Perşembe, Aralık 01, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -4-


Sayınlar size NOK Merkezinin araştırması ile birlikte oluşan  bir senaryo yazıyorum,  bu senaryo ne kadar gerçek ne kadar düzmece olduğunu sayınlar, siz daha iyi bilirsiniz…..

Senaryonun adı; istihbarat başarısı…

Operasyonlara 10 senede,  teknoloji yolu ile 24 saat geriye bakılarak istihbarat olaylıları başarısı veya başarısızlığı bilinebilinir…

 Operasyonların istihbarat yönü ülkelerin istihbarat gücü ile eş zamanda gider…

Operasyon olguları İstihbarat olguları ve bu görüşler,  ne kadar saklanabilir?..

İlerde yapılacak operasyonların ve muhtemel operasyonların yukarıda belirtilen olgular çerçevesinde başarılı olup olmayacağını gösterir…  

Şimdi ufak bir dış istihbarat yolu ile devlet yıpratma senaryosu yazalım…

Bir ülkede bir kurum var ki diğer kurumlardan daha iyi ve daha sağlam olarak duruyor, bu kurumun içine dış istihbarattan hiçbir birim müdahale edemiyor, bu kurumu nasıl yıprata biliriz?..

Bu sorunun cevabı çok tartışıldı her zaman yapılan senaryolar geriye tepti….

İstihbaratta anlık, orta, uzun vadeli senaryolar yapılır ve bunların bileştiricisi başarıyı göz önüne serer…

Uzun vadeli istihbarat ana hatları….

1.       Uzun vadeli istihbarat yapılacak ülkelerin üzerinde etkili olmak için istihbaratın bağlı olduğu veya olacağı kesin bir hükümetin  kurulumu için çalışmalar yapılır..….

2.       Uzun vadeli istihbarat Bu olguda yer alan hükümete yardım için siyasi kişilerin bazen haberleri olarak bazen de siyasi otoritenin habersiz olarak  bu kuruma dışarıdan  müdahale edebilmek içinde,  onları denetleyici kişiler ( danışman veya müşavir pozisyonunda ,yandaş ) kişiler yavaş,  yavaş  hükümetin bulunduğu mevkilere, medya organlarına , grup halinde sezdirmeden kadrolaştırma yapılır ( bir kişinin bildiği sır iki kişinin bildiği haberdir )..

Orta vadeli istihbarat ana hatları:

1.       İstihbarat yapılan ülke halklarının ekonomik siyasal nabızları arada bir yapılan dalgalandırma olayları ile tutulmasını sağlamak Orta vadeli istihbaratın bir yöntemidir.

2.       Uzun vadede yapılan hükümet yapılandırılmasını çeşitli dalgalandırıcı olaylarla denetlemek, istenemeyen veya yönetimde zorluk çıkaran kişileri değiştirmek yine Orta vadeli istihbaratın bir yöntemidir.….

3.       Halkın bölünmesi için çeşitli eğlemeleri yaptırıp sonra istihbarat  olgusuna bağlı ülkeye bunları eleştirmesini önermek ( ters istihbarat ve siyasi istihbarat ) yolu ile ülke halkının düşünce yapısını ve fikirlerini saptırmak, bu olgu sayesinde doğru karar verme, insan düşünce ve fikir mekanizmalarını sekteye uğratıp daha sonraki operasyonlara zemin hazırlamakta Orta vadeli istihbaratın bir önergesidir…..

Kısa vadeli istihbarat ana hatları:

1.       Olgumuz gereği yıpratılacak ve halkın gözünde düşürülecek kurumun tüm Faaliyetleri her türlü yoldan takip edilir.

2.       Bu kurumun içine kişiler sokulamadığı için yaptıkları olaylar analiz edilir, buna göre gelecek olaylar ve olgular çok detaylı tahmin edilir, bu tahminler istihbarat kurumunun başarısı veya başarısızlıkları ile örtüşen olgu, istihbarat kurumlarının daha önceden alıp eğittiği  analistlerin başarılı veya vasat kişiler olmasın, istihbarat servisinin başarısını gösteren yegane olgudur...

3.       2. Şıkta da belirtilen olgu çerçevesinde istihbarat kurumunun bulunduğu ülke topraklarında operasyonlara başlar, bu yıpratılacak kurumun yaptığı tüm operasyonlardan kendilerine pay çıkarmak için ek olarak ( ters istihbarat ve siyasi istihbarat ) birimlerinin önerilerini ne kadar kendi ülkelerinde dinlediklerinin olgusu içinde yıpratılacak kurumun ne kadar yıpratılacağı belli olur…

Burada başarılı istihbarat örgütün başarısıdır. Bizim senaryomuzda olduğu üzere ülkemiz  bu olguda 1-0 mağluptur…

Evet sayınlar yine düşünelim, geçtiğimiz hafta bir kara operasyonu oldu, bu kara operasyonu şerefsizlerle şerefliler arsındaki siyasi anlaşmalar, sonuç olarak başarının başarısız olduğunu halka duyuran medya oldu…

Sayınlar olayı biraz daha senaryoma bakarak açalım yine olması muhtemel senaryonun devamı…

Operasyon başlamadan önce bilinen A.B.D.  tarafından uygulanan politika sonucu biz dâhil tüm analistler bu sözlerin altında olan olayları irdeledik.

Ne diyordu A.B.D “ PKK ortak düşmanımızdır”, “Anlık istihbarat vereceğiz” demişti…

Operasyon biteceği sırada A.B.D.  ne dedi NOK analist uzmanları irdeledi…

Yurt dışında A.B.D dış işleri bakanı “ Gerekirse istihbarat desteğimizi çekebiliriz” sonra Türkiye’ye gelerek kapalı kapılar ardında konuşup gidiyor bu arada KOMUTANIMIZ  “ BİR GÜN DE SÜREBİLİR BİR SENEDE SÜREBİLİR”  diyor Daha sonra A.B.D den gelen bir haber “Türkiye bu operasyonu en kısa sürede bitirmeli..” olayları karıştırdıktan sonra “ operasyonların bitmesinde A.B.D nin hiçbir fonksiyonu yoktur “ dendi..

Sayınlar bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye bilir miyiz?..

Operasyon bitti..

Şimdi bir kurgu yapalım, bu kurgu ne kadar doğru olabilir ki ?..

Sizlerle paylaşayım benim gördüklerimi sizde görebilecek misiniz?….

Operasyon bitişi yakın

uydu – Pentagon- A.B.D Beyazsaray  - A.B.D Savunma bakanlığı

 48 SAAT ÖNCE

-          Hedeflere ulaşıldı

-          Türklerin durumu nedir

-          Şu anda konuşlandılar

-          Eminsiniz değimli?

-          Doğrudur

-          Ben iletirim

-          Olur bir Dakka

-          Ne oldu

-          Hareketlendiler

-          Kimler

-          Türkler

-          Nereye doğru

-          Şimdi durdu

-          Nereye doğru

-          Geriye doğru

-          Sen takipte kal

-          Oldu

Pentagon- Beyazsaray;

-          Türkler geri dönüyor

-          Emin misiniz, ?

-          Evet, 3 taraftan doğrulandı, bu taktikte olabilir,

-          Teşekkürler, ilgilenecektir

Beyazsaray – A.B.D savunma bakanlığı;

-          Pentagon aradı çekiliyorlarmış

-          Türklerim

-          Evet halkın tepkisini ölçelim ne dersin

-          Olur Türkiye sorumlusunu çağırırım şimdi

-          Dikkatli olun sonra ben size göre açıklama yaparım

-          Önce burada bir açıklama iyi olur

-          Önerinizi iletirim, bir basın toplantısı olacak, orda bizim gazeteciğe  soruları veririz onlarda bize sorar uygun  cevap veririz….

-          Güzel orada konuş  ama bu taktikte olabilir diyor pentagon sonra Türkiye’ye hemen git,

-          Bende onu düşünüyorum, bir olta atarım, zaten büyükelçi arada bir nabız yokluyor,

-          Kolay gelsin çok dikkatli ol yanlış yapma….

-          Teşekkürler…

Yukarıdaki diyaloglar kurgu olup asıl konuşmalar değildir bunlar tahmini konuşmalardır olasılık hesaplarına göre bu ve buna benzer konuşmalar olmuş olabilir…

Sayınlar birde ordumuz üzerine oynanan oyunlar var ki, bunu kurgu yapmayacağım yeterince kurgu yapanlar var yalnız şunu bilin bu bir iç siyaset ve dış siyasete yapılmış taktik savaşıdır…

Bu günlerde bence Genelkurmay tepkileri bekleyecektir  ve ona göre stratejik çalışmalar yapacaktır, bu başarılı operasyon şimdi siyasi boyutu ve tepkiler daha sonraki olacak operasyonlarda çok önem taşıyacağında bilinçli halkımız tarafından bilinmelidir hiçbir surette ordumuz yıpratılamamalıdır, herkes bunu böyle  bilmeli…..

Sayınlar Lütfen herkes konuşmasın bazı şeyler bilinir ama söylenmez hangi siyasi görüşten olursanız olun bırakın işleri ordu bildiği gibi yapsın yoksa siyaset ordu, ordu siyaset olur oyunlar muhtelif oynayanlar belli, bu bir istihbarat oyunudur.

Sayınlar satranç tahtası hâlâ açık, hamle yeni yapıldı oyunu bozmaya uğraşanlar zaten belli…

Sayınlar sabırlı olma sırası sizde biraz sabırlı olun parti propagandası yaparak eleştiri yapmayın susmak konuşmaktan daha iyidir çok güzel dolduruşa geliyorsunuz işte bu siyasi istihbaratın başarısı.

Dış İstihbarat kurumu bu her fikri dinleyip ona göre ek senaryolar hazırlıyor unutmayın…..

Sayınlar bana gelen olumlu veya olumsuz maillere baktım, hakaret etmek için her türlü fonksiyonel yazı ve yorumlar göndermişsiniz fikrinize saygım var ama benim çizgim belli…

Onu bozamazsınız beyler ve bayanlar…

Sayınlar bu uşakları kullanıp kullanmadığınız benim hiç umurumda değil bilmenizi isterim…

Sayınlar Tehdit ederek yenilen yalnız sizler olursunuz biraz dirayetli olun ve fikirleri at gözlüğü takmadan inceliğiniz....

Bu inceleme sonucunda hatalarınızı veya benim hatalarımı daha objektif olarak yorum yapabilirsiniz…

Bende elimden geldiğince size aynı ölçülerde cevap veririm, bu düşünceme katılıp katılmamak sizin elinizde yalnız şunu bilin ben tarafsız tek Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı yıllardır siyasi terbiye içinde bazı şeyleri algılamış sizden biriyim, kimseye tek borcum yok kimsenin de bana.

Ben yurdum için buralardayım ya siz, ya uşaklarınız nerdeydiniz bu kadar olay olurken. …

Benim yerimde başkası olsa bunlara onların dili ile hakaret ederdi, düşündüm hakaret kime edilir?..

Sayınlar Hakaret algılayana edilir, algılama yoksunu olan kişilere yazmaya bile gerek yoktur diye  düşündüm  , hakaret edilecek insandır, daha doğrusu karşınızda insan portresi görmeniz gerekir…

Köpekleri eğiten biz insandır , sayınlar bunu yaptıran sizsiniz ve bunları böyle insan yetiştiren,algılamasız yetiştiren yine sizin ve müritleriniz, köpek ulur kervan gider bunu da biliyorsunuz…….

Her canlının belli bir şahsiyeti vardır ve o şahsiyet dağda bağırarak veya insan kılığında ortaya çıkarak “ Bizim şahsiyetimiz var “ denmez.

Sayınlar O şahsiyet yaptıklarınız veya yapmadıklarınızla aynı çizgide gider….

Sayınlar, Size ufak bir duyumumu aktaracağım buradaki kişiler bende saklı kalacaktır, çünkü bazı gerçekler bilinir ama söylenmez.

Şimdi siz sayınlar bildiklerin varsa söyle yoksa korkuyor musun diyeceğinizi bunu uşaklarınız yolu ile bana yönelteceğinizi de adım gibi biliyorum…,

Sayınlar ben yalnız ve yalnız kendimden korkarım, çünkü yanlış bilgi verdiğimde yanlış yerlerden yanlış yorumlar alabilirim o nedenle kesinlikle araştırmadan tek kelime yazmam kesinliğine önce benim inanmam gerekir, bu böyle bilinsin…

O nedenle anlatacağım olayda ad vermiyorum yalnız deşifre olan kişi ve kurumların adlarını kısaltılmış halde vereceğim işte bu  korkudan değil , nedir biliyor musunuz?.. Bu siyasi akıl, siyasi aldığım terbiye yüzünden, olayda adı geçen şahısların ve şu anda hayatta bulunmayan kişilerin aile ve geleceklerini korumak, her yazarın ana görevidir, ölülerin anılarına saygısızlık yapmam ve onların üzerinden rant yapmakta bir habercinin yapmamamsı  gereken şeylerden biridir, yalnız tarihimize bu duyumum ile bakarak geleceği daha iyi tahlil edebiliriz….   

1975-1980 yılları arasında İzmir’de bir olay yaşanmıştır, bu olayların geçtiği senelerde   sol ve sağ denilen terör olayları doruk noktasına çıkmış ve herkes kendine taraftar elde etmek için bazı oyunlar yapmaktaydı bu oyunlar daha çok dış istihbaratların desteği ile oluyordu, sayınlar aynı şimdiki gibi……

Sayınlar, O zamanlarda bu zamanki gibi din sömürüsü yerine milliyetçi, sosyalsizim ve soğuk savaşta bir arada yürüyordu.

Bir bölgede koyu sözde milliyetçi kesim, bir bölgede sosyalizmi ön plana alan topluluk olarak göze çarpıyordu bu madalyonun görünen kısmı idi.

Birde görünmeyen kısmı vardı ki şimdiki siyasi oluşumun yer altında gizli, gizli ülkemizin değerlerini ve yapılarını kazmak için plan ve proje üretiyorlardı, bu üretim şimdi meyvelerini verdi. Bunu o sıralarda kimse umursamıyordu…

 Sayınlar, Bunlar birbirleri ile kıyasıya dövüşürken kıs, kıs bıyık altından gülen ve her iki tarafa da aynı silahları veren silah tüccarları da vardı.

Bu yıllarda İstihbarat bölümlerine bu sözde doldurma bilgilerle eğitilmiş milliyetçi geçler alınmaya başlandı, diğer tarafta ezilmiş halkı temsil eden sosyalist eğilim içinde bulunan genç kesim vardı.

Sayınlar,  devlet içinde devlet olmaya kalkışan bu iki taraftan devlet birini seçtirilmek için zorunlu olarak dış istihbaratlarla da zorunlu ilişkiye girmeye zorladı.

Sayınlar, seçtikleri o kişiler şu anda bile faal durumda bulunan, doldurma bilgilerle yetiştirilmiş milliyetçi kesim olan gençle şu anda baba ve anne olarak aramızda.

Bu gençler sağ ve sol partilerin içlerine kadar sızdırılmışlardı ve faal olarak hiçbir görev yapmamaları konusunda uyarılmışlardı, bu uyarı ikinci bir emre kadar geçerli olacaktı, ikinci emir yakında, bunu da tahmin ediyoruz..

Bunun yanında medya ve yandaşlarına ortak olmak üzere eğitilmiş ve maddi olanaklar verilmiş, kendini kamufle eden kişilerin varlıkları da biliniyor..

Sayınlar yine önceden belirttiğim gibi görünmeyen yüz olarak tabir ettiğim din odaklı dini istismar eden kesimlerin de bir kısmının bu gizli kalmış örgüt yapısında olduğu da biliniyor.

Sayınlar bunu sizlerde çok iyi biliyorsunuz bu din ve hazır kuvvet eğitenler arasında çok bilinen bir isimde var o ismi hepiniz tekraren söylüyorum biliyorsunuz F. G. Bu kişi artık deşifre edilen bir kişi olmasına rağmen yeni ana yasa taslağı ona sunulmak üzere A.B.D ye gitti, hicazet aldıktan sonra anayasa taslağı belki bizlere de açıklanır….

 Sayınlar,  geriye ve ileriye bakacak olursak bu olgunun gerisi de ileriside aynı, işte  tarihini bilmeyen ileriyi göremez bilgiyi veren onlar parsayı toplayan onlar…

Birde  bu  A.B.D olgusunu böylede tanımlana bilir, yalnız şunu unuttular bu gençlerin çoğunluğu bu karanlığa kapılsa da genetik yapılarında Türk kanı vardır hata insana mahsustur, birde derler ki “ insan oğlu çiğ süt emiştir “ fakat hangi anadan emdiği önemlidir..

Birde  bu  A.B.D olgusunu böylede tanımlana bilir, yalnız şunu unuttular bu gençlerin çoğunluğu bu karanlığa kapılsa da genetik yapılarında Türk kanı vardır hata insana mahsustur, birde derler ki “ insan oğlu çiğ süt emiştir “ fakat hangi anadan emdiği önemlidir..

Sayınlar, bu olgu çerçevesinde  o yılarda aralarında aynı görüşten olsalar da  aralarında bazı tartışmalar oluyordu, bu tartışmaların sonunda bu kişiler belirleniyordu fakat o zamanlarda  fikre ve düşünceye şimdiki gibi siyasi baskıda henüz kurulmamıştı, fikri hür düşüncesi hür kişiler toplumda bu sağ ve sol teröre rağmen yetişiyordu bu engellenemez bir olgu olarak dünyaya gösteriliyordu şimdiki siyasete bilinçli çözüm arayan kurumlar ve örgütlerin başında bulunan kişiler o zamanda yetişen sağ ve sol kamplara bölünen gençlerden başkası olamaz ve olmayacaktır….

 Sayınlar, teknoloji o kadar ileri saflarda değildi, bu aralarında tartışan kesim istihbarat elemanları tarafından bilhassa üst düzey elemanları bire bilgi hazinesi olduğu biliniyordu ve takip edilip periyodik olarak bu kişilerin sicil  bilgileri merkeze bildiriliyordu, alınan talimatlar gereğince terör olayları bahane edilip birilerinin inisiyatifi doğrultusunda olaylar tezgahlanıyordu kaç kişinin öleceği veya nerde öleceği bu tezgah sırasında belirleniyordu ,  önleyici olarak tuttukları sol görüşlü gençler ile sözde milliyetçi gençler arasına nifak sokulup sokak  kavgası çıkarılıp birbirlerini öldürmelerini sağlanıyordu..

Bu ölümler uzun süre devam etti ve herkes terör cinayeti olarak bunları gördü,  halbuki bunlar birer fikri ve düşünceyi yok edip ülkeyi bölmek için planlanan tezgahlardan başkası değildi, bundan habersiz emniyet güçlerine   gereken bilgiler saptırılarak veriliyordu tam bir kabus görme ve korku ortamı Türkiye’de hazırlanıyordu ….

Devlet içten içe bulunduğu bu devirde milliyetçi kesime son derece önem veriyordu, aslında buna önem veren devlet değil daha sonra bölünmeyi yaratacak dış istihbaratın yaptığı ve yaptırım uyguladığı bir senaryonun parçası olarak bu sözde milliyetçi gençler, iç ve dış ülkelerde çoğu devlet için gizli işlerde kullanıldılar.

Bu  piyon olarak kullanılan kişi ve kurula grupların yaptığı  işler yine dış istihbarat ajanları tarafından sıkı kontrol ediliyordu yaptırım uygulayan dış istihbaratların oyunları olduğunu bu gençler anlamadılar..

Zenginlik ve para gücü bunların gözlerini kör etmişti, ezmek ve yok etmek tek görevleri idi….

Diğer ezilmiş pozisyonunda bulunan gençlerin aldatılmaları daha kolay olurdu bunları bir yardımcı güç olarak eğitimlerine önem verildi çünkü bu milliyetçi kesim şımardığı zaman bular devreye girip ortalığı karıştırmaları sağlanmalıydı kısaca gençlik üzerinden oyunlar oynanıyordu, bunun yanında ileriye dönük senaryolarda yapılıyordu bunlar din ve etnik terör senaryolarından başka bir şey değildi…

İşte bu ortamda birbirlerini üniversitede tanıyacak iki arkadaş birbirlerinden haberi olmadan büyük bir üniversite olan Ortadoğu Teknik Üniversitesine girdiler…..

Sayınlar,

Sayınlar iyi ki bu internet varmış diyoruz..

Eskiden yazılarımızı kırpardık korktuğumuzdan değil gelecek postaların öğrenilmemesi için adımızı değiştirerek yazı yazardık.

Bu yolla büyüklerimizden bilgi ve beceri kazanırdık, bizlere alaylı derledi…..

Sonra okulu ve bu işin ilmini yapan arkadaşlarımız haber piyasasına girdi bazıları çok iyi şeylere imzalarını attılar bunlara da okullu dendi…

Bazen yazılarımız alınıp başka kişiler adı altında yayınlanırdı ve de büyüklerimiz haber kaynağını asla açıklamazdı, artık her şey şeffaf oldu eskiden anlatılacak olayı kısa cümlelerle anlatırdık.

Anlayan anlardı, anlamayan okumadan yırtıp atardı hatta bazen yazılarımı başkasının çöpünde bile gördüğüm günler çok uzakta değil fakat şimdi yazdığımız anda dost düşman herkes okuyor  iyi ki varsın internet…. 

Hiç yorum yok: