2009
13-10-2009
Yedi Başlı Yılan Geçen Hafta Faaliyete Geçti
Ana Başlık : Açılımlar ve Ülkeyi Satış
Dostlar merhaba,
05-10-20009 tarihinde sizlere aynen şunu yazmıştım “Derler ya, yedi başlı yılan İstanbul’da…” demiş daha sonraki satırlarımda şunu vurgulamıştım, “Yılanın kuyruğu ise doğuda…” ve devamında “bu yılanın kuyruğuna dokunulduğu zaman başı İstanbul’da oynar dostlar…” yazımın sonlarına doğru ise şunu sayınlara hitaben şunu yazmıştım “Acıdır beni bir kere daha mahcup etmediniz….”, yazdım ama yine beni mahcup etmediler…
Birde şunu yazdım “Önümüzde çetin kış koşulları var doğal felaketler yakında….” Evet tekraren yazıyorum anılamayanlar için bu yazımda biraz daha açık yazmaya çalışacağım…
İstanbul’da olan olaylar aynı benim anlattığım gibi oldu, doğal felaket değim Türkiye’nin siyasi doğasından olacakları önceden söylemek istedim ve sonunu da, “Sayılar fikir ve düşünceleri raptı zapta aldığınız sürece” evet bu süreç bizler, sizler ve halkımızı etkiler, gündem yaratmak veya gündemi zorlamak, kapalı kapılar ardında ne yapılıyor?..
Bu açılımlar neyi kanıtlıyor düşünün dostlar, bilenler bilmeyenlere sayılar insansanız şerefli iseniz çıkın ve söyleyin, bildikleriniz halkınızla paylaşın çok geç olmadan, yolar tıkanmadan, bildiririz sayınlar ve fikri dinlemezler…
Sonunda İstanbul’da olduğu gibi olaylar gündemi zorlar, sora halk dili ile konuşarak hakaretler başlar, bu olaylar bitmeden din, laiklik, ermeni, Rum, Kürt, demokrasi açılım…
Kendinizi sakına açılmayın sayılar, isterseniz gelmeyin, ister gitmeyin, kapanın kendinizi, kapanmayın desem yapmazsınız sayınlar….
Bu açılım olayların magazin olsun isterseniz, siyasi olsunda istersiniz, suni yapılmış gündem olmaktan öteye geçiremezsiniz artık maymun gözünü açdı…
Asıl gündem ülkenin satışıdır bunu açın açabiliyorsanız sayılar…
Sol, sağ Çarşamba günü penaltı golllll….
Biz Türk oluşumu olarak tahriklere kapılmayız …
Türklere taş atsalar gül atarız….
Maalesef bizde bir genetik yapısı ile oynana siyah gül var, bu seferlik bununla idare edin dostlar, zaten hep idare ettiniz biraz daha sabredin halkım tahriklere kapılmayın, siyah gül atacağız Yalova’da kırmızı güler solmuş, deve dikeni ile siyah güler açmış, dostlar, tahriklere kapılmayın…
Evet açılımlar ve Türkiye’yi satış planları gizli kapılar ardında yapılırken tahriklere kapılmayın...
Kapılar öyle kapanıyor ki kimse şehirlerde olan olaylarla ilgilenemiyor devlet desteği ile ispat edilemeyecek ama görülen Ankara’da örgütlü hırsız şebekeleri kuruluyor, bakın size şimdi siyaset ile fazla ilgili sayılmayacak ama ülkemizin trajikomik bir olayını göstereceğim…
Arif olan anlar…
Güler misin, ağlar mısın?
Geçtiğimiz hafta başımdan geçen bir olayı size aktaracağım…
Ben Ankara’da Yenimahalle belediyesine bağlı Yaşam Kent semtinde oturuyorum, yerel seçimlerden önce burası AKP’ye bağlı birçok yeri sayın denilen Ankara Büyük Şehir belediye başkanı İ.M.G’nin ortak olduğu yerlere sahip..
Ve yandaşlarının çoğunu burada oturmasını sağlayan bir semt idi…
Yerel seçimlerden sonra bu bölgeler CHP’ye geçti fakat yine büyük şehir belediyesi sayın denilen İ.M.G’nin denetiminde, ön bilgi olarak bunu bilin…
Bu iki semte önce Jandarmaya bağlı idi kiracı olduğum 5 sene Beysu Kent’ de birinci katta oturdum ve çoğu zaman pencereleri açık uyudum, hatta balkon kapısını bile açık unutup işe gittiğim günlerde olmuştu, buna nazaran hiçbir hırsızlık olmamıştır…
Bu kiracı olduğum senelerde her yarım saate bir devriye jandarma otosu devriye dolaşırdı…
Bu devriye bir olay olduğunda ise 15 en geç 20 dakikada olay yerine intikal ederdi, buda oradaki halkın güvenli bir ortamda olduğunu gösterirdi…
Bir ay bile olmadı bu iki bölgeyi kolluk görevi tabir ettiğimiz polis devir aldı ve hırsızlıklar başladı…
İki hafta önce köpeğimin veterineri olan arkadaşıma ( yeni evli ) evine hısız girdi…
Arkadaşım gelişmeleri bana şöyle aktardı:
“Akşam saatlerinde eve eşimle birlikte geliyordum birinci katta oturduğumdan, eve yaklaşınca evde ışık gördüm eşime sorduğumda bu ışığı açık bırakmadığını öğrendim, şüphelenerek eşimi dışarıda bırakıp kapıya yöneldim kapıyı açmak istediğimde zorlandım çünkü kapının arkasına bazı eşyalar konulmuştu…
İçeri zar zor gidim eve hırsız girdiğini fark ettim…
Bazı ziynet eşyalarını alarak hırsızlar gitmişti, bende polise haber verdim yaklaşık 50 dakika sonra polis geldi, eşim hâlâ korkuyordu ve şimdi bile korkuyor, eşim daha sonra biz gelirken bir kızın heyecanlı bir tavırla telefon ettiğini söyledi…”
Diye bana aktarmıştı…
Geçtiğimiz hafta içinde benim şimdi oturduğum siteye aynı şekilde bir anda, saat 6:30 - 8:30 arasında hava karmaya yüz tutmuşken ve de herksin işlerinden döndüğü saatlerde 3 dairede hırsızlık oldu…
Ben o sırada köpeğimi gezdiriyordum, hırsız var seslerini duyunca köpeğimle birlikte iki hısızı kovaladık fakat yakalayamadık…
Arkadaşımın olayının bir benzeri yalnız göz göre göre yapılan bu hırsızlık olayı bakın nasıl sonlandı…
Yanlış anlamayın sonlanmadı ama, işte aması şu; 50 dakika sonra polis ekibi 2 polis memuru olarak polis aracı ile geldi yaklaşık 65 dakika sonrada hırsızlık masası olay yerine geldi, yaklaşık 120 dakika sonrada parmak izi ekibi olay yerine intikal etti ön soruşturma yani yerinde yapılan işlemler saat 01:30 sıralarında bitti…
Eğer tahminlerim doğru ise yedi saate ön soruşturma ve işlemler bitti…
Peki bu yedi saat zarfında neler olmuştu kısaca anlatayım…
Hırsızlar kovalandığı zaman kaçtı ve henüz bir haber alınamadı…
Ev sahibi ile apartman görevlisi kapıyı açmışlar aynı arkadaşımın anlattığı gibi ışığı açık görmüşler ve kapının arkasında yine eşyalar varmış…
Hemen apartman görevlisi dışarıya koşmuş…
İşte o zaman iki hırsızı camdan indiğini görerek bağırmış çünkü biri indiğinde öbürüne “silahı versene demiş” bende o gürültü üzerine koştum ve birini takip ettim ama bir arabaya binip kaybolduğunu öğrendim çünkü köpeğim kokuyu ilerde kaybetmişti bende dönüp bir şeyler düşürdüler mi diye bakarken ilerdeki apartmanın bekçisi beni gördü elinde bir şeyler vardı karanlıkta kim olduğunu fark etmedim sonra kendini tanıttı ben de hısızlık olduğunu aktardım oda “bir araçla kaçtıklarını” tahmin ettiğini söyledi ben siteye koşarak siteye döndüm dönerken ekip arabasın gediğini gördüm…
Polis ekibi dediğimiz iki polis memuru gediği zaman ben koşarak birini takip ettiğimi söyledim ama köpeğimle birlikte yakalayamadığımı belirtim, polis memurunun cevabı şu oldu “niye yakalamadın”…
Biz hırsızlığı gördüğümüz yerdeyken kaşı bloğa komşular geldi, birinci katta oturan bu komsuların evine hısız girdiliğini öğrendik o arada hızlık masasından polisler gelmişti ve apartman görevlisin i alarak kaçtıkları yere gitmişlerdi onlarda benim öğrendiğim olguyu örenip geldiler…
Biz yine aynı yede dururken ilk hırsızlığı fark ettiğimi blokta zemin kata bir daireye girildiğini fark ettik eve girip öbür evlerdeki gibi evi hırsızlar dağıtmışlardı, örendiğime göre zamanları olsaymış evdeki kasayı da götüreceklermiş çünkü kasanın yeri oynamış….
Apartman görevlisine göre hırsızlardan birinin arkadaşına bağırıp silahı isteyen kişinin şivesi doğu şivesi imiş…
Birde dikkatimi soyulmayan bir blok çekti, oranın birinci katına bir kiracı taşınmış, 2 - 3 ay önce eşyalarını bırakıp gitmişler ve pencereleri de açık, bunu polise söyledim, cevabı ise “biz bu eve giremeyiz” oldu, sonradan site başkanından örendiğime göre ev sahibi ile bu kiracı arasında kirayı ödemediği için itilaf varmış…
Hırsızların evlere giriş şekilleri:
B blok İki dairede hırsızlık:
Birici kat pencereden girilmiş, pencere A bloğa bakıyor site girişinde de rahatlıkla bu cam görünüyor alt zemin katıda demir, koruma amaçlı demirler var hırsızlar bu demirlere basarak tırmanmışlar, zemin katta alt daire oturanların birde köpekleri var hırsızlar aynı çıktıkları gibi kaçarken bu komşunun yaptırdığı demirlere basarak kaçtıkları görüldü…
Zemin kata apartman girişine göre sağ tarafta kalan dairede soyuldu yine karşısında kalan dairenin üst katı soyulduğu kesin olarak biliniyor ve yine bu dairenin bir köpeği vardı ama çok gürültü yapıyor diye dört ay önce sahibi tarafından gönderildi… Daire satılığa çıkarılmıştı, bu dairenin balkonları cam ile kaplı arka sağ balkonun camından balkona girilip, balkon kapısından yatak odasına hırsız veya hırsızlar girmiş, bu balkon hırsızların görüldüğü birinci kat gibi fazla göz önünde bulunmuyor sitenin bahçecine bakıyor o nedenle hısız veya hırsızlar daha iyi çalıştıkları tahmin ediyorum…
C blok bir daire soyuldu:
Balkon kapısından girilmiş, balkonlarda cam yok yalnız balkonlarda ve camlarda ek kilit mevcut, yangın merdiveninden hırsız veya hırsızların tırmanıldığı tahmin ediliyor, merdivende bir beyaz bez bulunduğu tahmin ediliyor bu beyaz bez B blok da ki soyulan birinci kattan gediği söylendi, acele ile çıkarken de bir fotoğraf makinesi dış pencere duvarında unutulmuş, içinde duyumuma göre aile fotoğrafları mevcutmuş bu makine kimin olduğu söylenmedi, yine C blokta hırsızlığın yapıldığı katın zemin katta oturan bir kiracının köpeği var ve üst katı yani B blok da olduğu gibi birinci katta hırsız veya hırsızlar tarafından soyuluyor…, Birde bu C bloğun camları caddeye bakıyor ve çok rahat siteye gelindiğinde bu ev ilk görünen dairelerden biri caddeden ev görülüyor…
A blok soyulmadı:
A blokta yönetici ve apartman görevlisi ikametgâh ediyor ve o yukarıda belirttiğim açık balkon birinci katta ve hırsızların görüldüğü B bloğun tam karşısında…
B bloktan kaçan hırsızlar kaçarken arka duvarı da eleri ile yıktılar, bahçe duvarındaki demirleri çekerek yıkıp kaçmışlardı…
Bu sitede koruma görevi yapacak elemanlar bulunmamaktadır, o nedenle bu yeni yerleşim sitesi seçilmiş olabilir….
Bakın araştırmalarıma göre şu anda ispat edemeyeceğim bir senaryoyu size yazacağım bu senaryo doru veya tamimiyle yanlış olabilir, yukarıdaki allattıklarım tamimiyle geçek aşağıdaki yazacaklarım mantık çerçevesinde yazılmış bir senaryo olarak kabul edin çünkü bunları destekleyecek kanıtlara ancak kolluk kuvveti değimiz Ankara Emniyeti ulaşabilir. Bu senaryoda oluşacak olgu üzerine biraz daha gidilmesi bence yaralı olacaktır….
Senaryo:
Jandarma ve polis teşkilatı iç işleri bakanlığına bağlı iki kurumdur…
Jandarma şehir dışında asayişi, polis ise şehir içi asayişi sağlamakla yükümlüdür bazen ayın operasyonda beraber operasyonda yapabilirler….
Bunlar kardeş kuruluşlar olarak da görülse de içyapıları farlıdır, o nedenle bir yeri veya bir bölgeyi polise veya jandarmaya bırakıldığında bir sürü sorunla karşılaşılır, bunu fırsat bilen rant sahipleri ve asayişi bozacak kesim ve kuruluşlar bu boşluktan yararlanırlar...
Bu boşlukları doldurmak ve işleri hafifletmek amacı ile son 15 yılda yoğunlaşarak süre gelen özel koruma kurumları yasal statüde kurulmuştur, bu kurumlar silahlı veya silahsız olarak ikiye ayrılır…
Ve de iş olanakları sınırlıdır, bu ekonomik politik düzende ayakta durmaları ancak yukarıda belirttiğim şekilde boşlukları doldurmak veya suni boşluk yaratmakla olabilir…
Olan site ve kurumları özel güvenlik koyarak olgu çerçevesinde rant sağlamakta olabilir…
Bunu yapmanın yolarından biri hırsızlığı teşvik etmektir…
Bu teşvik sayesinde iş ve ortam kazanılabilinir, okullarda terör, uyuşturucu, yasal olmayan yürüyüşleri destekleyip polis ve jandarmadan kurtarmak kisvesi altında özel güvenlikler faaliyetlerini sürdürürler, tabii ki işlerini düzenli ve yasalar çerçevesinde yapan özel güvenlik kurumları bunların dışındadır…
Bu özel güvenlik kurumlarını denetleyecek valilik ve onun sorumluluğundaki polis ve jandarmadır…
Yani herhangi bir suçtan yakalanan kişi jandarma veya polise teslim edilir suçlu hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmaz, örneğin sorguya çekilemez yasal olarak suçlu yaralandığı zaman bu koruma güvenlik kurumları mahkeme önünde hesap vermek zorundadır…
İşi kapana kadar bazı güvenlik kuruluşları, bu tür olaylar ört pas edilir, yapan mutlu alan mutlu işiler tıkırında gidiyordur, yapılanma çoğu zaman böyle olur…
Hırsızlık bir meslektir risk ve adrenalin bu meleği yapanların içinde bulunan kötü amaçlı duygudur, ama her meslek gibi bununda bazı kuralları vardır…
Tek başına bir ev soyulmaz, ya tek rakam dan oluşan bir şebeke yoktur ve teknolojiyi günümüzde kullana hırsız şebekeleri ortaya çıkmıştır yakalanma korkusu olmadan yapılan bu şebekeleri ortaya çıkarmak çok zor ama oluşum bakımından olması gereken olgudur bunu da yapacak dürüst çalışan rüşvet yemeyen kolluk görevi yapan, bizlerin vergileri ile maaş alan kurumlardır…
Şebekeler 3, 5, 7, 9, 11 şeklinde çalışırlar.
Hırsızlık şebekelerinin çalışma prensibi bölgenin şartlarına göre ve güvenlik boşluklarına göre bir veya büyüklüğüne göre iki üç gözcü ile çalışırlar…
Bir evi soyulacaksa normalde 3 kişilik ekip yeterlidir…
Bir kişi gözcü olur, diğer iki kişi işi tamamlarlar, en büyük iş gözcüde biter, gözcünün işareti ile işlemin bitmesi gerekir, işlem bitince hep birlikte ortadan kaybolurlar, son olay unutulana veya unutturulana kadar bir faaliyete bu ekip bulunmaz yerine başka hırsızlık ekipleri devreye girer…
Bu yeni ekip aynı eğitimi aldığı için aynı türde hısızlık yaparlar, yukarda belirttiğim gibi bu bir meslektir kuralları olan ve yakalanmayı sağlamak en büyük faktördür…
Bazen kolluk kuvvetleri ile dalga bile geçerler, işte eğitimli ve rüşvet yemeyen kolluk görevlileri bu şebekeleri çökertebilir…
Senaryonun sonunda kötüler ve iyiler diye bir şey yoktur…
Senaryonun sonunda Rant ve halkın güvenini hiçe sayan kişi ve kurumlar vardır…
Bu kurumlar ancak halkımızın sağ duyusu ile yok edilebilir….
Ülkemizin içinde bulunduğu durumdan yaralanmak isteyen, ufak büyük sorunlar yaratmak isteyen kişi ve kurumlara ancak ve ancak aşağıdaki gibi davranıp kolluk görevlilerine yardımcı olur isek kendi iç huzurumuzu sağlamış oluruz…
Terörizm, narkotik, kaçakçılık, organ mayası, beyaz kadın ticareti, hısızlık şebekelerine, karşı koymanın yoları;
- Bölgemizi tanımak…
- Komşularımızı tanımak…
- Yabancı kişilere kaşı son derece uyanık bulunmak, sorgulamaktan kaçmamak…
- İlköğretimden yüksek öğretime kadar çocuklarımızı sıkmadan özgürce denetlerken öretici olmamız ve yalnız bırakmamak gerekir…
- Çevremizde olan olaylara bakarak gelecek olayları görecek ebeveyninler olmalıyız…
- Oluşan rant sahiplerinin yapacaklarını bilerek önlemi önceden almalıyız…
- Kötü ile iyiyi araştırırken mantıklı ve bilinçli karalar almalıyız…
- Dost olup düşman kazmaktan kaçınmamalıyız dostlarımız ile düşmanlarımızı bir kefeye koymadan terazide tartmalıyız dostlarımız ağır basarsa işte huzuru o zaman yakalarız ve huzuru kaçırmamaya son derece dikkat göstermemiz gerekir….
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder