Sayınlar size NOK Merkezinin araştırması ile birlikte
oluşan bir senaryo yazıyorum, bu senaryo ne kadar gerçek ne kadar
düzmece olduğunu sayınlar, siz daha iyi bilirsiniz…..
Senaryonun adı; istihbarat başarısı…
Operasyonlara 10 senede, teknoloji yolu ile 24
saat geriye bakılarak istihbarat olaylıları başarısı veya başarısızlığı
bilinebilinir…
Operasyonların istihbarat yönü ülkelerin
istihbarat gücü ile eş zamanda gider…
Operasyon olguları İstihbarat olguları ve bu
görüşler, ne kadar saklanabilir?..
İlerde yapılacak operasyonların ve muhtemel
operasyonların yukarıda belirtilen olgular çerçevesinde başarılı olup
olmayacağını gösterir…
Şimdi ufak bir dış istihbarat yolu ile devlet yıpratma
senaryosu yazalım…
Bir ülkede bir kurum var ki diğer kurumlardan daha iyi
ve daha sağlam olarak duruyor, bu kurumun içine dış istihbarattan hiçbir birim
müdahale edemiyor, bu kurumu nasıl yıprata biliriz?..
Bu sorunun cevabı çok tartışıldı her zaman yapılan
senaryolar geriye tepti….
İstihbaratta anlık, orta, uzun vadeli senaryolar
yapılır ve bunların bileştiricisi başarıyı göz önüne serer…
Uzun vadeli istihbarat ana hatları….
1.
Uzun vadeli istihbarat yapılacak ülkelerin üzerinde etkili olmak için
istihbaratın bağlı olduğu veya olacağı kesin bir hükümetin kurulumu için
çalışmalar yapılır..….
2.
Uzun vadeli istihbarat Bu olguda yer alan hükümete yardım için siyasi kişilerin
bazen haberleri olarak bazen de siyasi otoritenin habersiz olarak bu
kuruma dışarıdan müdahale edebilmek içinde, onları denetleyici
kişiler ( danışman veya müşavir pozisyonunda ,yandaş ) kişiler yavaş,
yavaş hükümetin bulunduğu mevkilere, medya organlarına , grup halinde
sezdirmeden kadrolaştırma yapılır ( bir kişinin bildiği sır iki kişinin bildiği
haberdir )..
Orta vadeli istihbarat ana hatları:
1.
İstihbarat yapılan ülke halklarının ekonomik siyasal nabızları arada bir
yapılan dalgalandırma olayları ile tutulmasını sağlamak Orta vadeli
istihbaratın bir yöntemidir.
2.
Uzun vadede yapılan hükümet yapılandırılmasını çeşitli dalgalandırıcı olaylarla
denetlemek, istenemeyen veya yönetimde zorluk çıkaran kişileri değiştirmek yine
Orta vadeli istihbaratın bir yöntemidir.….
3.
Halkın bölünmesi için çeşitli eğlemeleri yaptırıp sonra istihbarat
olgusuna bağlı ülkeye bunları eleştirmesini önermek ( ters istihbarat ve siyasi
istihbarat ) yolu ile ülke halkının düşünce yapısını ve fikirlerini saptırmak,
bu olgu sayesinde doğru karar verme, insan düşünce ve fikir mekanizmalarını
sekteye uğratıp daha sonraki operasyonlara zemin hazırlamakta Orta vadeli
istihbaratın bir önergesidir…..
Kısa vadeli istihbarat ana hatları:
1.
Olgumuz gereği yıpratılacak ve halkın gözünde düşürülecek kurumun tüm
Faaliyetleri her türlü yoldan takip edilir.
2.
Bu kurumun içine kişiler sokulamadığı için yaptıkları olaylar analiz edilir,
buna göre gelecek olaylar ve olgular çok detaylı tahmin edilir, bu tahminler
istihbarat kurumunun başarısı veya başarısızlıkları ile örtüşen olgu,
istihbarat kurumlarının daha önceden alıp eğittiği analistlerin başarılı
veya vasat kişiler olmasın, istihbarat servisinin başarısını gösteren yegane
olgudur...
3.
2. Şıkta da belirtilen olgu çerçevesinde istihbarat kurumunun bulunduğu ülke
topraklarında operasyonlara başlar, bu yıpratılacak kurumun yaptığı tüm
operasyonlardan kendilerine pay çıkarmak için ek olarak ( ters istihbarat ve
siyasi istihbarat ) birimlerinin önerilerini ne kadar kendi ülkelerinde
dinlediklerinin olgusu içinde yıpratılacak kurumun ne kadar yıpratılacağı belli
olur…
Burada başarılı istihbarat örgütün başarısıdır. Bizim
senaryomuzda olduğu üzere ülkemiz bu olguda 1-0 mağluptur…
Evet sayınlar yine düşünelim, geçtiğimiz hafta bir
kara operasyonu oldu, bu kara operasyonu şerefsizlerle şerefliler arsındaki
siyasi anlaşmalar, sonuç olarak başarının başarısız olduğunu halka duyuran
medya oldu…
Sayınlar olayı biraz daha senaryoma bakarak açalım
yine olması muhtemel senaryonun devamı…
Operasyon başlamadan önce bilinen A.B.D.
tarafından uygulanan politika sonucu biz dâhil tüm analistler bu sözlerin
altında olan olayları irdeledik.
Ne diyordu A.B.D “ PKK ortak düşmanımızdır”, “Anlık
istihbarat vereceğiz” demişti…
Operasyon biteceği sırada A.B.D. ne
dedi NOK analist uzmanları irdeledi…
Yurt dışında A.B.D dış işleri bakanı “ Gerekirse istihbarat
desteğimizi çekebiliriz” sonra Türkiye’ye gelerek kapalı kapılar ardında
konuşup gidiyor bu arada KOMUTANIMIZ “ BİR GÜN DE SÜREBİLİR BİR SENEDE
SÜREBİLİR” diyor Daha sonra A.B.D den gelen bir haber “Türkiye bu
operasyonu en kısa sürede bitirmeli..” olayları karıştırdıktan sonra “
operasyonların bitmesinde A.B.D nin hiçbir fonksiyonu yoktur “ dendi..
Sayınlar bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye bilir
miyiz?..
Operasyon bitti..
Şimdi bir kurgu yapalım, bu kurgu ne kadar doğru
olabilir ki ?..
Sizlerle paylaşayım benim gördüklerimi sizde
görebilecek misiniz?….
Operasyon bitişi yakın
uydu – Pentagon- A.B.D
Beyazsaray - A.B.D Savunma bakanlığı
48 SAAT ÖNCE
-
Hedeflere ulaşıldı
-
Türklerin durumu nedir
-
Şu anda konuşlandılar
-
Eminsiniz değimli?
-
Doğrudur
-
Ben iletirim
-
Olur bir Dakka
-
Ne oldu
-
Hareketlendiler
-
Kimler
-
Türkler
-
Nereye doğru
-
Şimdi durdu
-
Nereye doğru
-
Geriye doğru
-
Sen takipte kal
-
Oldu
Pentagon- Beyazsaray;
-
Türkler geri dönüyor
-
Emin misiniz, ?
-
Evet, 3 taraftan doğrulandı, bu taktikte olabilir,
-
Teşekkürler, ilgilenecektir
Beyazsaray – A.B.D savunma bakanlığı;
-
Pentagon aradı çekiliyorlarmış
-
Türklerim
-
Evet halkın tepkisini ölçelim ne dersin
-
Olur Türkiye sorumlusunu çağırırım şimdi
-
Dikkatli olun sonra ben size göre açıklama yaparım
-
Önce burada bir açıklama iyi olur
-
Önerinizi iletirim, bir basın toplantısı olacak, orda bizim gazeteciğe
soruları veririz onlarda bize sorar uygun cevap veririz….
-
Güzel orada konuş ama bu taktikte olabilir diyor pentagon sonra
Türkiye’ye hemen git,
-
Bende onu düşünüyorum, bir olta atarım, zaten büyükelçi arada bir nabız
yokluyor,
-
Kolay gelsin çok dikkatli ol yanlış yapma….
-
Teşekkürler…
Yukarıdaki diyaloglar kurgu olup asıl konuşmalar
değildir bunlar tahmini konuşmalardır olasılık hesaplarına göre bu ve buna
benzer konuşmalar olmuş olabilir…
Sayınlar birde ordumuz üzerine oynanan oyunlar var ki,
bunu kurgu yapmayacağım yeterince kurgu yapanlar var yalnız şunu bilin bu bir
iç siyaset ve dış siyasete yapılmış taktik savaşıdır…
Bu günlerde bence Genelkurmay tepkileri
bekleyecektir ve ona göre stratejik çalışmalar yapacaktır, bu başarılı
operasyon şimdi siyasi boyutu ve tepkiler daha sonraki olacak operasyonlarda
çok önem taşıyacağında bilinçli halkımız tarafından bilinmelidir hiçbir surette
ordumuz yıpratılamamalıdır, herkes bunu böyle bilmeli…..
Sayınlar Lütfen herkes konuşmasın bazı şeyler bilinir
ama söylenmez hangi siyasi görüşten olursanız olun bırakın işleri ordu bildiği gibi
yapsın yoksa siyaset ordu, ordu siyaset olur oyunlar muhtelif oynayanlar belli,
bu bir istihbarat oyunudur.
Sayınlar satranç tahtası hâlâ açık, hamle yeni yapıldı
oyunu bozmaya uğraşanlar zaten belli…
Sayınlar sabırlı olma sırası sizde biraz sabırlı olun
parti propagandası yaparak eleştiri yapmayın susmak konuşmaktan daha iyidir çok
güzel dolduruşa geliyorsunuz işte bu siyasi istihbaratın başarısı.
Dış İstihbarat kurumu bu her fikri dinleyip ona göre
ek senaryolar hazırlıyor unutmayın…..
Sayınlar bana gelen olumlu veya olumsuz maillere
baktım, hakaret etmek için her türlü fonksiyonel yazı ve yorumlar
göndermişsiniz fikrinize saygım var ama benim çizgim belli…
Onu bozamazsınız beyler ve bayanlar…
Sayınlar bu uşakları kullanıp kullanmadığınız benim
hiç umurumda değil bilmenizi isterim…
Sayınlar Tehdit ederek yenilen yalnız sizler olursunuz
biraz dirayetli olun ve fikirleri at gözlüğü takmadan inceliğiniz....
Bu inceleme sonucunda hatalarınızı veya benim
hatalarımı daha objektif olarak yorum yapabilirsiniz…
Bende elimden geldiğince size aynı ölçülerde cevap
veririm, bu düşünceme katılıp katılmamak sizin elinizde yalnız şunu bilin ben
tarafsız tek Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı yıllardır siyasi terbiye
içinde bazı şeyleri algılamış sizden biriyim, kimseye tek borcum yok kimsenin
de bana.
Ben yurdum için buralardayım ya siz, ya uşaklarınız
nerdeydiniz bu kadar olay olurken. …
Benim yerimde başkası olsa bunlara onların dili ile
hakaret ederdi, düşündüm hakaret kime edilir?..
Sayınlar Hakaret algılayana edilir, algılama yoksunu
olan kişilere yazmaya bile gerek yoktur diye düşündüm , hakaret
edilecek insandır, daha doğrusu karşınızda insan portresi görmeniz gerekir…
Köpekleri eğiten biz insandır , sayınlar bunu yaptıran
sizsiniz ve bunları böyle insan yetiştiren,algılamasız yetiştiren yine sizin ve
müritleriniz, köpek ulur kervan gider bunu da biliyorsunuz…….
Her canlının belli bir şahsiyeti vardır ve o şahsiyet
dağda bağırarak veya insan kılığında ortaya çıkarak “ Bizim şahsiyetimiz var “
denmez.
Sayınlar O şahsiyet yaptıklarınız veya
yapmadıklarınızla aynı çizgide gider….
Sayınlar, Size ufak bir duyumumu aktaracağım buradaki
kişiler bende saklı kalacaktır, çünkü bazı gerçekler bilinir ama söylenmez.
Şimdi siz sayınlar bildiklerin varsa söyle yoksa
korkuyor musun diyeceğinizi bunu uşaklarınız yolu ile bana yönelteceğinizi de
adım gibi biliyorum…,
Sayınlar ben yalnız ve yalnız kendimden korkarım,
çünkü yanlış bilgi verdiğimde yanlış yerlerden yanlış yorumlar alabilirim o
nedenle kesinlikle araştırmadan tek kelime yazmam kesinliğine önce benim
inanmam gerekir, bu böyle bilinsin…
O nedenle anlatacağım olayda ad vermiyorum yalnız
deşifre olan kişi ve kurumların adlarını kısaltılmış halde vereceğim işte bu
korkudan değil , nedir biliyor musunuz?.. Bu siyasi akıl, siyasi aldığım
terbiye yüzünden, olayda adı geçen şahısların ve şu anda hayatta bulunmayan
kişilerin aile ve geleceklerini korumak, her yazarın ana görevidir, ölülerin
anılarına saygısızlık yapmam ve onların üzerinden rant yapmakta bir habercinin
yapmamamsı gereken şeylerden biridir, yalnız tarihimize bu duyumum ile
bakarak geleceği daha iyi tahlil edebiliriz….
1975-1980 yılları arasında İzmir’de bir olay
yaşanmıştır, bu olayların geçtiği senelerde sol ve sağ denilen
terör olayları doruk noktasına çıkmış ve herkes kendine taraftar elde etmek
için bazı oyunlar yapmaktaydı bu oyunlar daha çok dış istihbaratların desteği
ile oluyordu, sayınlar aynı şimdiki gibi……
Sayınlar, O zamanlarda bu zamanki gibi din sömürüsü
yerine milliyetçi, sosyalsizim ve soğuk savaşta bir arada yürüyordu.
Bir bölgede koyu sözde milliyetçi kesim, bir bölgede
sosyalizmi ön plana alan topluluk olarak göze çarpıyordu bu madalyonun görünen
kısmı idi.
Birde görünmeyen kısmı vardı ki şimdiki siyasi
oluşumun yer altında gizli, gizli ülkemizin değerlerini ve yapılarını kazmak
için plan ve proje üretiyorlardı, bu üretim şimdi meyvelerini verdi. Bunu o
sıralarda kimse umursamıyordu…
Sayınlar, Bunlar birbirleri ile kıyasıya
dövüşürken kıs, kıs bıyık altından gülen ve her iki tarafa da aynı silahları
veren silah tüccarları da vardı.
Bu yıllarda İstihbarat bölümlerine bu sözde doldurma
bilgilerle eğitilmiş milliyetçi geçler alınmaya başlandı, diğer tarafta ezilmiş
halkı temsil eden sosyalist eğilim içinde bulunan genç kesim vardı.
Sayınlar, devlet içinde devlet olmaya kalkışan
bu iki taraftan devlet birini seçtirilmek için zorunlu olarak dış
istihbaratlarla da zorunlu ilişkiye girmeye zorladı.
Sayınlar, seçtikleri o kişiler şu anda bile faal
durumda bulunan, doldurma bilgilerle yetiştirilmiş milliyetçi kesim olan gençle
şu anda baba ve anne olarak aramızda.
Bu gençler sağ ve sol partilerin içlerine kadar
sızdırılmışlardı ve faal olarak hiçbir görev yapmamaları konusunda
uyarılmışlardı, bu uyarı ikinci bir emre kadar geçerli olacaktı, ikinci emir
yakında, bunu da tahmin ediyoruz..
Bunun yanında medya ve yandaşlarına ortak olmak üzere
eğitilmiş ve maddi olanaklar verilmiş, kendini kamufle eden kişilerin
varlıkları da biliniyor..
Sayınlar yine önceden belirttiğim gibi görünmeyen yüz
olarak tabir ettiğim din odaklı dini istismar eden kesimlerin de bir kısmının
bu gizli kalmış örgüt yapısında olduğu da biliniyor.
Sayınlar bunu sizlerde çok iyi biliyorsunuz bu din ve
hazır kuvvet eğitenler arasında çok bilinen bir isimde var o ismi hepiniz
tekraren söylüyorum biliyorsunuz F. G. Bu kişi artık deşifre edilen bir kişi
olmasına rağmen yeni ana yasa taslağı ona sunulmak üzere A.B.D ye gitti,
hicazet aldıktan sonra anayasa taslağı belki bizlere de açıklanır….
Sayınlar, geriye ve ileriye bakacak
olursak bu olgunun gerisi de ileriside aynı, işte tarihini bilmeyen
ileriyi göremez bilgiyi veren onlar parsayı toplayan onlar…
Birde bu A.B.D olgusunu böylede tanımlana
bilir, yalnız şunu unuttular bu gençlerin çoğunluğu bu karanlığa kapılsa da
genetik yapılarında Türk kanı vardır hata insana mahsustur, birde derler ki “
insan oğlu çiğ süt emiştir “ fakat hangi anadan emdiği önemlidir..
Birde bu A.B.D olgusunu böylede tanımlana
bilir, yalnız şunu unuttular bu gençlerin çoğunluğu bu karanlığa kapılsa da
genetik yapılarında Türk kanı vardır hata insana mahsustur, birde derler ki “
insan oğlu çiğ süt emiştir “ fakat hangi anadan emdiği önemlidir..
Sayınlar, bu olgu çerçevesinde o yılarda
aralarında aynı görüşten olsalar da aralarında bazı tartışmalar oluyordu,
bu tartışmaların sonunda bu kişiler belirleniyordu fakat o zamanlarda
fikre ve düşünceye şimdiki gibi siyasi baskıda henüz kurulmamıştı, fikri
hür düşüncesi hür kişiler toplumda bu sağ ve sol teröre rağmen yetişiyordu bu
engellenemez bir olgu olarak dünyaya gösteriliyordu şimdiki siyasete bilinçli
çözüm arayan kurumlar ve örgütlerin başında bulunan kişiler o zamanda yetişen
sağ ve sol kamplara bölünen gençlerden başkası olamaz ve olmayacaktır….
Sayınlar, teknoloji o kadar ileri saflarda
değildi, bu aralarında tartışan kesim istihbarat elemanları tarafından bilhassa
üst düzey elemanları bire bilgi hazinesi olduğu biliniyordu ve takip edilip
periyodik olarak bu kişilerin sicil bilgileri merkeze bildiriliyordu,
alınan talimatlar gereğince terör olayları bahane edilip birilerinin
inisiyatifi doğrultusunda olaylar tezgahlanıyordu kaç kişinin öleceği veya
nerde öleceği bu tezgah sırasında belirleniyordu , önleyici olarak
tuttukları sol görüşlü gençler ile sözde milliyetçi gençler arasına nifak
sokulup sokak kavgası çıkarılıp birbirlerini öldürmelerini sağlanıyordu..
Bu ölümler uzun süre devam etti ve herkes terör
cinayeti olarak bunları gördü, halbuki bunlar birer fikri ve düşünceyi
yok edip ülkeyi bölmek için planlanan tezgahlardan başkası değildi, bundan
habersiz emniyet güçlerine gereken bilgiler saptırılarak
veriliyordu tam bir kabus görme ve korku ortamı Türkiye’de hazırlanıyordu ….
Devlet içten içe bulunduğu bu devirde milliyetçi
kesime son derece önem veriyordu, aslında buna önem veren devlet değil daha sonra
bölünmeyi yaratacak dış istihbaratın yaptığı ve yaptırım uyguladığı bir
senaryonun parçası olarak bu sözde milliyetçi gençler, iç ve dış ülkelerde çoğu
devlet için gizli işlerde kullanıldılar.
Bu piyon olarak kullanılan kişi ve kurula
grupların yaptığı işler yine dış istihbarat ajanları tarafından sıkı
kontrol ediliyordu yaptırım uygulayan dış istihbaratların oyunları olduğunu bu
gençler anlamadılar..
Zenginlik ve para gücü bunların gözlerini kör etmişti,
ezmek ve yok etmek tek görevleri idi….
Diğer ezilmiş pozisyonunda bulunan gençlerin
aldatılmaları daha kolay olurdu bunları bir yardımcı güç olarak eğitimlerine
önem verildi çünkü bu milliyetçi kesim şımardığı zaman bular devreye girip
ortalığı karıştırmaları sağlanmalıydı kısaca gençlik üzerinden oyunlar
oynanıyordu, bunun yanında ileriye dönük senaryolarda yapılıyordu bunlar din ve
etnik terör senaryolarından başka bir şey değildi…
İşte bu ortamda birbirlerini üniversitede tanıyacak
iki arkadaş birbirlerinden haberi olmadan büyük bir üniversite olan Ortadoğu
Teknik Üniversitesine girdiler…..
Sayınlar,
Sayınlar iyi ki bu internet varmış diyoruz..
Eskiden yazılarımızı kırpardık korktuğumuzdan değil
gelecek postaların öğrenilmemesi için adımızı değiştirerek yazı yazardık.
Bu yolla büyüklerimizden bilgi ve beceri kazanırdık,
bizlere alaylı derledi…..
Sonra okulu ve bu işin ilmini yapan arkadaşlarımız
haber piyasasına girdi bazıları çok iyi şeylere imzalarını attılar bunlara da
okullu dendi…
Bazen yazılarımız alınıp başka kişiler adı altında
yayınlanırdı ve de büyüklerimiz haber kaynağını asla açıklamazdı, artık her şey
şeffaf oldu eskiden anlatılacak olayı kısa cümlelerle anlatırdık.
Anlayan anlardı, anlamayan okumadan yırtıp atardı
hatta bazen yazılarımı başkasının çöpünde bile gördüğüm günler çok uzakta değil
fakat şimdi yazdığımız anda dost düşman herkes okuyor iyi ki varsın
internet….
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder