oynayacak senaristleri gündeme getirmiştir, oyunlar muhtelif ama oyuncuları yöneten senarist aynıdır…
Obama'nın Türkiye ziyareti….
“ Obama'nın ikinci ikili ziyaretini Türkiye'ye yapacak olmasının şaşırtıcı olmadığını” söyleyen Babacan, “ Obama'nın Medeniyetler İttifakı toplantısına katılıp katılmayacağının ise henüz netleşmediğini, geçen hafta bir ön heyetin geldiğini, program üzerinde çalışmaların sürdüğünü” söylemiş…
Birde bununla ilgili bir habere bakalım, bu habere göre İspanyol Meclisi'nde, muhalefet tarafından bugün hükümete yöneltilen sorular arasında 6-7 Nisan'da İstanbul'da düzenlenecek Medeniyetler İttifakı 2. Forumu da yer aldı.
Dışişleri Bakanı Moratinos, Medeniyetler İttifakı projesinin ilk gündeme geldiği zaman da "çok kişinin bunu eleştirdiğini ve önemini azaltmaya çalıştığını" belirtti.
Moratinos, "ABD'de yeni yönetim göreve geldiğinde, Obama'nın Amerikan milletine yaptığı ilk konuşmasında söylediği çok kültürlülük, diyalog, tolerans ve başkalarına saygı gibi konular aslında Medeniyetler İttifakı inisiyatifinin temelinden esinleniyor" diye konuştu.
Medeniyetler İttifakı'nın çok hızlı şekilde ilerleme kaydettiğini, 93'ten fazla ülke ve uluslararası kurumun destek verdiğini kaydeden Moratinos, "İstanbul'daki toplantı, uluslararası camiada tolerans, diyalog ve karşılıklı anlayışı desteklemeye yönelik çok büyük bir sonuç verecek. 21. yüzyılın ilişkilerini düzeltecek yeni mimaride, kültürel anlayışta bir temel inşa etmek için somut önlemler ve pratik sonuçlar sunacak" değerlendirmesinde bulundu.
Yukarıda belirttiğim olguda dünya politika için çalışırken bizimkiler olan politikaları bilmeden onları yıkmaya uğraşıyorlar, ne politik saygı nede dış politika için akademik bir çalışma olmadan Türkiye yönetiliyor, aslıda yönetilmiyor, dış güçlerin gösterdiği yolda uşaklık yapan bir oluşum sayesinde ülke bölünüyor…
Babacan, “ Obama'nın göreve geldikten sonraki ilk 100 gün içerisinde bir Müslüman ülkede önemli bir konuşma yapacağının” hatırlatılması üzerine, "Alternatif ülkeler üzerinde duruyorlar, ama bunun artılarını eksilerini değerlendirmek lazım. Türkiye'de de olabilir, memnun oluruz, başka bir ülkeyi de seçebilirler" cevap vermiş…
İşte yukarıdaki verdiğim örnek üzer devam edersek Babacan ABD’nin Türkiye’deki temsilcisi olarak görebiliriz, bu görüşüm yanlış algılana bilir fakat olaylar ve satır aralarında verdiği mesajlar bana bu temsilciliğin faal bir olgu içinde olduğunu gösteriyor…
Obama'nın Türkiye'ye "Türkiye için geliyorum" demesinin farklı bir şey olduğunu söyleyen Babacan, "Obama'nın ilk ziyaretlerinden birini Türkiye'ye yapacak olması başlı başına tüm dünyaya mesajdır" dedi.
O mesajları ben ve gurubum çok iyi algıladı zamanla bu algılamanın sonucunu göreceğiz, en başta yerel seçimler arifesinde bu mesajları Babacan tarafından Türkiye’de kimlere verildiği bellidir…
Faşist ekonomik yöneticileri ve bunları ortakları Rant ve din simsarlığı yapan her kurum ve kuruluş bu mesajın önemini algılamıştır…
Babacan, “Türkiye'nin ABD ile görüşlerini paylaştığını” söylemiş, “ iletişim ve temas trafiğine ağırlık vereceklerini, ancak bunu yaparken ABD'nin karşısında herhangi bir ezilmişlik duygusuyla hareket etmediklerini, iki eşit taraf ve iki eşit egemen ülke olarak, düşündüklerini çekinmeden söylediklerini” söylemiş…
Bu mesajı verirken önceki mesajlarının nasıl anlaşıldığını düşünerek günah çıkmış olacak ki, Türk halkını rahip olarak görüyor, kısaca “Müslüman köyünde salyangoz satıyor” işte bir dış işleri bakanımız daha oldu birincisini Çankaya’ya transfer ettik, biliyorsunuz rahibe kılıklı bir bayanda artık orada…
ABD askerlerinin Irak'tan çekilme süreci…
“Amerikan askerlerinin Irak'tan çekilme sürecine dair” bir soru sorulmuş sayın denilen Babacan’a, cevabı ise şu olmuş “ ABD'nin bu süreçte Türkiye'den yardım istediğini, ancak henüz somut talepte bulunmadığını” söylemiş…
Hangi sözüne inanacağız, geçen yazımda su cümleleri kullandım…
Başlığı “ANKARA'DAN JEST MİŞ EFENDİM...” daha sonra şöyle devam etmiştim, satır aralarında şu cümleler vardı; “Nisan ayı başında Türkiye'yi ziyaret etme kararıyla büyük bir sürprize imza atan Amerika'nın yeni Başkanı Barack Obama'ya Ankara jest yaptı.”
Bir ülke başka bir ülkeye göstermelik olarak jest yapmaz, çıkarı olmadıkça bu jest yağcılık olur çünkü bunun karşılığında ya yağcılık bekler yada kendi ülkesindeki halka karşı güç kazanmak veya şimdiki gibi iktidarda kalmak için başka ülkelerden yardım ister, çünkü böyle kişiler koltuklarında rahat uyuyamazlar…
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, ABD'nin, "Irak'tan Askerlerini Çekerken Türkiye'ye Genel Anlamda İhtiyaç Duyabileceğini," Aylar Önce Ankara'ya Bildirdiğini Söyledi. Diye yazmış ve bu nu geçen yazımda irdelemiştim…
Babacan, “somut talep gelince bunun değerlendirileceğini, Türkiye'nin o dönemde uygun gördüklerini ve uygun görmediklerini ABD'ye ileteceğini kaydetti.”
Çalışmadan bahsettik ya…
Aylar önce bildirilen mesaj için somut adımlar atılmadan böyle bir mesajın niye verildiği soru işaretidir….
Böyle bir talep var ise nasıl bir ön çalışma yapıldı?...
Kapalı kapılar ardında ne tür tavizler verilme aşaması olacaktır?…
Bu tavizler aşamasında kimler Ergenekon davsı için göstermelik olarak susturulacaktır?…
Yerel seçimler bitince önümüze ne gibi senaryolar ve senaristler çıkacaktır?...
Gündem nasıl değiştirilerek asıl gündem unutturulacaktır?...
İşte size uğraşacağınız sorular dostlar…
“Irak'taki tüm grupların da Amerikan askerlerinin çekilmesini istediğine işaret eden Babacan, "Önce kendi milli menfaatlerimiz, sonra komşu Irak için ne destek gerekirse veririz" demiş. Babacan, “bu konunun iki ülke ilişkilerinde küçük bir madde” demiş…
Sayın denilen Babacan “sinek ufaktır ama mide bulandırır”...
Babacan "24 Nisan için risk yoktur denilemez" demiş..
Dikelemezsiniz zaten sayın denilen Babacan, Önce SAM amcanın kararını duymanız gerekir, çünkü sizsin ücretinizi SAM amca veriyor…
Türk milleti parasız…
Para kimde ise o düdüğü çalan bir iktidarın sözde Dış İşleri Bakanısınız, size Allah kolaylık vesin bu kadar sahtekârlığı bir arada nasıl götürüyorsunuz…
Bir başka soru üzerine, “Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmek istediğini” söylemiş sayın denilen Babacan, “Kafkaslar'da iyi ilişkilerin kurulması için Azeriler, Ermeniler ve Ruslarla görüştüklerini” söylemiş, “ bu konuya ilk kez ABD ve Rusya'nın aynı anda desteğinin var olduğu” söylemiş Jest yapmış efendim Jest…
Her yazımda aşağı yukarı belirtiyorum biz Nok olarak her haberi sizin gibi okuyoruz fakat satır aralarında verilen mesajları çözmeye uğraşıyoruz, bu olguda ne kadar başarılı veya başarısız olduğumuz ilerde halkımız görecektir, yine konumuzla ilgi bir haber, habere göre ; ABD'de Ermenilerin en büyük ve radikal örgütü Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Türkiye'nin, Ermenistan ile diaspora Ermenilerini bölmeye çalıştığını ileri sürdü.
Sayın denilen kara Pamuk olsa idi bu sözleri evirir çeviri Nobel ödülü alırdı ve Türkiye’de bu bir gazetenin editörü olarak ortaya çıkardı, bu günleri unutmadık ve o gücü ona sağlayan güçleri de unutmadık dostlar, şimdi o güçler Obama’yı sıkıştıran ve iktidara taşıyan güçler olduğunu da biliyoruz benzerlikler çok belirgin…
ABD Kongresi'ndeki Ermeni lobisinin, 1915 olaylarına ilişkin yeni bir tasarıyı Temsilciler Meclisi'ne sunmasından bir gün sonra Amerikan Ermenilerine hitaben bir açıklama yayımlayan ANCA başkanı Ken Hachikian, Türkiye'nin Ermeni diasporasıyla Ermenistan'ın arasını açmaya çalıştığını ileri sürdü.
Okurlarımız,
Önem taşıyan öyle şeyler var ki bu söylemleri umursamamız gerekiyor, fakat uluslar arası siyaset arenasında bu söylemlere önem verilmez ise sonuç şimdiki oluşum olur dünyaya onların gözü ile bakmalı ama kendi ayaklarımızla yürümeliyiz koltuk değneği ile yürürsek ve de başkaların dediklerini yaparsak daha buna benze söylemler olabilir…
Örneğin "Demiri tavında dövmemiz gerek" diye konuşan Hachikian, "ortak davaya katkı" için Amerikalı Ermenilerin ANCA'ya para bağışında bulunmalarını istedi.
Ya biz ne yapıyoruz?...
Bu bizim ulusal davamız değil gibi davranım başımızı kuma sokuyoruz dostlar bir devletin dış politikası böyle yönetilmez….
ERMENİ ÇEVRELERDEN 'SOYKIRIM' TAHMİNLERİ
Bu arada, ABD Başkanı Barack Obama’nın Türkiye ziyaretine iki hafta kala Kongre’ye “soykırım” tasarısının sunulması üzerine Ermeni çevrelerinde yoğun spekülasyon yapılıyor.
Ermenistan Bilim Akademisi’nden Türkiye uzmanı Artak Şakaryan, Ermeni basınına yaptığı değerlendirmede, 1975 yılından bu yana Ermeni yanlısı tasarıların Kongre’ye sunulduğunu anımsatarak yeni bir tasarının sunulmasının Washington’a Türkiye ile ilişkilerinde bir “koz” verdiğini öne sürdü.
Tahmin ediyorum ki ilerde değil yakında ermeni ve Pkk terör örgünün ve destek veren dış ve iç istihbarat birimleri bir araya toplanacak, ve Kürt halkına yapılan soykırım stratejisini masaya yatıracak, bu strateji doğrultusunda haklı olduğumuz konuda haksız çıkarmak için yapılan senaryolara ek bir senaryo daha yapılacak, ve Türkiye soykırımla bir kere daha tanışacak…
Zaten şimdiki senaryo ve bulunan cesetler bu senaryonu bir başlangıcı olarak dünyaya bildiriliyor…
Bu şeytan üçgeninin tam ortasında bulunan bir yerde bu buluşma yapılacak gibi geliyor bana, tüm görüntüler bunu gösteriyor dostlar…
Şakaryan, tasarıyı “telafi” olarak benimseyebileceğini öne sürerken “Washington elbette ki siyasi bir jest yapacak ancak Başkan Obama’nın 24 Nisan açıklamasında Ermeni Soykırımı pek tanınmaz” diye konuştu.
DIŞİŞLERİNDEN 'YORUM YOK'
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Robert Wood, Temsilciler Meclisi’ne sunulan yeni “soykırım Tasarısı”nı yakında değerlendireceklerini belirterek yorum yapmaktan kaçındı.
Yorum yamak için tezin doğruluğunu bilmek gerekir, doğruluğunu bilmediğiniz her konu hakkında Türkiye’deki gibi yorum beklenmemelidir, yorumlar kalıcı olmalıdır…
Wood’un bu tutumunun, Başkan Barack Obama’nın kampanya sırasında verdiği, “soykırım tanıma” sözünden geri adım atabileceği duyumlarının ardından geldiği için dikkat çekici bulundu.
Bu senaryoyu yazan senarist önce senaryosunu Türkiye’de denemişti, R.T.E nin iktidara gelmesi ve türban davası üzerinde oynanan oyunların benzeri şimdi ermeni soykırımı adı altında ABD de oynanıyor bir farkla orası ABD burası TÜRKİYE..
Robert Wood, söylem yaptığı gün günlük olağan basın bilgilendirme toplantısında “önceki yönetimin tasarıya karşı olduğu” anımsatılarak yeni yönetimin“soykırım” tasarısına ilişkin pozisyonunu sorulması üzerine tasarıyı incelediklerini” söylemiş…
Wood, söyleminde ısrarla soruların karşısında “Elbette ki biz tasarıyı iyice incelemek istiyoruz. Onu yakından inceleme ve hükümet içinde görüşme olanağı olmadan başka bir şey söylemek istemiyorum. Bu konuyu burada bırakalım" demiş…
Evet Wood, olayı bilinçsizce değerlendirmekten kaçınmıştır işte yukarıda yazdığım gibi orası ABD burası TÜRKİYE..
Babacan, tüm bu görüşmeler yapılırken “ üçüncü bir ülkede atılacak adımların doğru olmadığını Amerikalılara da ilettiklerini” söylemiş, "Tüm bu gelişmelere rağmen 24 Nisan'da bir karar çıkmaması için risk yoktur denilemez" demiş.
Pekala olduğu taktirde Türkiye nasıl bir tavır koyacaktır?..
Kıbrıs olayları gibi davranan bir hükümet olduktan sonra yakında ülkemizde Kürdistan da kurulur…
Böl parçala ve yok et politikasını ülkemize sokan ABD sayesinde AB topluluğu destekli bir köleleştirilmiş emperyalist ekonomisi bitmiş bir Türkiye yakın zamanda önlem alınmazsa senaryo gereği yapılanması tamamlanmıştır…
Geleceğimiz, bu düzen devam ederse hiç parlak görünmüyor, zaten görünseydi şardım…
Unutmamamız gereken şu anda biz büyük bir ülkeyiz ve her yönden kuşatıldığımız için böyle karamsar hava esiyor, bunu da yaratanlar bıyık altından bize gülerek timsah gözyaşı döküyorlar, siyaset yapmak yerine sokak kavgasında bile söylenmeyecek sözleri birbirlerine söyleyen siyasetçilerimiz ile yerel seçimlere giriyoruz…
BABACAN'DAN KAPSAMLI BAŞKA BİR DEĞERLENDİRME DAHA YAPTI BAKINIZ….
Bu haber 20-Mart-2009 tarihli bir haber bizler aynı kalını bir hafta boyunca izleriz o haftada olan olayları araştırırız ve o haber üzerine yorum yaparız, kısaca Amerika’yı tekraren keşfetmeyiz bilen olayların bilinmeyen yönleri ROGG & NOK haber için daha önem taşır söylenen söylenmeyenden daha önemli değildir…
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, ABD'nin Irak'tan çekilme ya da Afganistan'a daha çok askeri varlık gönderilmesiyle ilgili şu ana kadar Türkiye'den somut bir talepte bulunmadığını bildirdi.
Bu açıklamayı daha öncede yapmıştı kapsamlı açıklama bekliyoruz haberi devamı…
Babacan, haberin alındığı günün geçen gecesinde TRT 2'deki Açılım programına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamıştı, bakalım nasıl bir yanıtlama veya anımsatma kapsamlı olacak ya…
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile yapılan son görüşmelerin hatırlatılması üzerine Babacan, terörle mücadelede pek çok farklı enstrümanın kullanıldığını söyleyerek, terör örgütü ile mücadelede "yalnızlaştırma stratejisinin" uygulandığını ve bunun son basamağının da Irak'taki yerel yönetimle temas kurmak olduğunu bildirdi. Bu konuyu bir "Kürt-Türk meselesi" olarak görmediklerini belirten Babacan, Irak'taki yerel yönetimin terör örgütüne karşı politikasının önemli olduğunu kaydetti.
Bu açıklamaya göre senaryolar güncelleniyor, ortam aynı ama artistler değişiyor, son sürüm daha perdeye yansımadı, gibi görünse de reklamları var, pek yakında sinemamızda dendiği gibi…
Haber devam ediyor; Mesud Barzani ile ilişkilerin sorulmasına karşılık Babacan, “ Barzani ile temasların Irak ya da Türkiye'de olabileceğini, ancak şu anda planlanan bir şey olmadığını” haber kanalı söylüyor ve habere devam ediyor, "Ancak böyle bir ziyaretin olmaması için de bir neden yok. Artık eşiği aştıktan sonra, muhatap almaya başladıktan sonra bu doğal akışı içinde olur. Önemli olan iki ülkenin de gündeminden terör örgütünü düşürmek" söylemini yapmış…
Bu teknoloji çağında zaten göstermelik olacağını belirtiyor yeler ve mekânlar bir tuş uzaklığında dostlar kapılar kapanınca her şey ekranlardan görülür bu konuşmalar üst düzey anti istihbarat olanakları ile dinlenebilinir…
Babacan, Kerkük'le ilgili olarak da, “ bu kentle ilgili özel bir model oluşturulması gerektiğini” söylemlerine katmış ve söylemlerine şunu da eklemiş, “bu modelin artık BM tarafından da desteklendiğini” söylemiş…
Çok kapsamlı bir açıklama olmuş…
Obama'nın Türkiye ziyareti hakkındaki kapsamlı açıklamaları…
ABD Başkanı Barack Obama'nın ziyaretine ilişkin soruya karşılık Babacan, “Obama'nın G-20 ve NATO toplantılarının ardından Türkiye'ye geleceğini” söylemiş…
Bu söylemde çok kapsamlı ne dersiniz haberin devamında kapsamı göreceğiz umarım….
“NATO toplantısında diğer toplantılarda da olduğu gibi Afganistan'ın gündeme gelmesinin beklendiğini” söylemlerine katmış olan Babacan, “ bütün müttefiklere bu ülkedeki askeri varlıklarını çoğaltmaları çağrısında bulunulduğunu” söylemiş.. Babacan söylemlerine devam etmiş, bunlar önemli açıklamalarmış ya bakalım bilmediğimiz daha neler söylemiş, söylemleri ne devam eden Babacan, “ bu konuda Türkiye'den özel bir talep olmadığını belirterek, bu toplantılarda da böyle bir talep geleceğini sanmadığını” söylemiş bunlarda önemli tespitler olarak haber yapılmış ne dersiniz…
Haberin devamında Babacan, bazı hassas komutanlıkların Fransa'ya verilmesine ilişkin iddiaların anımsatılmasına karşılık olarak şunları söylemiş, “ bunların daha çok askerden askere konuşulan konular” demiş yine önemli bir tespit yapmış bunları biz bilmiyorduk, yine Bacan tespitlerine devam etmiş, "Ama resmi kararlar siyasi karardır ve Kuzey Atlantik Konseyi denilen NATO bakanlarından oluşan Konsey'de alınır bu kararlar" konuşmuş yani son karar kimde Askerde mi siyaset yapan kişilerde mi?.. yine tespit ama ne tespit…
Birde ben bir tespit yapayım müsaade ederseniz hani büyük abisi sözde sayın denilen ARINÇ seçim meydanlarında Askeri eleştirirken “iyi ki savaş çıkmamış yoksa” diye askeri eleştirdi…
Yukarıdaki olguda sayın denilen Babacan şunu söyleyememiş…
“Asker siyaseti yönlendirir, asker siyaseti bilmez ise bu konuları asker ile konuşamaz, asker askerlik kadar modern eğitim anlayışında dünya şatlarında askerlik olgusu kadar siyaseti de bilmeli, ve bizim askerimiz bizden iyi siyaset bilimini biliyor onun için bu konuları asker ile konuşulması daha doğru bir olgu olarak bana görülüyor” demesi gerekirdi, belki demek istedi ama ağabeysiden korkusundan bu açıklamayı yapamadı, buda şunu gösteriyor AKP içinde bile oligarşi hakim….
Obama'nın Türkiye ziyaretiyle ilgili soruya Babacan söyleminde şu sözleri ile tespit yapmış..
Babacan söyleminde, “ Obama'nın ziyaretinin Türkiye'ye gelmek için yapılan resmi bir ziyaret olduğunu” söyledikten sonra tespitlerine devam ederek şöyle devam etmiş, “ ziyaretin Ankara ve İstanbul ayakları bulunduğunu, ancak Obama'nın Medeniyetler İttifakı toplantısına katılıp katılmayacağının resmi teyidinin henüz gelmediğini” o haber söylemi esnasında söylemiş…
Sayın denilen Bakan Babacan, 1915 olaylarıyla ilgili olarak Obama'nın Nisan ayında ne yapacağının sorulması sayesinde, yine Babacan,” bu konunun iki ayağı bulunduğunu, birinin 24 Nisanda Obama'nın yazılı bir açıklama yapacağını, bu açıklamanın tonunun ve kelimelerinin önemli olduğunu, ikinci olarak da ABD Kongresi'nde bu olaylarla ilgili bir karar tasarısı çalışması bulunduğunu anımsamalı”. Diye söylemine bu cümleleri koymuş..
Fakat geç bir tespit bu olaylar olmadan bu tür tespitleri siyasi ortamda yılar önce yapması gerekirdi, şimdi yönetim değişti diye her şey değişti demek olmadığını ve dış siyasete sınıfta kalındığını bilmesi gerek bir zaman diliminde yaşıyoruz….
Sayın denilen Babacan, babacan bir tavırla Bu söylem sırasında "İsrail imajı çok olumsuz etkilendi" demiş…
Bakın Babacan’a, Türkiye-İsrail ilişkilerinin hangi
noktada olduğunun sorulmuş, bacan bir tavırla Babacan söylemine devam etmiş, “Gazze'de yaşananları hatırlatarak, İsrail operasyonunun ardından şu anda değişen hiçbir şey olmadığını, aksine İsrail imajının çok olumsuz etkilendiğini” söylemiş…
Fakat MOSAT olgusunu bu babacan tavır sergilerken herhalde unutmuş, siyasete girerken neler olduğunu hatırlaması gerek kanaatin taşıyorum…
Sayın denilen Babacan, söylemine devam etmiş, “ İsrail ile iletişim kanallarının operasyon sırasında bile sürekli açık oldu, Türkiye'nin milli çıkarlarının her şeyin üstünde olduğunu” söylemine katmış…
Çıkarları ve çıkarımız bu dış siyasi anlayışın elinde ise benim midem bulanıyor dostlarım…
Bakın, birde Babacan’ın İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile Brüksel'de görüştüğünü söylendikten sonra yine Babacan, “ Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ertelenen İsrail ziyaretinin ise şu anda gündemde olmadığını” söyleminde söylemiş…
BİR MESAJ DAHA, AB, TÜRKİYE'NİN SURATINA KAPI KAPATIRKEN O AÇIYORMUŞ ACABA NİYE?...
İngiltere'de yayımlanan The Times gazetesi, ABD Başkanı Barack Obama'nın Mart sonunda çıkacağı Avrupa turunu değerlendirmiş okurlarım bakalım nasıl bir değerlendirme yapmış…
The Times gazetesine göre olan değerlendirme, ''Yeni ABD Başkanı'nı bu seyahati sırasında yaşlı Avrupa'nın bilinen sorunlarının beklediği'' okurlarına ulaştırmış…
Obama'nın 4 ülkeyi kapsayacak ve 8 gün sürecek seyahatinin 31 Martta Londra'dan başlayacağına işaret edilen haberde, Başkan'ın burada zengin ve gelişmekte olan 20 ülkenin zirvesinde hazır bulunacağı okuyucularına hatırlatırdan sonra şöyle devam etmiş…
Obama'nın daha çok mali sorunların ele alınacağı Londra'dan NATO'nun 60. kuruluş yıl dönümü törenlerinin yapılacağı Strasbourg'a gideceğini duyuran Times, yeni Başkan'ı burada da merkezinde Afganistan'ın bulunduğu, NATO çerçevesinde yaşanan tartışmaların beklediğine dikkati çekmiş.
Başkan Obama'nın üçüncü durağının Prag olacağını yazan Times gazetesi, Başkan'ın burada ABD ile AB arasında yapılacak zirveye katılacağını da belirtmiş…
Gazete, gezinin son ayağını oluşturan Türkiye'de ise Başkan Barack Obama'nın Müslüman dünyasına çok beklenen mesajını verebileceğini yazmış…
Bu mesajlar nasıl ve kimlere yönelik mesajlar olabilir çünkü Türkiye İslam devleti değil ılımlı İslam devletiyiz, bunu onlar söylemiyor muydu okurlarım şimdi bizi İslam devleti olarakmı görüyorlar, bu karmaşık düşünceler içinde Barack Obama'nın Müslüman dünyasına çok beklenen mesajını verebileceğini yazmış…
Biz Laik Türk cumhuriyeti değimliyiz ben mi yanlış biliyorum acaba?….
Obama'nın ''İslam dünyasına elini uzatma'' sözünü verdiğini de yazmış, haberin devamında, bu sözün, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkan Fransa ve Almanya'nın, Türkiye'nin yüzüne kapıyı kapatmalarıyla çeliştiği de yazmış…
Allahın aşkına biz ne olduk İslam mı ılımlı İslam mı yolsa din ile yönetilen başa bir şekilde olan bir devletmişiz..
Çünkü başımızda bulunan kişinin eşi rahibe kılıklı Amerika’dan gelen Bayan Hillary Clinton gibi geçmişteki cumhurbaşkanı eşlerini görmediği için şimdiki rahibe kılıklı eşe yakınlık göstereceğinden Obama'ının eşi Michelle Obama'dan da eminim, çünkü yaşadığı memlekette çok böyle insanlar ortalıkta görünmez yalnız kiliselerde görülür, veya yardım toplarken sokaklarda görülür…
Eee bizimkilerinde yardıma ihtiyaçları var ne dersiniz…
Yazıda, geleceği geçmişte görülür teziyle şu cümleler geçiyormuş. Başkan George Bush'un yapıcı bir küresel liderlik gösteremediği için eleştirildiği, bugünse, Avrupa'nın aynı türde suçlamalarla karşı karşıya kalma riskinin bulunduğuna dair Avrupa Sosyalist Partisi Başkanı Poul Rasmussen tarafından ortaya atılan görüşe de yazıda yer verilmiş…
Şimdi eskisi gibi davranan ABD var mı yok mu?...
Bu bilinmez fakat geçmişte sosyalist diye ajanlıkla suçlanan 2 yazarın Amerika’da idam edildiğini söylemek isterim, geriye dönüp ileriye bakmamız gerekli….
Bu yerel seçimler dönüm noktası olacağını unutmayalım…
Bu haber 18 MART 2009 yayınlanmış biraz inceleyelim…
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, ABD Başkanı Barack Obama'nın ilk ziyaretlerinden birini Türkiye'ye yapacak olmasının tüm dünyaya önemli bir mesaj olduğunu söyledi.
Evet mesaj veriliyor…
Kime?..
Niçin?..
Amaç?..
TGRT Haber'in sorularını yanıtlayan Babacan, “yeni yönetimle birlikte ABD dış politikasında yeni bir dönemin başladığına, bu doğrultuda Amerikalıların konuştuklarını, dinlediklerini ve görüş aldıklarını” söylemiş…
ABD yeni dönem başlaması ulusal bazda stratejisini değiştirdi mi, yoksa günümüze uygun olarak göstermelik senaryolar mı uyguluyor?..
Bunları yukarıda belirttiğimiz olguda göstermelik stratejisini değiştirdiğini kendi sözcüleri kanalı ile örneğin Babacan gibi üst düzey devlet yönetiminde bulunan kişilerce çıkarı bulunan halklara mesaj mı veriyor?...
Babacan, ABD'nin Türkiye ile yakın çalışmak istediğini açıkça dile getirdiğini bildirerek, Ankara'da ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile yaptığı görüşmede, Clinton'ın, kendisinin tavsiyelerini not alarak, bunları Washington'da çalışacağına dair söz verdiğini anlattı.
Bayan Hillary Clinton neye söz verdiği ilerde anlaşılır, çünkü çalışmak demek bilgi ve birikim demektir…
Bu bilgi ve birikim kimde var ise o dersini daha iyi çalışır…
Çalıştığı bu derslerden not alır, Bayan Hillary Clinton ise kimden geçerli not alacağı belirlidir, ona göre bir üst sınıfa atlayabilir…
Bu sınıf geçme olayı tezinin doğru platformlarda anlaşılmasına bağlıdır…
Haberin devamında şunlar var;ABD ile Türkiye'nin dış politika gündeminin tam anlamıyla örtüştüğünü vurgulayan Babacan, “ Pakistan, Afganistan, Orta Doğu, Kafkaslar, İran gibi konulara Türkiye'nin çok yakın olduğuna, bu dönemde Türkiye'nin bu bölgelere bakış açısının ABD tarafından önemli görülüyor” demiş.
Geçtiğimiz yazı dizimde belirttiğim bir haber vardı, başlığı; “İNCİRLİK VE AFGANİSTAN ELİNİ BAĞLIYORMUŞ…..” satır arasında “Amerikan AP ajansı, Türkiye'yi ziyarete hazırlanan Barack Obama'nın Ermeni tasarısı nedeniyle büyük bir ikilemle karşı karşıya olduğunu yazdı. Demiştim sanki o haberin devamı gibi, sanki ABD sözcüsü gibi konuşan Babacan’ı görünce inanın midem bulanıyor…
Bir politikacı böylemi davranır…
Dışişleri Bakanı Babacan, ABD'deki bu yeni dönemin Türkiye için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.
Bu Fırsat kime, zaten Türkiye bir fırsatlar ülkesi olarak 10 Kasım 1938 09:06 dan bu yana biliniyordu, bu bilinç altında bir sürü senaryolar gündeme konularak bu olgu devam etti..
Rant üzerinden din simsarlığı yapanları beslemek olgusu üzerinden bunun son versiyonu olarak şimdiki siyasi ortamı ortaya çıkarmıştır…
Bizler bölücü terör örgütü asala ve pkk ile uğraşırken senaryolar güncelleştirilmiş ve böyle politikacılar başa getirilmiştir…
Şimdi yerel seçimler var işte o seçimler en büyük kozu oynayacak senaristleri gündeme getirmiştir, oyunlar muhtelif ama oyuncuları yöneten senarist aynıdır…
Obama'nın Türkiye ziyareti….
“ Obama'nın ikinci ikili ziyaretini Türkiye'ye yapacak olmasının şaşırtıcı olmadığını” söyleyen Babacan, “ Obama'nın Medeniyetler İttifakı toplantısına katılıp katılmayacağının ise henüz netleşmediğini, geçen hafta bir ön heyetin geldiğini, program üzerinde çalışmaların sürdüğünü” söylemiş…
Birde bununla ilgili bir habere bakalım, bu habere göre İspanyol Meclisi'nde, muhalefet tarafından bugün hükümete yöneltilen sorular arasında 6-7 Nisan'da İstanbul'da düzenlenecek Medeniyetler İttifakı 2. Forumu da yer aldı.
Dışişleri Bakanı Moratinos, Medeniyetler İttifakı projesinin ilk gündeme geldiği zaman da "çok kişinin bunu eleştirdiğini ve önemini azaltmaya çalıştığını" belirtti.
Moratinos, "ABD'de yeni yönetim göreve geldiğinde, Obama'nın Amerikan milletine yaptığı ilk konuşmasında söylediği çok kültürlülük, diyalog, tolerans ve başkalarına saygı gibi konular aslında Medeniyetler İttifakı inisiyatifinin temelinden esinleniyor" diye konuştu.
Medeniyetler İttifakı'nın çok hızlı şekilde ilerleme kaydettiğini, 93'ten fazla ülke ve uluslararası kurumun destek verdiğini kaydeden Moratinos, "İstanbul'daki toplantı, uluslararası camiada tolerans, diyalog ve karşılıklı anlayışı desteklemeye yönelik çok büyük bir sonuç verecek. 21. yüzyılın ilişkilerini düzeltecek yeni mimaride, kültürel anlayışta bir temel inşa etmek için somut önlemler ve pratik sonuçlar sunacak" değerlendirmesinde bulundu.
Yukarıda belirttiğim olguda dünya politika için çalışırken bizimkiler olan politikaları bilmeden onları yıkmaya uğraşıyorlar, ne politik saygı nede dış politika için akademik bir çalışma olmadan Türkiye yönetiliyor, aslıda yönetilmiyor, dış güçlerin gösterdiği yolda uşaklık yapan bir oluşum sayesinde ülke bölünüyor…
Babacan, “ Obama'nın göreve geldikten sonraki ilk 100 gün içerisinde bir Müslüman ülkede önemli bir konuşma yapacağının” hatırlatılması üzerine, "Alternatif ülkeler üzerinde duruyorlar, ama bunun artılarını eksilerini değerlendirmek lazım. Türkiye'de de olabilir, memnun oluruz, başka bir ülkeyi de seçebilirler" cevap vermiş…
İşte yukarıdaki verdiğim örnek üzer devam edersek Babacan ABD’nin Türkiye’deki temsilcisi olarak görebiliriz, bu görüşüm yanlış algılana bilir fakat olaylar ve satır aralarında verdiği mesajlar bana bu temsilciliğin faal bir olgu içinde olduğunu gösteriyor…
Obama'nın Türkiye'ye "Türkiye için geliyorum" demesinin farklı bir şey olduğunu söyleyen Babacan, "Obama'nın ilk ziyaretlerinden birini Türkiye'ye yapacak olması başlı başına tüm dünyaya mesajdır" dedi.
O mesajları ben ve gurubum çok iyi algıladı zamanla bu algılamanın sonucunu göreceğiz, en başta yerel seçimler arifesinde bu mesajları Babacan tarafından Türkiye’de kimlere verildiği bellidir…
Faşist ekonomik yöneticileri ve bunları ortakları Rant ve din simsarlığı yapan her kurum ve kuruluş bu mesajın önemini algılamıştır…
Babacan, “Türkiye'nin ABD ile görüşlerini paylaştığını” söylemiş, “ iletişim ve temas trafiğine ağırlık vereceklerini, ancak bunu yaparken ABD'nin karşısında herhangi bir ezilmişlik duygusuyla hareket etmediklerini, iki eşit taraf ve iki eşit egemen ülke olarak, düşündüklerini çekinmeden söylediklerini” söylemiş…
Bu mesajı verirken önceki mesajlarının nasıl anlaşıldığını düşünerek günah çıkmış olacak ki, Türk halkını rahip olarak görüyor, kısaca “Müslüman köyünde salyangoz satıyor” işte bir dış işleri bakanımız daha oldu birincisini Çankaya’ya transfer ettik, biliyorsunuz rahibe kılıklı bir bayanda artık orada…
ABD askerlerinin Irak'tan çekilme süreci…
“Amerikan askerlerinin Irak'tan çekilme sürecine dair” bir soru sorulmuş sayın denilen Babacan’a, cevabı ise şu olmuş “ ABD'nin bu süreçte Türkiye'den yardım istediğini, ancak henüz somut talepte bulunmadığını” söylemiş…
Hangi sözüne inanacağız, geçen yazımda su cümleleri kullandım…
Başlığı “ANKARA'DAN JEST MİŞ EFENDİM...” daha sonra şöyle devam etmiştim, satır aralarında şu cümleler vardı; “Nisan ayı başında Türkiye'yi ziyaret etme kararıyla büyük bir sürprize imza atan Amerika'nın yeni Başkanı Barack Obama'ya Ankara jest yaptı.”
Bir ülke başka bir ülkeye göstermelik olarak jest yapmaz, çıkarı olmadıkça bu jest yağcılık olur çünkü bunun karşılığında ya yağcılık bekler yada kendi ülkesindeki halka karşı güç kazanmak veya şimdiki gibi iktidarda kalmak için başka ülkelerden yardım ister, çünkü böyle kişiler koltuklarında rahat uyuyamazlar…
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, ABD'nin, "Irak'tan Askerlerini Çekerken Türkiye'ye Genel Anlamda İhtiyaç Duyabileceğini," Aylar Önce Ankara'ya Bildirdiğini Söyledi. Diye yazmış ve bu nu geçen yazımda irdelemiştim…
Babacan, “somut talep gelince bunun değerlendirileceğini, Türkiye'nin o dönemde uygun gördüklerini ve uygun görmediklerini ABD'ye ileteceğini kaydetti.”
Çalışmadan bahsettik ya…
Aylar önce bildirilen mesaj için somut adımlar atılmadan böyle bir mesajın niye verildiği soru işaretidir….
Böyle bir talep var ise nasıl bir ön çalışma yapıldı?...
Kapalı kapılar ardında ne tür tavizler verilme aşaması olacaktır?…
Bu tavizler aşamasında kimler Ergenekon davsı için göstermelik olarak susturulacaktır?…
Yerel seçimler bitince önümüze ne gibi senaryolar ve senaristler çıkacaktır?...
Gündem nasıl değiştirilerek asıl gündem unutturulacaktır?...
İşte size uğraşacağınız sorular dostlar…
“Irak'taki tüm grupların da Amerikan askerlerinin çekilmesini istediğine işaret eden Babacan, "Önce kendi milli menfaatlerimiz, sonra komşu Irak için ne destek gerekirse veririz" demiş. Babacan, “bu konunun iki ülke ilişkilerinde küçük bir madde” demiş…
Sayın denilen Babacan “sinek ufaktır ama mide bulandırır”...
Babacan "24 Nisan için risk yoktur denilemez" demiş..
Dikelemezsiniz zaten sayın denilen Babacan, Önce SAM amcanın kararını duymanız gerekir, çünkü sizsin ücretinizi SAM amca veriyor…
Türk milleti parasız…
Para kimde ise o düdüğü çalan bir iktidarın sözde Dış İşleri Bakanısınız, size Allah kolaylık vesin bu kadar sahtekârlığı bir arada nasıl götürüyorsunuz…
Bir başka soru üzerine, “Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmek istediğini” söylemiş sayın denilen Babacan, “Kafkaslar'da iyi ilişkilerin kurulması için Azeriler, Ermeniler ve Ruslarla görüştüklerini” söylemiş, “ bu konuya ilk kez ABD ve Rusya'nın aynı anda desteğinin var olduğu” söylemiş Jest yapmış efendim Jest…
Her yazımda aşağı yukarı belirtiyorum biz Nok olarak her haberi sizin gibi okuyoruz fakat satır aralarında verilen mesajları çözmeye uğraşıyoruz, bu olguda ne kadar başarılı veya başarısız olduğumuz ilerde halkımız görecektir, yine konumuzla ilgi bir haber, habere göre ; ABD'de Ermenilerin en büyük ve radikal örgütü Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Türkiye'nin, Ermenistan ile diaspora Ermenilerini bölmeye çalıştığını ileri sürdü.
Sayın denilen kara Pamuk olsa idi bu sözleri evirir çeviri Nobel ödülü alırdı ve Türkiye’de bu bir gazetenin editörü olarak ortaya çıkardı, bu günleri unutmadık ve o gücü ona sağlayan güçleri de unutmadık dostlar, şimdi o güçler Obama’yı sıkıştıran ve iktidara taşıyan güçler olduğunu da biliyoruz benzerlikler çok belirgin…
ABD Kongresi'ndeki Ermeni lobisinin, 1915 olaylarına ilişkin yeni bir tasarıyı Temsilciler Meclisi'ne sunmasından bir gün sonra Amerikan Ermenilerine hitaben bir açıklama yayımlayan ANCA başkanı Ken Hachikian, Türkiye'nin Ermeni diasporasıyla Ermenistan'ın arasını açmaya çalıştığını ileri sürdü.
Okurlarımız,
Önem taşıyan öyle şeyler var ki bu söylemleri umursamamız gerekiyor, fakat uluslar arası siyaset arenasında bu söylemlere önem verilmez ise sonuç şimdiki oluşum olur dünyaya onların gözü ile bakmalı ama kendi ayaklarımızla yürümeliyiz koltuk değneği ile yürürsek ve de başkaların dediklerini yaparsak daha buna benze söylemler olabilir…
Örneğin "Demiri tavında dövmemiz gerek" diye konuşan Hachikian, "ortak davaya katkı" için Amerikalı Ermenilerin ANCA'ya para bağışında bulunmalarını istedi.
Ya biz ne yapıyoruz?...
Bu bizim ulusal davamız değil gibi davranım başımızı kuma sokuyoruz dostlar bir devletin dış politikası böyle yönetilmez….
ERMENİ ÇEVRELERDEN 'SOYKIRIM' TAHMİNLERİ
Bu arada, ABD Başkanı Barack Obama’nın Türkiye ziyaretine iki hafta kala Kongre’ye “soykırım” tasarısının sunulması üzerine Ermeni çevrelerinde yoğun spekülasyon yapılıyor.
Ermenistan Bilim Akademisi’nden Türkiye uzmanı Artak Şakaryan, Ermeni basınına yaptığı değerlendirmede, 1975 yılından bu yana Ermeni yanlısı tasarıların Kongre’ye sunulduğunu anımsatarak yeni bir tasarının sunulmasının Washington’a Türkiye ile ilişkilerinde bir “koz” verdiğini öne sürdü.
Tahmin ediyorum ki ilerde değil yakında ermeni ve Pkk terör örgünün ve destek veren dış ve iç istihbarat birimleri bir araya toplanacak, ve Kürt halkına yapılan soykırım stratejisini masaya yatıracak, bu strateji doğrultusunda haklı olduğumuz konuda haksız çıkarmak için yapılan senaryolara ek bir senaryo daha yapılacak, ve Türkiye soykırımla bir kere daha tanışacak…
Zaten şimdiki senaryo ve bulunan cesetler bu senaryonu bir başlangıcı olarak dünyaya bildiriliyor…
Bu şeytan üçgeninin tam ortasında bulunan bir yerde bu buluşma yapılacak gibi geliyor bana, tüm görüntüler bunu gösteriyor dostlar…
Şakaryan, tasarıyı “telafi” olarak benimseyebileceğini öne sürerken “Washington elbette ki siyasi bir jest yapacak ancak Başkan Obama’nın 24 Nisan açıklamasında Ermeni Soykırımı pek tanınmaz” diye konuştu.
DIŞİŞLERİNDEN 'YORUM YOK'
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Robert Wood, Temsilciler Meclisi’ne sunulan yeni “soykırım Tasarısı”nı yakında değerlendireceklerini belirterek yorum yapmaktan kaçındı.
Yorum yamak için tezin doğruluğunu bilmek gerekir, doğruluğunu bilmediğiniz her konu hakkında Türkiye’deki gibi yorum beklenmemelidir, yorumlar kalıcı olmalıdır…
Wood’un bu tutumunun, Başkan Barack Obama’nın kampanya sırasında verdiği, “soykırım tanıma” sözünden geri adım atabileceği duyumlarının ardından geldiği için dikkat çekici bulundu.
Bu senaryoyu yazan senarist önce senaryosunu Türkiye’de denemişti, R.T.E nin iktidara gelmesi ve türban davası üzerinde oynanan oyunların benzeri şimdi ermeni soykırımı adı altında ABD de oynanıyor bir farkla orası ABD burası TÜRKİYE..
Robert Wood, söylem yaptığı gün günlük olağan basın bilgilendirme toplantısında “önceki yönetimin tasarıya karşı olduğu” anımsatılarak yeni yönetimin“soykırım” tasarısına ilişkin pozisyonunu sorulması üzerine tasarıyı incelediklerini” söylemiş…
Wood, söyleminde ısrarla soruların karşısında “Elbette ki biz tasarıyı iyice incelemek istiyoruz. Onu yakından inceleme ve hükümet içinde görüşme olanağı olmadan başka bir şey söylemek istemiyorum. Bu konuyu burada bırakalım" demiş…
Evet Wood, olayı bilinçsizce değerlendirmekten kaçınmıştır işte yukarıda yazdığım gibi orası ABD burası TÜRKİYE..
Babacan, tüm bu görüşmeler yapılırken “ üçüncü bir ülkede atılacak adımların doğru olmadığını Amerikalılara da ilettiklerini” söylemiş, "Tüm bu gelişmelere rağmen 24 Nisan'da bir karar çıkmaması için risk yoktur denilemez" demiş.
Pekala olduğu taktirde Türkiye nasıl bir tavır koyacaktır?..
Kıbrıs olayları gibi davranan bir hükümet olduktan sonra yakında ülkemizde Kürdistan da kurulur…
Böl parçala ve yok et politikasını ülkemize sokan ABD sayesinde AB topluluğu destekli bir köleleştirilmiş emperyalist ekonomisi bitmiş bir Türkiye yakın zamanda önlem alınmazsa senaryo gereği yapılanması tamamlanmıştır…
Geleceğimiz, bu düzen devam ederse hiç parlak görünmüyor, zaten görünseydi şardım…
Unutmamamız gereken şu anda biz büyük bir ülkeyiz ve her yönden kuşatıldığımız için böyle karamsar hava esiyor, bunu da yaratanlar bıyık altından bize gülerek timsah gözyaşı döküyorlar, siyaset yapmak yerine sokak kavgasında bile söylenmeyecek sözleri birbirlerine söyleyen siyasetçilerimiz ile yerel seçimlere giriyoruz…
BABACAN'DAN KAPSAMLI BAŞKA BİR DEĞERLENDİRME DAHA YAPTI BAKINIZ….
Bu haber 20-Mart-2009 tarihli bir haber bizler aynı kalını bir hafta boyunca izleriz o haftada olan olayları araştırırız ve o haber üzerine yorum yaparız, kısaca Amerika’yı tekraren keşfetmeyiz bilen olayların bilinmeyen yönleri ROGG & NOK haber için daha önem taşır söylenen söylenmeyenden daha önemli değildir…
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, ABD'nin Irak'tan çekilme ya da Afganistan'a daha çok askeri varlık gönderilmesiyle ilgili şu ana kadar Türkiye'den somut bir talepte bulunmadığını bildirdi.
Bu açıklamayı daha öncede yapmıştı kapsamlı açıklama bekliyoruz haberi devamı…
Babacan, haberin alındığı günün geçen gecesinde TRT 2'deki Açılım programına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtlamıştı, bakalım nasıl bir yanıtlama veya anımsatma kapsamlı olacak ya…
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile yapılan son görüşmelerin hatırlatılması üzerine Babacan, terörle mücadelede pek çok farklı enstrümanın kullanıldığını söyleyerek, terör örgütü ile mücadelede "yalnızlaştırma stratejisinin" uygulandığını ve bunun son basamağının da Irak'taki yerel yönetimle temas kurmak olduğunu bildirdi. Bu konuyu bir "Kürt-Türk meselesi" olarak görmediklerini belirten Babacan, Irak'taki yerel yönetimin terör örgütüne karşı politikasının önemli olduğunu kaydetti.
Bu açıklamaya göre senaryolar güncelleniyor, ortam aynı ama artistler değişiyor, son sürüm daha perdeye yansımadı, gibi görünse de reklamları var, pek yakında sinemamızda dendiği gibi…
Haber devam ediyor; Mesud Barzani ile ilişkilerin sorulmasına karşılık Babacan, “ Barzani ile temasların Irak ya da Türkiye'de olabileceğini, ancak şu anda planlanan bir şey olmadığını” haber kanalı söylüyor ve habere devam ediyor, "Ancak böyle bir ziyaretin olmaması için de bir neden yok. Artık eşiği aştıktan sonra, muhatap almaya başladıktan sonra bu doğal akışı içinde olur. Önemli olan iki ülkenin de gündeminden terör örgütünü düşürmek" söylemini yapmış…
Bu teknoloji çağında zaten göstermelik olacağını belirtiyor yeler ve mekânlar bir tuş uzaklığında dostlar kapılar kapanınca her şey ekranlardan görülür bu konuşmalar üst düzey anti istihbarat olanakları ile dinlenebilinir…
Babacan, Kerkük'le ilgili olarak da, “ bu kentle ilgili özel bir model oluşturulması gerektiğini” söylemlerine katmış ve söylemlerine şunu da eklemiş, “bu modelin artık BM tarafından da desteklendiğini” söylemiş…
Çok kapsamlı bir açıklama olmuş…
Obama'nın Türkiye ziyareti hakkındaki kapsamlı açıklamaları…
ABD Başkanı Barack Obama'nın ziyaretine ilişkin soruya karşılık Babacan, “Obama'nın G-20 ve NATO toplantılarının ardından Türkiye'ye geleceğini” söylemiş…
Bu söylemde çok kapsamlı ne dersiniz haberin devamında kapsamı göreceğiz umarım….
“NATO toplantısında diğer toplantılarda da olduğu gibi Afganistan'ın gündeme gelmesinin beklendiğini” söylemlerine katmış olan Babacan, “ bütün müttefiklere bu ülkedeki askeri varlıklarını çoğaltmaları çağrısında bulunulduğunu” söylemiş.. Babacan söylemlerine devam etmiş, bunlar önemli açıklamalarmış ya bakalım bilmediğimiz daha neler söylemiş, söylemleri ne devam eden Babacan, “ bu konuda Türkiye'den özel bir talep olmadığını belirterek, bu toplantılarda da böyle bir talep geleceğini sanmadığını” söylemiş bunlarda önemli tespitler olarak haber yapılmış ne dersiniz…
Haberin devamında Babacan, bazı hassas komutanlıkların Fransa'ya verilmesine ilişkin iddiaların anımsatılmasına karşılık olarak şunları söylemiş, “ bunların daha çok askerden askere konuşulan konular” demiş yine önemli bir tespit yapmış bunları biz bilmiyorduk, yine Bacan tespitlerine devam etmiş, "Ama resmi kararlar siyasi karardır ve Kuzey Atlantik Konseyi denilen NATO bakanlarından oluşan Konsey'de alınır bu kararlar" konuşmuş yani son karar kimde Askerde mi siyaset yapan kişilerde mi?.. yine tespit ama ne tespit…
Birde ben bir tespit yapayım müsaade ederseniz hani büyük abisi sözde sayın denilen ARINÇ seçim meydanlarında Askeri eleştirirken “iyi ki savaş çıkmamış yoksa” diye askeri eleştirdi…
Yukarıdaki olguda sayın denilen Babacan şunu söyleyememiş…
“Asker siyaseti yönlendirir, asker siyaseti bilmez ise bu konuları asker ile konuşamaz, asker askerlik kadar modern eğitim anlayışında dünya şatlarında askerlik olgusu kadar siyaseti de bilmeli, ve bizim askerimiz bizden iyi siyaset bilimini biliyor onun için bu konuları asker ile konuşulması daha doğru bir olgu olarak bana görülüyor” demesi gerekirdi, belki demek istedi ama ağabeysiden korkusundan bu açıklamayı yapamadı, buda şunu gösteriyor AKP içinde bile oligarşi hakim….
Obama'nın Türkiye ziyaretiyle ilgili soruya Babacan söyleminde şu sözleri ile tespit yapmış..
Babacan söyleminde, “ Obama'nın ziyaretinin Türkiye'ye gelmek için yapılan resmi bir ziyaret olduğunu” söyledikten sonra tespitlerine devam ederek şöyle devam etmiş, “ ziyaretin Ankara ve İstanbul ayakları bulunduğunu, ancak Obama'nın Medeniyetler İttifakı toplantısına katılıp katılmayacağının resmi teyidinin henüz gelmediğini” o haber söylemi esnasında söylemiş…
Sayın denilen Bakan Babacan, 1915 olaylarıyla ilgili olarak Obama'nın Nisan ayında ne yapacağının sorulması sayesinde, yine Babacan,” bu konunun iki ayağı bulunduğunu, birinin 24 Nisanda Obama'nın yazılı bir açıklama yapacağını, bu açıklamanın tonunun ve kelimelerinin önemli olduğunu, ikinci olarak da ABD Kongresi'nde bu olaylarla ilgili bir karar tasarısı çalışması bulunduğunu anımsamalı”. Diye söylemine bu cümleleri koymuş..
Fakat geç bir tespit bu olaylar olmadan bu tür tespitleri siyasi ortamda yılar önce yapması gerekirdi, şimdi yönetim değişti diye her şey değişti demek olmadığını ve dış siyasete sınıfta kalındığını bilmesi gerek bir zaman diliminde yaşıyoruz….
Sayın denilen Babacan, babacan bir tavırla Bu söylem sırasında "İsrail imajı çok olumsuz etkilendi" demiş…
Bakın Babacan’a, Türkiye-İsrail ilişkilerinin hangi
noktada olduğunun sorulmuş, bacan bir tavırla Babacan söylemine devam etmiş, “Gazze'de yaşananları hatırlatarak, İsrail operasyonunun ardından şu anda değişen hiçbir şey olmadığını, aksine İsrail imajının çok olumsuz etkilendiğini” söylemiş…
Fakat MOSAT olgusunu bu babacan tavır sergilerken herhalde unutmuş, siyasete girerken neler olduğunu hatırlaması gerek kanaatin taşıyorum…
Sayın denilen Babacan, söylemine devam etmiş, “ İsrail ile iletişim kanallarının operasyon sırasında bile sürekli açık oldu, Türkiye'nin milli çıkarlarının her şeyin üstünde olduğunu” söylemine katmış…
Çıkarları ve çıkarımız bu dış siyasi anlayışın elinde ise benim midem bulanıyor dostlarım…
Bakın, birde Babacan’ın İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile Brüksel'de görüştüğünü söylendikten sonra yine Babacan, “ Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ertelenen İsrail ziyaretinin ise şu anda gündemde olmadığını” söyleminde söylemiş…
BİR MESAJ DAHA, AB, TÜRKİYE'NİN SURATINA KAPI KAPATIRKEN O AÇIYORMUŞ ACABA NİYE?...
İngiltere'de yayımlanan The Times gazetesi, ABD Başkanı Barack Obama'nın Mart sonunda çıkacağı Avrupa turunu değerlendirmiş okurlarım bakalım nasıl bir değerlendirme yapmış…
The Times gazetesine göre olan değerlendirme, ''Yeni ABD Başkanı'nı bu seyahati sırasında yaşlı Avrupa'nın bilinen sorunlarının beklediği'' okurlarına ulaştırmış…
Obama'nın 4 ülkeyi kapsayacak ve 8 gün sürecek seyahatinin 31 Martta Londra'dan başlayacağına işaret edilen haberde, Başkan'ın burada zengin ve gelişmekte olan 20 ülkenin zirvesinde hazır bulunacağı okuyucularına hatırlatırdan sonra şöyle devam etmiş…
Obama'nın daha çok mali sorunların ele alınacağı Londra'dan NATO'nun 60. kuruluş yıl dönümü törenlerinin yapılacağı Strasbourg'a gideceğini duyuran Times, yeni Başkan'ı burada da merkezinde Afganistan'ın bulunduğu, NATO çerçevesinde yaşanan tartışmaların beklediğine dikkati çekmiş.
Başkan Obama'nın üçüncü durağının Prag olacağını yazan Times gazetesi, Başkan'ın burada ABD ile AB arasında yapılacak zirveye katılacağını da belirtmiş…
Gazete, gezinin son ayağını oluşturan Türkiye'de ise Başkan Barack Obama'nın Müslüman dünyasına çok beklenen mesajını verebileceğini yazmış…
Bu mesajlar nasıl ve kimlere yönelik mesajlar olabilir çünkü Türkiye İslam devleti değil ılımlı İslam devletiyiz, bunu onlar söylemiyor muydu okurlarım şimdi bizi İslam devleti olarakmı görüyorlar, bu karmaşık düşünceler içinde Barack Obama'nın Müslüman dünyasına çok beklenen mesajını verebileceğini yazmış…
Biz Laik Türk cumhuriyeti değimliyiz ben mi yanlış biliyorum acaba?….
Obama'nın ''İslam dünyasına elini uzatma'' sözünü verdiğini de yazmış, haberin devamında, bu sözün, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkan Fransa ve Almanya'nın, Türkiye'nin yüzüne kapıyı kapatmalarıyla çeliştiği de yazmış…
Allahın aşkına biz ne olduk İslam mı ılımlı İslam mı yolsa din ile yönetilen başa bir şekilde olan bir devletmişiz..
Çünkü başımızda bulunan kişinin eşi rahibe kılıklı Amerika’dan gelen Bayan Hillary Clinton gibi geçmişteki cumhurbaşkanı eşlerini görmediği için şimdiki rahibe kılıklı eşe yakınlık göstereceğinden Obama'ının eşi Michelle Obama'dan da eminim, çünkü yaşadığı memlekette çok böyle insanlar ortalıkta görünmez yalnız kiliselerde görülür, veya yardım toplarken sokaklarda görülür…
Eee bizimkilerinde yardıma ihtiyaçları var ne dersiniz…
Yazıda, geleceği geçmişte görülür teziyle şu cümleler geçiyormuş. Başkan George Bush'un yapıcı bir küresel liderlik gösteremediği için eleştirildiği, bugünse, Avrupa'nın aynı türde suçlamalarla karşı karşıya kalma riskinin bulunduğuna dair Avrupa Sosyalist Partisi Başkanı Poul Rasmussen tarafından ortaya atılan görüşe de yazıda yer verilmiş…
Şimdi eskisi gibi davranan ABD var mı yok mu?...
Bu bilinmez fakat geçmişte sosyalist diye ajanlıkla suçlanan 2 yazarın Amerika’da idam edildiğini söylemek isterim, geriye dönüp ileriye bakmamız gerekli….
Bu yerel seçimler dönüm noktası olacağını unutmayalım…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder