Perşembe, Aralık 15, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -72- SENARİST

SENARİST

29.09.2010

Senarist; Sözlük anlamı Senaryocu.” demek…

Geçen yazımda size Aktörlerden söz ettim, Aktör kelimesi yayılmaya başladı ( 27.09.2010 tarihide ) Sayın Kılıçdaroğlu’nun ekonomi hakkındaki yorumunda yine bu “Aktör” cümlesi konuşmalarının arasında geçti…

Ben o yazımda neye vurgu yapmıştım hatırlayalım, bu “aktör” cümlesinin değişmeceli anlamı ile “ En pişkin aktörler bile bizim kadar rollerini başaramazlar." diye yazmış ve devam etmiştim.

Bu günde bu aktörlerin rollerini yazanlardan bahsetmek istiyorum, kısaca işte senarist dediğimiz kesim…

Bu kesimin adına senarist denir ve de rolleri bu kesim yazar…

Senarist, bu rollerin yazıldığı belgeye ise Senaryo denir…

Bu senaryoyu oyuncularına da Aktör veya kadın ise aktris denir… 

Bu olguları günümüze irdelersek, siyasette olsun diğer olgularda olsun bir kısım vardır onlara yazar denir…

Bir kısımda vardır ki onlara da senarist denir…

Bizi ilgilendiren olgu bu Senarist, kimdir ve nasıl senaryo yazar?

Birinci kural Senaristin elinde yazılı bir olgu olmamadan senaryoyu yazamaz…

İkinci kural tüm senaryo ile ilgili mekânları teker teker görmeli ve ona göre planını yapmalıdır, çünkü senarist yazılı metine bağlı kalarak o metine geçek hayat vermelidir, yani konumuz gereği güncel olarak üzerinde uğraştığı o senaryoyu detaylı bir biçimde yazmalıdır…

Siyasi yönden bir ülkeyi bölme senaryoları çok detaylı yazılır…

İşte burada dış istihbaratın kurduğu ve senariste verdiği komplo teorilerini incelemesi gerekir…

Bu teoremleri içeren metinle ön plana çıkan asıl plana sadık kalır, birkaç senarist oturarak bu komplo teoremlerini tartışır, bu teoremlere bölge ve sınır olarak ikiye ayrılır, buna göre beli bir plan dâhilinde senaryolar üretilmeye başlanır…

Bunun yanında geçek senaryoları yapmak için geçek belge ve dokümanlara ihtiyaç duyan senaristin bakacağı yegâne yer vardır, oda medya ve gruplarıdır…

Artık senaryo işlevine başlamak üzeredir, gerçek veya komplo teoremlerini yazanlar ile senarist düşünce bazında bir olmalıdır, çünkü siyasette iki tür senaryo yazılır…

Bir taraftan da ülkede yazar ve yazar olmayan ama ünlü olan kişiler bu senaryoya dâhil edilir günümüzde olduğu gibi ( Taraf gazetesi, ve HANEFİ AVCI’nın kitabını ) bunlar mide bulandırıcı senaryolar olarak görülebilinir, ve de teknoloji yolu ile herkese ulaştırılır… 

Artık geçekler ve yalanlar aynı kefeye konmuş gibidir…

Bir geçek devamlılığı olan senaryo, iki gerçeği kapatıcı ve akıl dağıtıcı senaryo yapılmalıdır…

İşte yukarıda belirttiğim gibi senarist senaryolarını hazırlar sonra bunu görev aldığı kuruma daha dorusu istihbarat kurumuna verir, istihbarat kurumu ise bu senaryoda oynayacak AKTÖRLERİ seçer ve senaristin yanına gönderir.

Bazı aktörler bu işi profesyonel biçimde yaparlar çünkü bunlar dış menşeli ülke içine daha önceden sokulmuş aktörlerdir.

Bu aktörlerin bazıları ise beli bir müddet eğitim görmeleri gerekir, bu eğitim siyasi partiler bünyesinde olur, ama eğitimi alan da verende siyasi yönden eğitim kisvesi altıda başka yönlerde eğitim verilir, kısaca kapalı kapılar ardında bölme ve bölünme eğitimi alırlar.

Birde bazıları da vardır ki bu kişileri bulmak çok kolaydır bunlar mevki ve şöhret kapıları ardında kalan ve şöhretleri bitecek olan kişilerden seçilir. Bunları bulmak geçekten en kolay operasyonlardan biridir. Bunlar hemen ikna edilen aktörler olarak haklarında ufak tefek senaryo yapılması gerekir. Bu kesim ülkesini bir çırpıda satabilen ve bu amaç için her türlü kılığa girebilen kişilerden seçilir. Bunlar o partiden bu partiye dolaştırılarak, genelde siyasetçi olarak görünürler, asıl görevleri parti iç huzurunu bozmaktır. İşte bu yapılan kişisel senaryo asıl senaryoyu bozmayacak biçimde yapılması gerekir, buda senaristtin başarısına bağlıdır…

Yukarıda anlattığım olgular genelde bir ülkeyi bölmek ve parçalamak için yapılan genel siyasi istihbaratın yaptığı olgulardan bir ufak bölümüdür…

Ülkemizde bu dış istihbaratı çözecek çoğu kişi ya susturulmuş ya da değişik biçimlerde yok edilmiştir…

Ülkemizde karşı istihbarat diye bir olgu kalmadığı gibi kendi istihbarat teşkilatımızı bile artık dış istihbarat servisleri ve onların koyduğu aktörler tarafından yönetiliyoruz…

Tüm ulus gibi yurtsever istihbarat olgularımız kendi içlerinde oluşan bu tür olgulara dikkat etmeleri gerekir, ülkemizin bölündüğü gibi bu teşkilatlarımız aralarında bölünüyor veya bölünmek üzere, asıl senaryo bu arkadaşlar…

Bir ülkenin istihbarat kurumlarını bölünce tüm ülkeyi de bölebilirsin, çünkü yanlış bilgi sağlayan bir kurum siyasi ekonomik potansiyel güç olarak yanlış yönlere ülkeyi götürü…

Buda senaristtin asıl amacıdır…

Amaç görüneni göstermemek, görünmeyeni göstermek…

Ulus olarak bu amaca hizmet edecek misiniz yoksa bir yerde dur mu diyeceksiniz? Asıl soru bu saygın okuyucularım, lütfen Bakış açınızı biraz geniş tutun ülkemizde bu kadar aktör olmak isteyen olduktan sonra bir o kadarda onları yöneten ve besleyen senarist türer, uyanık olun…

Saygılar…

Rogg & Nok Genel Yayın Yönetmeni  

 Cessur Demirali Gürsu    

Hiç yorum yok: