Pazartesi, Aralık 05, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -24-

2008

Dağdaki teröristler gelince…

Geçtiğimiz ay elime geçen bazı gizli fotoğraflardan biraz bahsetmek istiyorum…

Bu fotoğraflar yukarıda belirttiğim medyanın eline geçse idi neler olacağını tahmin ediyorum, ben size iki fotoğraftan yayınlamadan alıntı yaparak bir şeyle anlatmak istiyorum…

İki kadın terörist vardı bu fotoğraflarda…

İkisi de kadın terörist ve ölü olarak ele geçirilmiş…

Birinin öldüğü zaman çekilen fotoğrafına bakınca şunu gördüm boynunda bir haç amblemi olan kolye ile öldürülmüş bir kadın terörist…

İkici çarpıcı fotoğrafta görülen  kadın terörist, öldürüldükten sonra çekile ilk görüntüsünü gördüm bu teröristin iç çamaşırları kırmızı normal hayatta şehirde giyilen cinsten idi…

Bu iki fotoğrafı görünce şimdiki özür kapmayası ile bağlantı kurmak zor değildi, ondan bana bu kampanya trajikomik geliyor…

İlerde bu fotoğraflar arşivlerden çıkarılırsa ve başka ellere bu ve buna bezer fotoğraflar geçerse, bunlar işte şimdiki gibi haklı olduğumuz konuda haksız duruma düşebiliriz, anlık istihbarat budur dostlar işte hem bize hem san denilen anlık istihbarat örneği size..

Bizler bu yönetimle idare edilirsek sonunda bu terör odakları bu fotoğrafları kendi amaçları için kullanabilirler…

İşte gerçek…

İşte gazetecilik…

Para veya güç uruna vatan satılmaz…

Bu gerçekler biline biline yorumsal sorularda sormamak bir gazeteciye yakışmaz…

  1. Kürt toplumu Müslüman değil mi?…
  2. Müslüman toplumu ve her köyde cami veya mescit var ise aralarında terör yaratmak için bulunan kadınların boynunda niye haç kolyesi var?…
  3. Dağda bulunanlarınız varsa hele doğuda bulunanlarınız varsa ikinci kadın terörist  doğunun yaz ve kış iklim koşullarında terör uygularken, bu kadınların niye günlük şehirde giyilen kırmızı ve danteli iç çamaşırları öldüğünde üzerlerinde mevcut?…
  4. Bu iki terörist kadın Türk mü Kürt mü veya hangi milletten?..

İşte ana senaryo ve artistleri veya uşakları bu sorularda göze çarpıyor, ermeni ve Rum ortak olarak ABD CIA , İsrail MOSSAT ajanları bölücü terör örgütüne nasıl yardım ettikleri bu iki fotoğrafta gizli ve bunu bilen birkaç kişiden biriyim dostlar….

Bakın terörizmimde iki an unsuru anlamak çok mühimdir…

Birde bu unsurları algılatmak o kadar daha mühim bir konudur…

Bunu aramak ve anlamak gerekir…

  • Bir asıl terörist grup vardır…
  • Birde bölünmeye yardımcı olan dış ülke mensupları ola ajan teröristler mevcuttur…



Bizi bu olguda ilgilendiren unsur dış istihbarat silahlı operasyon yapan ajanları varlığını kabul edip onlara göre önlem ve tedbir almalıyız her şey gözler önündeyken niye başkalarından icazet bekliyoruz anlamış değilim…

İç terörizmime yardımcı olan dış yardımcı ajan operasyon terörist grubunu algılamalısınız…

Anlayacağınız dilde söylemek gerekirse bu dış bağlantılı silahlı veya silahsız piyon veya asil olarak ikiye ayrılır…

  • Asiller ön plana fazla çıkmazlar…
  • Piyonlar ise devamlı ön planda bulunan kişilerdir, bu kişiler her türlü eylemde destekleyici olarak Katılırlar…

Bu ajan terörist grubu asıl terörist gurubunu yönlendiren her türlü ihtiyaçlarını maddi manevi yönden karşılayan bir düzene sahiptir zaten aldıkları eğitim bunu gerektirir…

Ve gülük olarak çatışmalara girerek asıl terörist gurubunun yapmadığı veya başaramadığı yerlere girerler ve yaptıkları eğlemeleri asıl terörist gurubunun üzerine yıkarlar…

Bu gurup aslıda büyük bir topluluk olmamakla birlikte son derece önemli operasyonlara imza atmıştır…

Bazıları yakalanıp ceza evine konmuştur işte şimdiki Barzani ve Talabani istekleri bu yönde çalışmalar yapan kişilerin silahsız olarak aramıza katılmasını sağlamaktır emir üst mercilerden gelmiş onlarda bu çıkışı yapmışlardır…

Bu terörist grubu eğitim aldıktan sonra bölgeye hava ve kara yolu ile sokula sonrada terörist olup bazıları özellikle teslim olan veya yukarıdaki gibi öldürülen grup elemanlarından bazıları olduğunu da biliyoruz ne yapıyoruz sorusuna cevap vermek sorumluluğu bize ait değildir…

Yalnız şunu söylemekle yetine biliriz her şey olup bitikten sora bu grup birliklerine aynı yolardan merkezlerine dönen gruptur yukarda anlattığım iki kadın teröristinde bu gruba bağlı çalışan elemanlarından ikisi olduğunu tahmin ediyorum…

İşte bölücü başına sayın diyen kişi sayın olmakla ne kadar övünse azdır, ben değiştim demekle değişim olmuyor, o kişi sayın mı sayıncık mı?...

Bu olguda kararı okuyucularıma bırakıyorum…

Sözde din ulamaları din öğretiyor, din ve devlet işi bir arada yürüyor, karşı devrim harekâtı ekonomik krize rağmen dışarıdan beslenerek tüm hızı ile sürüyor…

Eski görüşler, düşünceler, yeni batıl kalan ulema ve geri kafalıların ürünleri olarak halka aşılanıyor…

Polis devleti olmakla övünç duyan kesimler, kendini polis zannedip yargısız infaz yapıyorlar ve üst yönetim tabakası da bunları yıllardır pohpohlayıp alkışlıyor…

Dış istihbarat kurum ve kuruluşları Türkiye’de eskisine nazaran açık üst ve infaz yerleri kuruyorlar…

Partilerin yönetim tabakasından, alt örgütlenme düzeyine kadar gizli ajan ve açık ajanlarını sokuluyor ve bunlar açık kışkırtıcı olarak ön görülen senaryolar üzerinde çalışıyorlar, bazen lehte bazen aleyhte senaryolar yaparak, parti ve oy verenlerin kafalarını karıştırıyorlar, bu karmaşada asıl senaryoyu halkın ve oy veren kesimlerin görmesini engelliyorlar…

Yukarıda belirdiğim bu ve buna bezerlerine kişilere artık her partilerde..

Yine yukarıda da değindiğim gibi bu kişiler danışman unvanı alıyorlar ve sıkıştıkları zaman TV ‘lere çıkıp eski çalıştığı kesimi ve kurumu kötülüyorlar…

Ben onları tanıyorum ve onlara şu soruyu soruyorum…

O zaman niye onların yanında kaldın be adam demezler mi insana?…

İşte bunlara danışman deniyor…

Daha çokta basın danışmanı olarak faaliyette bulunuyorlar…

Bu unvanlar böyle kişiliksiz kişilere veriliyor…

Laf aramızda ben karşı görüş veya kendi görüşümden olan her kim olursa olsun bir adamın sırrını çalışmadığı dönemde, maddi olanak için açıklayan adamdan korkarım..

O adam gerektiğinde bu milleti satan adamlardan biri olarak görürüm..

Pekiyi soralım mı?..

Bu seçilmiş parti mensupları sonradan ne oluyor?...

Bu seçilenler atanan ön görülen danışmanlar sayesinde Türkiye dış istihbarat örgütlerinin eleri altında siyaset yapıyor, işte vahim sonuç…

Şüphe ve korku herkesi pençesi altına almış, kimse bildiklerini ve gördüklerini yazıp söyleyemiyor…

Yargı töhmet altında bırakılarak yargıya güven kalmaması sağlanıyor…

İşte son örneği atanmış bir memurun ( sayın denilen ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI
HAŞİM KILIÇ'IN ) son gülerdeki gündemi değiştirmek için yaptığı çıkışlar…

Türkiye ne oluyor seçimler nasıl olacak uğraştığımız konu bunlar görülen çıkartılan senaryolar, ya görünmeyen karşı devrim ve dış ülkelere bağlılığımızı sağlayacak uşaklık senaryoları göz ardı ediyoruz dostlar…

Yargıyı yalnız hükümet olanlar yapar kavramını günümüze ve gündemimize sokan, acı ama sözde başbakanımız bu ölçüde konuşarak bu bilgileri yayan hükümet ve onun yargısız infaz memurları, hükümetin destekleyici ve baskı altına aldığı medyası sayesinde bir sürü dedikodu için suçsuz yere aydın ve bilim adamları tutuklanıp serbest bırakılıyor,  gündem yargı yolu ile birden bire değişiyor..

Yukarda belirttiğim olgu üzerine gülük senaryolar yapılıp halkın kafası karıştırılıyor, asıl olan ve yapılan, yürürlükteki senaryolar görmemezlikten geliniyor…
PKK terörü ile uğraştırılan en kuvvetli kurumumuz T.S.K. içine bile ajan sokulmaya çalışılıyor, tek güvendiğimiz kurum olan T.S.K yıllardır yıpratılmaya çalışılıyor…

Hiç yorum yok: