KULAKLARA KAR SUYU KAÇIRALIM MI?
07.10.2010
Her zaman yazıyorum bazı şeyler bilinir ama yazıya dökülmez, yazıda biline her şey yorumsal olarak yazılır, reyting almak için bilinen şeyleri yazmak kadar devletin geleceğini korumak o kadar önemlidir, bazı şeylere göründüğü gibi olmayabilir, bakış açısı ve etik kurallar yazarın yazdığı yazıyı belirler…
Geçmişten geleceğe bir bakalım…
1970-1980 yılarında artık siyasi olarak sözde bir bölgede koyu milliyetçi kesim, bir bölgede sosyalizmi savunanlar olarak ön planda ortaya çıkıyordu, 2010 yılının Kürt, Türk, laik, ati laik kesimleri gibi ama ülkede kimse bunu görmüyor veya konuşmuyordu çünkü konuşanlar ya susturuluyor ya da yok ediliyordu…
1970-1980 yıllarda Doğu bölgelerimizde sözde ezilen halkın temsilcisi Apo ve yandaşları silahlı terörizme açıkça dost ve düşman ülkeler çıkarları doğrultusunda destek sağlamaya başladılar, üretim projesi yavaş yavaş ürüyen terör örgütüne yardım ederek eğitim vermeğe ve destek olmaya başlayan yıllardı o yıllar.
Yine kimin çıkardığı beli olan bu terör örgütü hangi ülkenin çıkarı daha kuvvetli oluyorsa Türkiye’nin aleyhine çalışıyorsa PKK şimdiki gibi onun kucağına oturuyordu. Yanında değişik oluşumlar oluşuyor, o grupların çıkarları doğrultusunda Türkiye’ye yönelik oyunlarda senaristin koyduğu ölçülerde aktör pozisyonunda rol alıyordu…
PKK’nın 1980 yılı ve sonrasında oluşan olaylalar halk dili ile söylemek gerekirse genel ev gibi çalışıyordu, başında da Apo vardı, ezilmiş halkı korumak yerine halkını zorla silâhaltına alan sonrada dış istihbarat ajanlarının yatağına kadar hizmet veren bu Apo ve yandaşları, uyuşturucu ile ölüme gönderdikleri doğudaki halkımız ile birlikte bir tür taşeron terör örgütü lideri olan şimdi Sayın diye hitap edilen eskinin yine halk dili ile pezevengi Apo olduğu biliniyor ve o pezevenk şimdi İmralı’dan talimat yağdırıyor ve TBMM de faaliyetlerini sürdürüyordu.
Apoya verilen bu titr ve önceleri oluşan destek tek taraflı sürdürülüyor ama gün geçtikçe aralarına dış KGB istihbarattan kişiler yoğunlukla sokuluyordu artık PKK ajan yuvası olmuştu asıl kurucusu olan ABD soğuk savaş bitince, 1984 den itibaren sahada çalışan bazı ajanlarını PKK içine yoğunlukla sokmaya ve KGB’nin potansiyel gücünü indirgemeyi ön gören bir planı uygulamaya soktu, bunlar çoğunlukla Mossad ve CIA ajanları olduğu açıkça şimdiki 2010 Türkiye’sinde zaman diliminde baktığımızda oluşan oluşumdaki kişiler itiraf ediyorlar, bu oluşumu kurmalarının ana sebebi Rogg & Nok gurubunun defalarca uyardığı oluşumu elde tutmaktı bu oluşum PETROSAVAŞ dediğimiz enerji kaynaklarını ele geçirmek ve Türkiye’yi küçültmekti bunu için yapılacak tek operasyon vardı doğudaki etnik grubu bir araya toplayıp ülkede Kaos ortamı yaratmak ve bölünerek bu etnik gruptan oluşan tampon bir devlet kurarak bu devleti yönetmekti..
İsrail bu oluşuma sıcak baskada bazı anlamsız istekleri vardı, bu tampon bölge sayesinde İsrail’i denetiminde tutacak olan ABD bu yola Akdeniz’e ve Karadeniz’e hakim olacaktı ilerde enerji savaşları döneminde bu operasyon işlerine çok yarayacaktı, bunun için Türkiye’nin önce bölünüp sonra yok edilmesi gerkliydi…
1970-2010 tarihinde yapılan tüm operasyonlar bu yolda atılan adımları bizlere gösteriyor…
1950’lerden başlayan bu operasyon O zamlarda olsun 2010 zaman diliminde olsun Türkiye’yi bölme parçalama planlarını için yapılandıkları da biliniyor…
Bu yapıların arasında gizli operasyon dâhilinde silahlı baskı uygulamak üzere planlarda 1970-1980 zaman diliminde olduğu gibi olmasa da teknolojik savaş teknikleri kullanılarak 2010-2011 yılarında yoğun olarak yapılandıkları ve yapılanacakları bilinmekle birlikte, kış aylarına geldiğimiz 2010 Ekim ayı veya Kasım ayının sonlarına doğru büyük bir eylem içinde olacakları bilinmektedir. Bu eylemlerin amaç ve sebebi ise kendilerini unutturmamak ve biz hala burayız demek için ses getirici operasyonlar içinde yapılanacakları tahmin ediliyor. Bu eylemden sonra yine her zamanki yaptıkları ve bizlerin bildiği gibi inlerine çekilecekler…
Türkiye devletini zor durumda bırakmak için operasyonları iç bölgelerdeki dini kuruluş ve yapılandıkları yasal çerçevede götürmeye çalışacaklar, buda bizlere tüm operasyonların bir merkezden yürütüldüğünü bir kere daha gösterecektir…
İsterseniz dar bakış açısı ile bakar bu Türkiye’deki fotoğraftaki olguları görmez hayatınıza devam edersiniz, isterseniz geniş bakış açısı ile Türkiye’deki fotoğraftaki olguları görür önlemlerinizi alırsınız…
İşte o nedenle oluşumun nerede bittiği nerede başladığı Türkiye’de bilinmiyor bende biraza yılar ötesine biraz bu güne girip çıkıyorum, elimden geldiğice siz saygın okurlarımı bilgilendirmeğe çalışıyorum…
Geçmiş yazılarımda dediğim gibi her yazın bir sitili vardır benim sitilimde Şimdilik bu dostlarım, böylelikle bir kişiyi sıcak uykusundan uyandırıp kulağına kar suyu kaçırabilirsem işte o zaman bende mutlu uyurum fakat uyumaya zamanım yok derler ya “su uyur düşman uyamaz” ben tekte kalsam uyumaya niyetim yok..
Saygılar…
Gelecek yazımda: Madalyonun ters yüzü…
Rogg & Nok Genel Yayın Yönetmeni..
Cessur Demirali GÜRSU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder