Salı, Aralık 13, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -60- Geçti batı’nın pazarı sür köpeklerini Diyarbakır’a

2009

23-10,2009

Geçti batı’nın pazarı sür köpeklerini Diyarbakır’a

Merhaba dostlar..

Kızgınım…

Yazarlığa başladığımdan bu yana aşağıdaki gibi bir yazı yazmadım hep tarafsız olmaya çalıştım…

Vatan mevzubahis olduğunda sabrım kalmadı tüm halkımızdan yazıma başlamadan özür dilerim…

Ben kindar biri değilim ama olanları  unutacak kadar salak hiç değilim, o nedenle kızgınlığımı  uzun da olsa yazıma döktüm…

Herksin bunu yapmasını bekliyorum ülke bizim, biz Türkiye’yiz bizi yıkmak isteyen aşağıda belirteceğim gibi köpeklere…

Bunlara  kulak asmayın…

Şunu da bilin istekleri oldu bölündük böldüler, şimdi toparlanmanın zamanı…

 Parçalar nasıl yerine yapıştırılır nasıl çözüm bulunu, bunu çözecek yine halkımızdır…

Cumhurbaşkanı seçildiği zaman bir şey söyledim “Artık halk kendine güvenmeli” dedim çünkü  bizleri koruyacak yalnız halkın özgür iradesidir evet o günden bu güne, her tarafa bu köpekler girdi” 

Sonuç işte köpeklerin makarası  olan bir Türkiye Portesi…

Bunun sebebi genç nesle hâlâ güvenmememiz bitpazarına nur yağarsa diye bekledik…

Nur yağmadı ama b.. yağdı…

Ben Türk Kürt ayrımı yapmam herkes benim için Türkiye cumhuriyetinde yaşayan ve onurlu ve de değerlerini taşıyan insandır…      Bir avuç çapulcu için şimdi zamanımı harcıyorum, bu beni kızdırıyor…

 Bana bak eş köpek başkan dinle, Türk korkmaz; Türk Korkutur…

Halklar için ulus vardır tek bir halk vardır onda Türk ulusudur…

Bizi Türkleri tahrik edecek kapasitede bile değilsin mutasyon geçirmiş ucube canlı…

Seni  eş terörist köpek başkan dinle; sen ananın rahmine gir

 meden bizler bu planları ve senaryoları biliyorduk…..

Sen tahrik edeceksen aileni ve etrafındaki dişi köpekleri tahrik et bu ucube halinle onu da yapamazsın ya neyse..

Bakın ucube çapulcu takımı tehdit etmeyin çünkü ben bir tehdit edersem altından kalkamazsınız..

Boş havlamalara karnım tok köpoğlu köpekler…

 Mevkiinizi bilin ona göre davranın bir Karış toprağımı bile vermem bu köpeklere…

Kanımın son damlasına kadar özgürlük ve barış için savaşırım..

Herkese eşit davranırım…

 Türküm Türk olarak kalacağım…

Mazlumu ezmem….

Silahsıza silah çekmem…

Aldığım eğitim gereği Öldürmeği bildiğim kadar şefli ölmeği de bilirim…

Fikri ve düşünmeği yaşatmak en büyük amacım…

Ben öldürmeği değil yaşatmayı bilirim ama siz ucube çap

 ulcu köpek takımı yalnız öldürmeği bilirsiniz…

Irk, din, mezhep, dil,  enik ayrımcılığı yapmam…

 Fikirlere, ve düşüncelere saygım vardır….

Kabul etsem de, kabul etmesem de dinlemeyi bilirim…

Fikrimi savunurken eyer ucube köpek değil ise kendimi karşı fikri savunanların yerine koyarım…

Saygı duymasam bile ucube köpekler haricinde saygısızlık yapmam…

Etik değerlere sonuna kadar sahip çıkarım…  

Kanunlara bağlı kalırım…

Vatan mevzubahis odumu işte o zaman susmam…

Vatan elden giderken kalemimi satmam…

Ben ulusum için silah taşıdım  şimdi kalemimi taşıyorum…

Ölmek bir yere kadar gitmektir…

Ölmemek fikirlerini özgürce bağısızlık için  yazmaktır..

Bilmemek bilmekten olgunlaşır…

Ülke kurmak köle olmamaktan geçer…

Siyaset sayın olmak değildir..

Siyaset halk için çalışmakla olgunlaşır…

Önder olmak önderliği bilmekten, köpeklik yapmamaktan geçer…

Cana varsa vatan savunmasından onu vermekten geçer…

Sevmemek sevgi yoksunluğundan oluşur…

Ülke varsa ölenlerde vardır…

Yeter be, yeter…   

Canlıya kıymam ne demek?..

Canlıya kıyanı affetmem…

Ben Allah değilim, Allah affeder…

Ben affetmem dostlar…

Geleceği çok net görüyorum…

Köpeklerin toplandığı yeri ve yuvalarını çok iyi biliyorum…

Köpek yuvalarında ne tür yem ile beslendiğini çok iyi biliyorum…

Ölmedim hayattayım….

Ben Türk yazarıyım…

Yazacağım dostlar…

Gelecekte görün bakın Diyarbakır refah içinde olacak…

Peki bu nasıl olacak?…

Şöyle ki; devlet boşluğundan yaralanarak…

Aynı Afganistan gibi uyuşturucu merkezi olacak..

Diyarbakır Kadın ticareti yapılan iş alanları olacak…

Diyarbakır Belediyelerde artık saklanmadan kadın pazarlayanlar olacak….

Organ mafyasının konuşlandığı merkez Diyarbakır orası olacak…

Ortadoğu’nun bir numaralı  kaçakçılık merkezi Diyarbakır ı olacak…

İnsanları görünüşte refah içinde yaşayan ayrı bir merkez Diyarbakır olacak…

Daha sonra Diyarbakır nasıl olacak?..

Diyarbakır yaklaşık 10-15 yıl sonra…

Diyarbakır aynı Afganistan gibi ABD’ye karşı propaganda senaryoları başlayan bir merkez olacak…

Diyarbakır ABD ve AB ye çeşitli Saldırlar Planlanan senaryo merkezi olacak..

Diyarbakır’da yaşan herkes potansiyel suçlu olacak, olanları ABD  bahane edip doğu bölgelerini işgal edecek… 

PETROSAVAŞ yani ENERJİ  Savaşları Diyarbakır bu merkez odak alınarak yapılacak..

Bu savaşa İsrail öncülük yapacak AB ve ABD destek verecek…

Şimdi olan olayların benzerleri değil Diyarbakır’da toplu katliamlar gündeme gelecek…

Türkiye küçüldükçe Diyarbakır uşakların toplandığı merkez olarak gelişecek ve de yok etme senaryoları bu ortamda geliştirilerek Ortadoğu’ya yayılacak…  

Senaryoyu bozmak artık imkansız  çünkü Geçti batı’nın pazarı sür köpeklerini Diyarbakır’a diye talimat geldi.. 

  İmralı’dan aldığı talimatları aynen ulaştırınca, işte köpekleri besleyen siyasi ortam, Çankaya dahil tüm siyasetle uğraşan başta iktidar, muhalefet deki sayınlar… 

  Ortamı sizi sayınlar hazırladınız böldünüz bölündünüz artık şimdiden kendininiz yer beğenin çünkü siyasetten pirim alan sizi sayınlar… 

Bakın başa gelemeyince İsrail uşağı bazılarınız sıkışınca ülkeyi terk ediyor, başka ülkelerden sığınma talebinde bulunuyor..

Oyları  bölülmeleri bu köpek bakıcısını  ortaya çıkaranlar artık Türk sınırları  içinde kalmayacağına karar veip yurt dışına kaçırdılar… 

İşte olay bu, o entellerden sizinde örnek alın sayınlar…

Sayınlar onlardan hiçbir fakınız yok sözde İsrail ile kavga ediyor izlemini verirken kaçan kantçı…

Köpeklerinize talimat verdiniz mi?..

Sıra size sayınlar gelmeden ortamınızı hazırlayın bence…

Sayınlar Tilkinin dönüm geleceği yer kürcü dükkanı, kürkünüzün nasıl soyulacağı sizin hazırladığınız ortama bağlı olacaktır….

Kurt kocayınca Köpeklerin maskarası  olur…

Ya Kürt halkı  diye uşaklık eden köpekler kocayınca ne olur?...

Ne olacak bir çukura atılıp yok olur…

Bakın Kurt ve Kürt aralarında yalnız iki nokta ile anlamı  değişiyor..

Amblemi Kurt olan parti var ya, hani iktidar gelmek için şehitlerimizi savunan, her mitinglerinde tekbir sesleri çıkaran o parti… 1980 öncesi sol sağ çatışmalarında ön planda olan o parti vardı ya, daha sonra muhalefet olunca Cumhurbaşkanı sayın denilen A.G’ ü cumhurbaşkanı olması için destek veren o parti var ya, şimdi topluluğu nerede diye sormak gerekir…

  Türkiye eski Türkiye değil dostlar…

Senaryolar muhtelifti ama asıl senaryo sayınlar sizler oy almak için birere yardımcı oyuncu olarak bu senaryoya dâhil oldunuz, uyarmıştım dinlemediniz… Sayılar cebinizi kanlı paralarla doldurmak uğruna siyaset yaptınız ve de sizler bu köpeklere yol verdiniz… 

Siyasi görüşüm ne olursa olsun ben bu olayları unutmam hayatım boyunca unutturmam dostlar…

Darılmayın gücenmeyin ben kalemimi satmam hele bir terörist grubuna hiç satmam…

Satılık olanlar beni eleştire bilirler, onlara da kızmam, onlara tek bir söz söylerim, “ bu ülke bitince nerede kendiniz ve ailenizi satacaksınız”, eyer yüreğiz varsa bunu cevabını eleştirinizin sonuna koyun bende yayınlayayım…  

Şu yukarıdaki yazımda ve devamında kullandığım kelimelerden lütfen dört ayaklı köpekler alınmasın, yazım onlara gönderme yapsa da biliyorum ki; dört ayaklı köpekler sahibini ısırmaz, yatığı yer ve yediği kaba pislemez bulunduğu ortamı korur yabancıyı o ortama ölünceye kadar sokmaz…

İnsanı en iyi dostu dört ayaklı köpeklerdir…

İnsanı dost olarak görünen ama arkadan vuran iki ayalı köpeklerden bahsediyorum, onlar ki sahiplerini de yeri geldi mi ısırırlar…

Ve de anlatacağım kişiler insanlık düşmanı ve iki ayaklı mutasyona uğramış kudurmuş köpeklerdir...

Bence bunlar yalnız mutasyon uğramış  köpekler değil ucube sayılacak canlıdır, bu arada hayvanlarda alınmasın bulara hayvan bile demek, hayvanlara hakarettir..

Bu insan bozmazı mutasyon geçiren mikrobik ucube canlılar mikroskopta bile tanımlanamayan hücresel enerjisini ölümden alan yeni sayılmayacak ama kendini ölümle yenileyen canlı türüdür, toplandığı zaman kötü hücrelerden olgunlaştığını görebiliriz, görünüşte insan olan ama insanlıktan nasibini almayan  ucube bir avuç köle taciri ve uyuşturucu ticareti yapan, dağa kaçırdığı kadınları önce kullanan sonra pazarlayan, işleri bitince askerin üzerin yollayan, korkak, arkadan vuran, uşakların toplandığı bir kesim adını ben koydum ucube pkk…

Bu söylediklerimden Alınmak isten, sağ, sol, liberal, dinci, din sömürücü, hâlâ açılım diye bizleri uyutarak siyaset yapıyorlar yalanla riya ile bizi kandırıp ortay çıkan insan ikilim içinde mutasyona uğrayan sayınlar alınsınlar…..

Seydi Fırat 1999 teslim olan köpek pkk’lı

Şerif Gençdal 19-10-2009 da teslim olan sözcülük yapan köpek terörist…

Köpek Murat Karayılan…

Bağlı ama havlayan köpek A.Ö..lan talimatı doğrultusunda gelen köpek terörist grubu…  

 A.Ö..lan verdiği talimatların doğrultusunda Ö..lanın yıllar önce ve güncel olarak aldığı talimatları kendi köpeklerine nasıl verdiğini ve gereçleştirdiğini canlı olarak talimat aldığı kuruma gönderen,  o şimdi bile köpeği besleyen kişilere ulaştıran Roj TV..

Bunu yanında propaganda amacı  ile köpeklerin çektiği videoları internet yolu ve diğer dış ve iç yapılanan istihbarat yardımları ile dağdaki köpeklerine gönderdiler “zafer bizim işte bu biziz dediler, şimdi soruyorlar biz kaç kişiyiz diye dediler…

Hatırlarsanız cumhuriyet mitinglerinde olan kişiler şimdi neredesiniz, Anıtkabiri dolduran kişiler, İzmir mitingi yapan ve yaptıran kişiler neredesiniz…

Ağlayan o askeri hatırlıyorum şimdi askerliği bitmiştir o duygu seli olan halk nerde…

Anaların gözü yaşlı  şehitlerimizin ruhları ayakta sayın denilen sözde Müslüman RTE tariklere kapılmayın bu olumlu bir işaretmiş gibi çıkıp halka hâlâ yalan söylüyor…

Dürüstçe delikanlıca söylesene “ben halkı böldüm işimi yaptım” ama onu söyleyecek yürek nerde, işte Türk olmak veya Türk olmamak genlerinden gelen kanı bilmemek köpek soyu eş başkan haklı ama yanlış yerde dans ediyor o korkusundan diyemiyor ben korkmadan tek başıma o soysuz köpeğe sesleniyorum ben korkmuyorum, Korkanları eleştiriyorum, soysuz olanlar soylu olanları anlamazlar….

Korkunun ecele faydası yok sayın denilen RTE..

Yazıklar olsun demekten başka bir sözcük kullanamıyorum….

Bu tabloda nasıl olumlu bir şey görebildiniz size vahimi indi, “halkını böl, sora çık olumlu bir şeymiş  gibi anlat” diye… 

Aralarında gözle görünen ama işleri şimdilik tamam olan, beklemede kalmaları istenen 34 mutasyon uğramış kişinin dört adedi çocuk, Kafaları yıkanabilecek, ilerde köpek ve uşak olmaya meyilli özel seçilmiş grup…

Peki bunlar nasıl seçildi işte asıl soru ve cevap burada…

Yeri geldi mi?...

Bilmiyorum fakat tecrübelerime göre; haber verilecek dış istihbaratlardan eğitim ve pirim anan köpeklerden Türkiye’ye girmeleri sağlanan köpeklerin yirmi dokuzu sabah saatlerinde Türkiye’ye girdi…

Diğer beş sağdık köpek ise baş ucube köpeğe sayın dedikleri için tutuklandılar, fakat o köpeğe sayın diyen bir başkası da vardı savcılar oda RTE hem de şehitlerimize kelle demişti…

O sayın denilen RTE hâlâ dışarıda her yazımda yazıyorum “Bu günün aynası yarının görüntüsüdür”  bilmem anlatabildim mi dostlar?…

O beş köpeğe kuduz aşısı yapmak için tutuklandı kuduz mikrobunu ülkemize yayan hâlâ demeç veriyor ihanetin demecini dinliyoruz çünkü yalnız bizim kuduz aşılarımız yerli malı olduğu için bu mutasyon geçirmiş kuduz mikrobuna etkili olmayacaktır…

Hatta mutasyonu daha hızlandıracaktır…

Sonra ne oldu nasıl oldu talimat doğrultusunda kuduz aşısı yapılmış köpeklere bir talimat daha verildi…

Avukatlar ve melise giren fino köpekleri zaten önceden yasal düzenlemeleri yapanlar sayesinde olan oldu, bu beş köpek serbest bırakıldı…

Kuduz mikrobunu almak için bir kuduz mikrobuna ihtiyaç vardır aşı yapmak içinde bu mikroba ihtiyaç vardır…

İşte bu kuduz mikrobunu yayan kişini bulunup yok edilmesi, yok edilmeden önce mikrobu alıp aşı üretmek gerekir…

Bu aşıyı üretecek kurumların faaliyetleri kısıtlanmamalıdır…

Bunu yapacak kişi ve kurumlara her ne olursa olsun devlet desteği olmalıdır…

Devlet batmadan bu aşının bulunması şarttır…

Türkiye’de bu tür kuduz mikrobu mutasyona uğramıştır…

Talimat doğrultusunda hastalık yaymak için bu mikrop çıkıp, girip, gizlenebilir.

Bu haslık domuz gribi veya kuş  gribi gibi ahkam kesilecek bir olgu değildir…

Hele ahkam kesen Türk ve Türk kimliği tartışmasını ortaya atan bir sözde sağlık bakanlığı koltuğunu çok güzel yönetmiş gibi sayın siyasetçi pozisyonunda bulunarak bu olguda gündem yaratılmaz…

Bu mutasyona uğramış kuduz mikrobunun tek çaresi mikrobun bulaştığı kısım ı kesip iyi bir operasyonla hastayı öldürmeden sağına kavuşturmaktır…

Hastalık bu durumundan faydalanarak ülkemize yardımcı mikroplar sokarak daha kuvvetle yayılıyor…

 Şimdi bu mikroplara yardımcı olması ve destek  olmak üzere hastalığın geniş kitlelere yayılması için güncel mutasyona uğramış mikroplar Ülkemize sokulmaktadır…

Yakında daha fazlası ülkemize gelecektir, aylar yılları, yıllar yıları kovaladıkça ve bu köpeklerin önü kesilmedikçe ülkemiz batacaktır….

Bu arada 30 + 35 ajan Türkiye’de takip ve ortam hazırlamak amacı ile çalışıyorlar…

Gelin bu mikropların nasıl güncel mutasyona uğradığını irdeleyelim…

İstihbarat olguları kısa, orta, uzun vadelerde yapılır, bunları geçmiş de bu verileri Rogg & Nok haberlerimizde yeri geldiği zaman yayınlamıştık…

Ülkemizde yapılan senaryoların istihbarat bölümü olarak uzun vadeli istihbaratın meyveleri yavaş, yavaş alınıyor…

Bir ülkeyi bölmek kolay olmakla birlikte çok büyük istihbarat olgusu gereken bir iştir…

Bu olgular detay, detay sorumluluk bazında yavaş, yavaş yapılmıştır, karşı istihbarat servislerimiz bunların olacağını defalarca sayınlara bildirmelerine rağmen yıllardır bir kalıcı önlem alınmamıştır…

Tehlike göz göre, göre gelmiştir…  

En belirgin ve anlaşılır biçimde hedef saptırma olgusu gündeme getirilmiştir…

Asıl gündem devamlı saklanıp planlar ve projeler kapalı kapılar ardında yapılmıştır…

Oyala taktikleri sayesinde bu güne kadar gizli projeler yapılan olgular asıl işlemleri saklı bir biçimde yapılmıştır...

 İşte belirgin olan faşizmim ve diğer zimleri kullanarak olgu güçlendirmiştir…

Bunu yanında insanın manevi güçleri ön plana alınarak ( Din ve mezhep ayrımı, yozlaşma ) medya yolu ile beyin yıkama projeleri olguyu güçlendirmiştir…

50 yıldır yapılan istihbarat olaylarına girmeden bu olguları çözmek zordur…

Gördüklerimiz ve duyduklarımız ile çözüme yaklaşabiliriz…

30 yıl öncesi;

Yıl 1979 sol ve sağ olayları  örgütlü olarak yayılıyor geçlerimiz sokaklarda vuruluyor…

29 yıl öncesi;

Yıl 1980 bir talimat ile İhtilal oluyor, duraklama zamanı dendiği zaman asıl olayların temelleri atılıyor…

28 Yıl öncesi ülkeden kaçıran kişi ve onlara bağlı olan kişilere askeri düzeyde asker ve terörizmim eğitimi veriliyor…

Olgunun yaklaşık başladığı  tarih 1959;

Soğuk savaşın devam ettiği günlerde 1960 ihtilalı olmuştu…

İşte olayların başlangıç ve sonunu getirecek olgular bu zaman zarfında yürürlüğe konmuş…

Bu olguları yönetecek birçok ülkenin ajanları Türkiye’ye ana ve stratejik noktalara boşluklardan yaralanarak konulmuştu…

Bu ajanlar mikropları mutasyona uğratacak doktor olması ön görülüyordu çünkü insanı  kafasını yıkayacak ve insanlara güven sağlayacak kişilerin olması ön plandaki stratejik önem arz eden bir olgu olarak yapılmıştı…

Günümüzde medya ve basın organlarının oluşması bu olgu çerçevesinde oluşmuştur…

İlk renkli televizyondan ilk çıkarılan özel tv. Kanallarına kadar bu böyle devam etmiştir yasal olarak özel televizyonlara izin verilmedi için olgular olgunlaştıktan sonra izin verilince işler daha kolay olmuştu…

Bu arada tek sesli ortama geçmek için kartel tabir ettiğimiz medya patronları da desteklenmiştir, bu desteğin sayesinde ünlü yazarlar fikirleri ve yazıları raptı zapta alınmıştır haberler talimatlar doğrultusunda değiştirilip yayınlanmıştır…

Ortaya çıkan manzara sayesinde gerçekler unutturulmaya başlanmış geçek olmayan olaylar gündeme oturtulmuştur..

Magazin ve şovlar sayesinde halkın düşünce yapısı ve kabiliyeti yazarlar gibi raptı zapta alınıyor ve görüntüyü görmemeyi sağlıyordu…

Bunar olur iken teknolojik devrimde yapılmış internet ve cep telefonları çağrı cihazları  ülkeye sokulmaya başlamıştı…

Tele kulak olayları olması için ortam hazırlanıyordu, bunun için dış sermaye ve dış teknik bilgiye ihtiyaç vardı ve buda sağlandı…

Olgu yerine yavaş, yavaş oturuyordu…

25 yıl öncesi;

Yıl 1984 siyasi olarak yoğunlaşan devletlerde bölme ve parçalama işlemine başlayan dış güçler enerji ve doğal gaz için Türkiye’yi de unutmamışlardı…

Din ve Mezhep ayrımı ve nifak tohumları bu devirde yoğun bir şekilde atılıyordu…

Bu olguyu desteklemek için terörist gruplar ve bunlar destek projeleri ölçüsünde faaliyetlerine hızla başlamışlardı…

Bölmeni bir yolu etnik olarak halkı birbirine düşürmekti…

Bununda en basit yolu ülkede bulunan iki veya daha fazla etnik grubu karşı karşıya getirmekti…

Bu olgu eğitim düzeyi düşük ve unutulmuş kesime yanaşmak ve daha iyi eğitim alan kesimi üzerine sürmekle ince bir plan ve program çerçevesinde yapıldı…

Ezilen halk ve ezen halk kavramı  bu senelerde ortaya çıkmış ve senaryolar bu kavramlar üzerine yapılarak oluşum tamamlanmıştır…

Önce yasal boşluklardan yararlanıp sonra yasaları kendi istekleri doğrultusunda hükümetlere yaptırmak bu olgunun en önemli parçası idi işte bunlar için değişik ölçülerde danışmanlar TBMM’ne girdiler… daha sora ise bürokrasinin en tepelerine kadar bu köpekler yerleştirildi…

Bu köpekler artık Türkiye’nin kaderini belirleyecek pozisyonlara gelebilirdi ve de geldiler, sanat ve ekonomik yönden bile bu kesim faaliyetlerine geçtiler…

Deneme ve yanılma projeleri ve suni gündem yarmak bu olgunun başarısına destek olacaktı…

İlerde yerel yönetimlerde ele geçirilecekti…

Bu olguda bunları takip eden yazar ve düşünürler ya susturulacak yada habise atılacaktı bunu için yasal düzenleme yapılması şarttı…

Olgu olgunlaşırken halkın Kafasını  karıştıracak yapay delilleri olan hukuki olaylarda olacaktı…

Cinayetler ve son olarak Ergenekon davası bu oluşumun bir paçası olarak yapılmıştır…

Davalar oluşum aşamasında iken ben kendi çapı çok uyardım “ davaya değil arkasındaki olaylara bakmamız gerekir… “  değişik ortamlarda bunu hep dile getirdim, hatta Rogg & Nok grubunun bulunan her kişisini bu olguyu anlatması için yönlendirdim…

Yazımın başında yazdığım gibi…

Seçilen ve seçen önemli bir faktördü, bu seçile uşakları kısaca köpeklerin adları ve soyadları bile ince hesaplar için kullanılıyordu…

Günümüz ve geleceğimize bakalım…

Günümüz:

10 yıl önce teslim olanın adına ve soyadına bakalım, bu kişi şimdi kudurmuş köpek arkadaşların almak için yine gündeme geldi…

Seydi Fırat; Fırat adı size ne anımsatıyor bilmiyorum fakat bana doğuyu ve Fırat nehrini anımsatıyor işte 10 yıl önce Fırat adı bu amaçla seçildi…

Şimdi gelen birinci dalganın Köpeklerinin sözcüsün adına ve soy adına bakalım..

Şerif Gençdal; Şerif size ne anımsatıyor bilmiyorum fakat bana ABD ve Teksas’ı anımsatıyor adı ile verdiği mesaj arkamızda CIA ( Central Intelligence Agency ) var, soyadı Gençdal ağıcın genç dalı geldi bu dalı ekerseniz ağaç olur demek için seçilmiş köpek… 

Buna benzer niceleri var başka bir örnek, Murat Karayılan; yıllardır bu köpek yakalanamadı adı Murat anlamı kürt toplumunun sözde muradı olması için kullanılan köpek soyadının anlamı ise Karayılan, demekle “sözümü dinlemezseniz yılan gibi zehrimi akıtırım” ve “uyuşturucu yolunda size sosuz destek veririm benim arkamda olun…”… 

Benim ince aydan anladığım bunlar, gerisi gelecek seçilmiş ve seçenler bunu çok iyi anlarlar… 

Köpekler kudurdu… 

Ben şunu da biliyorum kudurmuş  köpekler sağa sola saldırı sonra dönüp sahiplerini de ısırır, ben o günleri bekliyorum çünkü KÜRT ve TÜRK toplumunu çok iyi tanıyorum… 

Bizler kardeş gibi yaşayabilirdik ama aramıza sokulan nifak tohumları sayesinde 50 yılık kin nefret odakları sayesinde artık bölündük… 

Bakalım sonradan kudurmuş köpekler mi yoksa bu ulusun asıl sahiplerimi bu adi şerefsiz bölücü projenin sahibi olacak çok ama çok zor günler iki bölünen halkı da bekliyor, sonumuz hayırlı değil.. 

Ülkemiz elden gitmeden bu köpeklere dur dememiz gerekir, benim silahım kalemim mermim fikirlerim.. 

Siyasi görüşünüz ne olursa olsun gelin bana mermi atın bakalım kimin yüreği daha sağlam… 

Köpekler ve sayınlar bu ülkeyi bölmek için çok çaba saffettiniz ama susturamadınız, böldüler yazık çok yazık, çok söyledik ama dinletemedik, sakın ve sakın geçmişi aramayın çünkü, Geçti batı’nın pazarı sür köpeklerini Diyarbakır’a… 

Dostlara saygılar…

Dört ayaklı köpeklere sevgilerimi gönderiyorum…
İki ayalı Köpeklere …

Hiç yorum yok: