2010
ANKARA’DA İSTİHBARAT OLGUSU VE BEYİN FIRTINASI
Saygın Okurlarım,
Size ufak bir duyumumu aktaracağım buradaki kişiler bende saklı kalacaktır, çünkü bazı gerçekler bilinir ama söylenmez.
Anlatacağım olayda ad vermiyorum yalnız deşifre olan kişi ve kurumların adlarını kısaltılmış halde vereceğim…
Faşizm ülkemizde….
Biraz beyin jimnastiği yaparak, biraz beyin fırtınası esmesini istiyorum, 1994 den bu yana bunu hep yapıyorum…
Bu siyasi akıl, siyasi aldığım terbiye yüzünden, olayda adı geçen şahısların ve şu anda hayatta bulunmayan kişilerin aile ve geleceklerini korumak, her yazarın ana görevidir, ölülerin anılarına saygısızlık yapmam ve onların üzerinden rant yapmakta bir habercinin yapmamamsı gereken şeylerden biridir, yalnız tarihimize bu duyumum olgu ile bakarak geleceği daha iyi tahlil edebiliriz….
1975-1980 yılları arasında İzmir’de bir olay yaşanmıştır, bu olayların geçtiği senelerde sol ve sağ denilen terör olayları doruk noktasına çıkmış ve herkes kendine taraftar elde etmek için bazı oyunlar yapmaktaydı…
Bu oyunlar daha çok dış istihbaratların desteği ile oluyordu, aynı şimdiki gibi…
O zamanlarda bu zamanki gibi din sömürüsü yerine milliyetçi, sosyalsizim ve soğuk savaşta bir arada yürüyordu.
Sözde bir bölgede koyu milliyetçi kesim, bir bölgede sosyalizmi savunanlar ön plana çıkıyordu….
Bu olgunun dar bakış açısı ile görünen tarafı bu olmakla birlikte birde madalyonun ters yüzü vardı ki, buda ancak geniş açı ile görülebilirdi.
Bir işte geniş açı vardı ki şimdiki siyasi oluşumun yer altında gizli gizli ülkemizin değerlerini ve yapılarını kazmak için plan ve proje üretiyorlardı…
Geniş açıdan fotoğrafa baktığımızda şunu görebiliriz, EVET bu üretim şimdi meyvelerini verdi.
HAYIR, böyle olmaz bizim alt yapımız sağlam diyen politikalar ve bugün bugündür diyen politikacılarımız sözde politika ürettiler, bunun yanında haçlı ulusalcı ve milliyetçi kesime oy veren kişilerin bakış açıları daraldıkça daralıyordu ve bu gizli örgütlenmeği o sıralarda kimse umursamıyordu…
Bu umursamayan kesimler birbirleri ile kıyasıya dövüşürken kıs kıs bıyık altından gülen ve her iki tarafa da aynı silahları veren silah tüccarları da vardı, bunları yöneten istihbarat ajanları ülkenin her yerine konuşlanmıştı, şimdiki zaman diliminde olduğu gibi…
Ülkemiz he zaman böyle oyunlara geliyor, ve bunu hâlâ biz umursamıyoruz…
O yıllarda İstihbarat bölümlerine , doldurma bilgilerle eğitilmiş milliyetçi geçler alınmaya başlandı, diğer tarafta ezilmiş halkı temsil eden sosyalist eğilim içinde bulunan genç kesim devamlı tahrik ediliyor ve olaylar onlar üzerinden oluyordu…
Devlet içinde devlet olmaya kalkışan bu iki taraftan dar bakış açıları ile devlete hakim olmaya çalışıyorlardı işte o zamanlar dış istihbaratlar Kürt ve Kürtçülük tanımını yaymaya da başladılar, din ve dinci kesim ise yine yer altında çalışmalarına devam ediyor ve dış istihbaratlardan gelen talimatlar doğrultusunda hareket ediyorlardı, bunların başında F. Gülen vardı.
Devlet ise sağ veya sol görüşlü kişilerden, birilerini seçtirilmek için siyaset yüzen zorunlu olarak dış istihbaratlarla bağlı bir emniyet istihbarat teşkilatı organize etti…
Bu oluşumun geleceği gestapo oluşumu olması için hazırlanıyorlardı…
Seçtikleri o kişiler şu anda bile faal durumda, istihbarat örgütlerinin kullandığı ve zamanı gelince faaliyete geçmeli emirleri verilen yetiştirilmiş milliyetçi kesim olan gençle şu anda baba ve anne olarak aramızda…
Cessur Demirali Gürsu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder