2008-2009
Bu partinin potansiyel olarak misyonunu bozmadan politik bir akımın kendini yenilemesi olarak görmek gerekir düşüncesinde olanlarda mevcut olduğunu biliyoruz..
CHP uzun yıllardır hep içine kapanıp eleştiri yapan bir zihniyetle yönetiliyordu, eleştirileri doğru platformda olsa bile halk tabakasına inemiyordu..
CHP tabanı ve yöneticileri hariç, karşı devrimi planlayan kişiler ve partiler kendini devamlı yeniliyordu..
Bizim CHP çoğu zaman siyasi yönden doğru kişiler yetişiyordu, onlara uygun siyasi ders verip zaman içinde diğer partilere eleman kazandırıyordu, demokratik ortamlarda bu olmasa olmaz bir olgu olarak görünüyordu…
Bir misyondan başka bir misyona geçmek zor olmakla birlikte aynı misyonu değişik platformlarda savunan DSP’ye geçen kişilerden de bu olguyu biraz tarafsız bakarak görmek mümkündür, ben ve grubun her zaman şunu savunduk birlik olalım ayrı yönlerde aynı fikirleri savunmak iyi olduğu kadar karşı devrimin işine yarayan bir olgu olarak da ortaya çıkabilir , diyoruz, başka platformlarda bu ortamda bölünmek iyi bir olgu değildir...
CHP ve DSP’nin ne yaptığını ve nasıl davranış içinde olduklarını kestirebiliyorum fakat bu ortamda bu zaman diliminde böyle ucuz politik oyunlara hacet olup olmadığını siz sayın okuyucularıma bırakıyorum, çünkü her iki partide aynı derecede bizim için önemli adımlar atacak kapasitededir…
Bu olguda CHP kendini yenilemedi, bir doğru bildiği çizgiden sapmadığını varsayalım, bu bir yerde doğru siyasetin örneği olarak görünüyordu, buna nazaran DSP’ye katılan ve yönetim kademesinde bulunan kişi ve kişiler doğru eleştiri ve teşhis koymuş olabilirler, hiç ama hiç misyonunu bozmadan bu günlere CHP kedini getirdi diye de iyimser düşünebiliriz, ve düşünmek her olguyu kabul etmek değildir, dostlarım…
CHP budan sonrasını artık kendilerinin yapacağı politik akımlarla tarihe geçecektir…
CHP Kendini bundan önce yalnız aydınlara anlatabiliyordu..
Yine CHP Aydın ve bilim adamları olanlar ile halk tabakası arasında bağlantı kurmayı başaramıyordu…
Bu olguyu fırsat bilen kişi ve partiler CHP’yi kullanarak bazı yerlere geldikleri açıktır..
Buna nazaran yetiştirdiği ve siyaset arenasına attığı kişileri aralarından gönderdiği zaman, o kişiler beli bir boşlukta kalmamak için kendilerini yeni dünyanın gereksimi olarak yeniliyorlardı, sonunda bu köklü parti yine içine kapanıp alt seviyelere inmeye başlamıştı diye de düşünüle bilinir…
Doğrusunu isterseniz dostlarım bu atılım bir siyasi tez konusu bile olabilecek bir atılımdır…
CHP ve DSP şimdi son derece dikkat etmesi gereken bir noktada görünüyorlar…
CHP’nin bu atılımından fayda çıkarmaya ve bu noktayı niçin, neden yaptığını öğrenmeye çalışan iç, dış istihbaratçıların olduğunu ve karşı senaryolar üreteceklerini de biliyorlar zannederim.
CHP’ye karşı olan bu odaklar çalışmalarına başladılar hem CHP hem de DSP’yi yıpratmaya uğraşacakları içerden ve dışarıdan görülen bir olgudur..
İşte CHP’nin yaptığı bu olgu kaşı devrimin işine son derece olumlu yarayacaktır, bu iki partinin dikkatli politik akımları yapmaları gerekmektedir…
Burada CHP ve DSP’nin işi çok zordur, içlerine aldığı kişileri oy potansiyeli olarak görmeden onları eğitmesi gerek bir zaman dilimi içinde olduklarını unutmamalıdırlar dır…
Biz dır, dır ederken karşı devrim olanaklarını son derece ileri seviyede öne sürdükleri görünmektedir dostlar..
Karşı devrim yapmaya çalışan parti bu atılımı her zamanki gibi kendine yontacaktır…
Zaten yontma taş devrine girecek dünyamızda CHP ve DSP oy almak yerine halkın tüm tabanını kendi tabanı ile eğitmesi gerekir düşüncesindeyim..
Hem CHP’nin hem de DSP’nin bu eğitimi şimdiki zamanda doğru düşünüp kara mekanizmalarını halkın yararına kullanırlarsa daha kolay ve başarılı bir misyonu götürebilirler, bu son şansları bile olabilir…
Tüm teknik ve potansiyel enerjiye sahip bir köklü partidir CHP ve aynı misyonu savunan DSP, halkın yararı için bu eğitim sistemini beraberce götürebilirler, bu benim naçizane benim bir önerimdir…
Bu ortamda lütfen birbirimizi yemeyelim bu sağ görüşlü partilere de önerimdir.
Türkiye bu kadar lüksü kaldıracak durumda görünmüyor…
Bu lüksü dış ülkeler bile bırakmışken biz siyasette bile lüks politikaları hala sürdürüyoruz..
Şimdiki yapılan tüm siyasi atılımlar bir ufak siyaset oyunlarından öteye geçmemektedir..
Şu anda ve ilerde Türkiye böyle ucuz ve lüks siyasete hazır değildir…
Bizim bölgesel ortamımızı ve jeopolitik durumumuz bu tür siyaseti kaldıracak durumda olmadığı aşikardır..
Bu zaman diliminde birlik ve beraberlik şar ve koşulsuz olarak sağlanmalıdır..
Şu anda gizli ve açık savaş içindeyiz…
Top yekun bu savaşa katılmamız gerekir…
Birde CHP bir önerim daha var..
Bunu defalarca daha öncede belirtmiştim, şu halk evlerini yenide güncel olarak kursalar işte o zaman bir yerlere geleceklerinden eminim..
Bu konuda dağınık çalışma yerine düzenli ve halka inerek çalışmak yeterli olacaktır tüm CHP ve DSP partilerine ve diğer karşı devrim peşinde olmayan kendine sol kisvesi veren parti, liberal ve sağ partilere de bundan sonraki yapacakları politik akımlarda başarı dilerim…
Bildiğiniz gibi benim grubum ve ben hiçbir parti için çalışmıyoruz..
NOK & ROGG grubu fikir toplayan çoğu zaman sayılmasa da yorum ve düşüncelerini değişik kanallardan tüm partilere söyler, bunlara uyup uymamak o partilerin sorumluluğundadır…
NOK & ROGG grubu ve ben düzgün gördüğümüz, ulaşabildiğimiz herkese önce bu memleketi bu din simsarlarının ve bölücülerden elinden kurtaralım daha sonra yine ayrı tellerde oynarız diyoruz…
Bu bir satranç oyunu bu kazanmak şart…
Bu satranç oyununda hamleleri yaparken önce bu milleti düşünmemiz gereken bir zamanda yaşıyoruz.
CHP’nin bu akımı yapmasını, ben çok önceleri değişik yazılarımda değişik zaman dilimlerinde bu şekilde olmasa da halka inmelerini yazdım.
Bakın şimdi CHP konusunda birkaç paragraf yazacağım bu yazdıklarım benim şahsi kanaatim dostlarım…
Yapılan işlem CHP’nin atılımı olması gerek bir işlemdir.
CHP, bu işlemi doğru kabul edilse de zamanı ve yeri bence doğru seçilmemiştir…
Bu zaman bu mekanda yapılan politik atılımı olmaması gerekirdi..
Yinede yeni ufak yanlışta olsa bir başlangıç olduğunu düşünmek istiyorum…
CHP bu politik akımı korkusuca yaptığı için parti yönetimini de taktir ediyorum…
Yinede şüphelerim var dostlarım..
Bu şüphelerin kaynağını, beni takip eden okuyucularım niye böyle düşündüğümü tahmin ederler...
Bundan yaklaşık on yıl önce halk evlerinin tekraren kurulması ve her türlü halk tabakası ile bağlattı kurulmasını isteyen şimdiki gibi çok sayıda yazı ve makale yazmıştım fakat siyasi ve politik yönden bu önerilerim dikkate alınmamıştı…
“ Gidenler geleni, gelen gideni aratır “ sözü artık azımıza sakız oldu dostlarım..
Bir şeyi kabul etmek, her şeyi taraflı olarak kabul etmemekten daha iyidir dostlarım..
CHP konusunu artık kapatalım önümüzde daha mühim ve seri halde yapacağımız, eyer yapmaz isek Türkiye’yi bu çamurlu suda boğulmaya bırakacağımız bir geçektir…
Bu günler geleceğimizi ve Ulusumuzun gelecekteki umudunu ve umutsuzluğunu belirleyecektir..
Şeref ve haysiyeti tanımayalar ülkemizde barınıyor, bu daha büyük bir tespittir, bakınız bizi bular yönetiyor ve siyasi yönden ülkemize yön veriyorlar dostlar.
Ben bu ülkede kalacağım…
Ben bu ülkede öleceğim…
Ben bu ülkeye aşığım, taşına, toprağına bu ülkede yaşayana dindarına din düşmanı olana, siyaseti ülkesi için yapana, çıkarları için siyaset arenasına girene, lazına, Çerkez’ine Kürd’üne TÜRKÜ’NE bu ülkede nefes alan her canlıya aşığım.
Hedefteki bu ülke benim bu ülke hepimizin dostlar…
Acısı acil önlem alınmazsa ülkemiz ülke olmaktan çıkacak..
Yakında bölücü ve oları destekleyen örgütler büyük planlar yapmak için tüm hazırlıklarını tamamladılar..
Bu örgütler kendilerini bir şey sanmaya devam etsinle bırakın, ama bunu yanında bizlerde boş durmuyoruz dostlar..
Henüz bu millet bitmedi bitiremezler…
Sizleri bilemem fakat dostlar, ben hep bu ulusa güvendim…
Oy toplamak için rüşvet verenlerle ve bu rüşvet karşılığında kendini ailesin satan, bu rüşvetle memleketi satanlarla yaşamaya alıştık dostlar…
Bir uşak ve utanç tablosu, bu benim aziz saydığım memleketim dostlar…
Evet, bu uşaklar da var, yazık demiyorum dostlar…
Halkıma acımak istemiyorum dostlar…
Bir kanımız var bu torağa dökülmesin istiyorum dostlar..
Biz Türklerin bir şeyi kaldı, bende Türküm odan bilirim dostlar…
Ölürken bile yalvarmamayı bilirim dostlar…
Evet düz yazı yazken şiir yazmazını da öğrendim dostlar…
Ve de şiir yazarken düz yazı yazmayı da biliriz dostlar..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder