Cuma, Aralık 16, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -74- GEÇMİŞTEN GELECEĞE İSTİHBARAT OLUŞUMU



GEÇMİŞTEN GELECEĞE İSTİHBARAT OLUŞUMU

05.10.2010

Saygın okurlarım,

1970-1980 yılları arasında bir sürü olay yaşanmıştır, bu olayların geçtiği senelerde  sol ve sağ denilen terör olayları doruk noktasına çıkmış ve herkes kendine taraftar elde etmek için bazı oyunlar yapmaktaydı…

Bu oyunlar daha çok dış istihbaratların desteği ile oluyordu, sürüm farkı olsa bile oluşumu aynı 2000-2010 zamanında yaşanan olaylar gibi içten ve dıştan baskılar ile ülkemiz siyasi kaplara bölünmüştük. Yalnız bir ayrıntı o zamanlar gözden kaçırılmıştı, oda manevi duyguları sömürmek, işte bunun sonucu Kıbrıs barış harekâtında görülmüştü. 1969 cular değimiz kesim bile o zamanlar kavgayı ve tartışmayı bırakmışlardı, herkes birlik olmuştu, bu birliği dağıtmak gerekiyordu, bunun içinde projeler, senaryolar üretilmeye başlandı, bu senaristin yaptığı en büyük projelerden biri olacaktı, bunun yanında istihbarat kurumları üzerinden bölünmeyi tamamlamak gerekiyordu bu plan yılar sonra yürürlüğe konacaktı…

Yukarda allattığım Türkiye portesi şimdiki Türkiye’nin son dönemdeki portesine bire bir uyuyor…

Yaşadığımız zaman diliminde oluş biçimi aşağı yukarı ufak tefek güncellemeler ile benzediğini doğru bakış açısı ile sizlerde görebilirsiniz…

 1970-1980 zamanlarında bu zamanki gibi din sömürüsü yerine milliyetçilik, sosyalsizim, ötesi kominizim ve bunlara bağlı olarak soğuk savaşta günleri yaşanıyordu…

Bir taraftan da ermeni saldırıları sonucu Asla terör örgütü konsolosluklarımızı basıyor ve konsoloslarımızı öldürüyordu, Kıbrıs da Rumları terör estirmesi ve bir sürü Türkü öldürmesi senariste malzeme olmuştu ve şimdiki senaryoyu yazmaya başlamıştı…

Bu olaylar niçin oluyordu?

Yukarıda biraz hatırlattığım olayları son derece profesyonel bir ekip tarafından saat saat operasyonlar planlanıp yürütülüyordu…

Kimdi bunlar?

Cevap açık ve net; bundan önce ve 1960-1980 yıları arasında devletin boşluklarından veya özelikle boş bırakıldığı sıralarda olan olgunun göstergesi idi…

Günümüzdeki oluşumun babaları bu zamanda Türkiye’ye yerleşiyordu…

Pekâlâ, bunların anneleri kimdi?

 Anneleri ise bizim siyasi oluşumumuzdu, bu oluşum sonra nasıl bir nesil ortaya çıktı?

Bakınız bu babalar ve annelerden bazıları resmi nikâhla bağlanmış, bazıları Hoca nikâhı ile yaşıyorlar, bazıları ise nikâhsız gizli yaşıyorlardı…

Bunlardan doğan çocuklar, bilhassa gizili nikâhsız olan çocuklar, şimdinin politik oluşumunu belirleyen üst düzey uzman ve danışman olarak aramızda...

Bunu yanında ne olduğu belirsiz devşirme dediğimiz herkesin kucağına oturan anası belli babası belirsiz çocuklar, meydana çıkmıştı bunlara da istihbarat örgütleri sahip çıkmışlardı, ülkede hangi yerlerde oldukları biliniyor yalnız yapıları meçhul olduğu için nerde oldukları bilinmese de derin araştırma sonucunda genetik yapıları bunları ele verebilir. Biliyorsunuz genetik mühendisliği dene bir kol var.  Bu branşı kullanmayı bilmesek de bazıları gözle görünür biçimde ucube olarak görülen bu çocuklarda bu zaman diliminde aramızda manevi korku salarak bulunuyorlar bunların adına Hacı, Hoca gibi lakaplarda takıldığını ve dinini değiştirip ülkemizde misyonerlik faaliyetine katılan rahip, papaz türünden kişiler parsız öğrencilere para vererek Hıristiyanlığı öğreten bunun yanında değişik alanlarda görevlendirilenlerde unutmayalım…

Evet, bu çocukları bulmak için Türkiye Portresine geniş açı ile bakmak her zamanki gibi yeterli olacaktır…

1970-1980 yanında Kıbrıs ve Yunan kavgası geleceğe yönelik düşmanlık perçinlenerek senaryo yönlendiriliyordu senaryoda 2000-2006 arası eğitim ve öğretimi daha çok Hıristiyanlık amaçlı öğretimin deneme sürecini denemekti, eyer bu süreç Kıbrıs ta tursa aynı süreci Türkiye üzerinde ters ve düz istihbarat olguları ile yürürlüğe koymaktı. Yalnız 1970-1980 yılarındaki Kıbrıs ve Yunan senaryosunun asıl amacı ilerde Türkiye’de olası bir bölünme terör olayında en yakın komşumuz olarak gördüğümüz ve batıya açılan kapı olarak Türkiye’nin komşusu Yunan toplumunu eskiden olduğu gibi ilk önce öne sürmekti…

1989-2008 yıları arasında yoğun olarak Yunan komutanları PKK terör örgütüne gerilla eğitimi verdiği ve sonradan silah ve cephane yardımını Kıbrıs Rum kesimi yolu ile Mossad istihbarat ajanları desteği ile Suriye’den geçirerek Irak’taki PKK terör örgütüne verdikleri kanıtlanmış bir geçek olarak arşivlerde mevcuttur…

2007-2009 arası deniz kuvvetlerimiz içine sızan yunan istihbarat ajanları İzmir’de yakalandı yukarıda dediğim gibi beli belirsiz çocuklara istihbarat örgütleri sahip çıkmışlardı ve bu çocuklar herkesin kucağına oturur biçimde eğitilmişti. Kısaca Türkiye bir istihbarat cenneti haline 2000 yılından 2010 yılının son çeyreğine kadar gelmiş her türlü teknik, teknolojik istihbarat oyunları AKP hükümetinin yönetiminde Türkiye’de deneniyor…

Bunu bile bile susan ve günü kurtaran yorumlar yapan biz aydın geçinen yazarlarda suçluyuz, çünkü bunu o günlerde ve sonrasında takip eden “ onlar “  kadar bizlerde takip ediyorduk, hatırlarsanız “Senarist” yazımda şöyle bir paragraf vardı “Ülkemizde bu dış istihbaratı çözecek çoğu kişi ya susturulmuş, ya da değişik biçimlerde yok edilmiştir…

Ülkemizde karşı istihbarat diye bir olgu kalmadığı gibi kendi istihbarat teşkilatımızı bile artık dış istihbarat servisleri ve onların koyduğu aktörler tarafından yönetiliyoruz…

Tüm ulus gibi yurtsever istihbarat olgularımız kendi içlerinde oluşan bu tür olgulara dikkat etmeleri gerekir, ülkemizin bölündüğü gibi bu teşkilatlarımız aralarında bölünüyor veya bölünmek üzere, asıl senaryo bu arkadaşlar…

Bir ülkenin istihbarat kurumlarını bölünce tüm ülkeyi de bölebilirsin, çünkü yanlış bilgi sağlayan bir kurum siyasi ekonomik potansiyel güç olarak yanlış yönlere ülkeyi götürü…

Buda senaristtin asıl amacıdır…”

Yazmıştım…

Gelecek yazımda; 1970-1980 arası batıda okuyan lise çağındaki çocuklarımız sağ, sol davası ön plana atılarak kullanılmaya başlandı…

Saygılar…

Rogg & Nok Genel Yayın Yönetmeni 

 Cessur Demirali Gürsu

Hiç yorum yok: