Cuma, Aralık 02, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -6-


Adamlar,

Yazıklar olsun…

Yazdık uyardık sayınlar dinlemedi CUMHURİYET gazetesine Molotof kokteyli atıldı gelişmeleri kaygı ile izliyoruz, uyanın ey halkım, bu günün görüntüsü yarının aynasıdır bu aynaya bakmak istiyorsanız uyanın….  

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu:

28.03.2008



BASIN BÜLTENİ

 

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu son gelişmelere ilişkin aşağıdaki açıklamayı  yaptı: 



Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu,   son günlerde   siyasi gerginliğin ulaştığı boyutları ve   “Ergenekon" tartışmalarını endişeyle izlediğini açıkladı.


TGC’nin açıklamasında şöyle denildi:



“Bu tartışmalar sırasında, gazetecilik mesleği ile bağdaşmadığına inandığımız ve kınadığımız bazı olaylar yaşanıyor..

Gazetecilik, hiç bir zaman, görüşlerini paylaşmadığımız insanların afişe edilmesi veya hedef gösterilmesi mesleği olamaz. Olmamalı…

Gazetecilik, hiç bir gazeteciye süren bir soruşturma sırasında, "Bu kişiler de gözaltına alınmalı" şeklinde açıklama yapma hakkı da tanımaz.

Türkiye'nin geçmişinde bazı gazetelerin hedef gösterdiği insanların canının yandığı bilinen bir gerçektir. Bu acı gerçek unutulmamalıdır.



Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu  olarak, "Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi"nin şu maddelerinin titizlikle uygulanması gerektiğini meslektaşlarımıza anımsatmak istiyoruz:



-Halkın bilgi edinme hakkı uyarınca, gazeteci, kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçeklere ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır.

-Gazeteci; bilgi ve haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüklerini ne pahasına olursa olsun savunur.



-Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur.



-Gazeteci; her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz.

- Gazeteci; kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayınlamaz. 



-Gazeteci, çalıntı, iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, manipülasyon, söylenti, dedikodu ve dayanaksız suçlamalardan kesinlikle uzak durur.



-Gazeteci, her ne amaçla olursa olsun, tehdit ve şantaj gibi yollara başvurmaz.
Gazeteci bu şekilde baskılara da karşı koyar.

-Gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politikalar konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.”

 

Bu çerçevede bende soruyorum;  

Ahmet Hakan sen adam mısın, sayın mısın?..

Ahmet Hakan yoksa neyse, seni seninle bırakıyorum…

Ahmet Hakan etik olarak söylenecek çok şeyi söylemem ve yazmam halka ve kendime ayıp ederim ve de ben bir sayın değilim sen bunu çok iyi bilirsin ama bilemezlikten gelirsin, saldıracağın kişileri seçer onlar üzerinden pirim yaparsın…

Ahmet Hakan kimlere hizmet ettiğini tüm basın camiası biliyor…

Ahmet Hakan, Uğur MUMCU bizlere bak ilk söylediği bir sözü yazıyorum “Adam olan, ister okullu, ister alaylı, Kendi hakkında dürüst, doğru haber yazana benim mesleğimde gazeteci denir…” demişti, sende kendi hakkında yazda, bizde seni tanıyalım…

Ahmet Hakan, bana da iftira atabilirsin, ben kimim, sen bunu da bilirsin ya, veya muhbir dostlarından öğrenirsin ya, her ne yaparsan yap, benim için sen bir sayınsın ama benden duy, ben bir Atatürk ilkelerine bağlı her şeyden önce bir Türküm o nedenle seni seninle burakıyorum…

Gelin yazımıza devam edelim sayınlar sayın olsun biz halk ve adam olalım varsın paramız olmasın ama adam olalım adam….

Aydınlarımızı, bilim adamlarımızı habise sokanlara ne kadar tepkiyi doğru olarak verebiliyoruz?....

Bu soruya soru ile cevap vermek daha uygun olacak kanaatindeyim…

Tansiyonu düşürmek için nasıl bir ilaç veriliyor?...

Bu ilacı veren kim?..

Gizli LABROTUVAR ortamında bu hastalığı yaratan yaydıktan sonra yine aynı gizli LABROTUVAR ortamında ilacı bulan kim?...

Türkiye büyüdüğünden bu yana hep mehter takımı gibi olmuştur 2 ileri bir geri…

Şimdi hükümetin bir adım geri atmalarını isteyen kişiler hükümet iki adım atarken o mehter takımının içinde değiller miydi acaba?..

Terörist grubu destekleyen sayınlar ve onun yanında olan uşakları kasalarını doldururken mehter takımı içinde değiller miydi acaba?..

Sayınlar ve uşakları faşizmimi Türkiye’ye sokulurken o mehter takımı içinde değiller miydi acaba?...

R.T.E denen sayın kişiye dış ülkeden ödül verilirken tepkisini koyanlar tepki gösteren kişi ve kurumlar daha önce bu mehter takımı içinde oluşumlarını tamamlamamışlarıydı?..       

Halkı susturmak veya halkın nabzını kontrol etmek doruları söylememek çözümü getirecek?..

Medya ortamında konuşan veya konuşması, yazması için maddi manevi destek verenlere karşı tepki koymamak çözümü getirecek?...

Namuslu olan veya olmayan medya mensuplarının yazılarına bakarak karar vermek yasayı o sözde medya mensupları çerçevesinde değerlendirmek etik bir oluşum mu?...

Bilgi paylaşımı her ortamda her yerde güzel bir olgudur, bu bilgi paylaşımını psikolojik savaş aracı olarak halka adapte etmek, ve yalan söylemek etik basın için etik bir olgumu?..

Hazırlık soruşturmasında yargıya doğru veya yanlış baskı yapmak, o soruşturmada yapılan işlemleri soruşturma bitmeden halka duyurmak ve halkın yargıya ve emniyet kuvvetlerine saygısını yitirmeye alet olmak etik bir oluşum mu?...

Aydınları hakkında olur olmaz T.V. programlarında getirim elde etmek için onlar ve biz kavramlarını halka aşılamak bölücülüğe davet değil mi?..  

İşte soruya sorularla cevap yorum sizlerin…      

Türk ulusunu bölünme noktasına getirenlerin oyununa gelecek miyiz?;

Bu soruyu öncelikle geçmişimize bakarak irdeleye biliriz.

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi simit örneğini vermiştim, Evliya Çelebi'nin 16. yüzyıl'ın ikinci yarısındaki yazdığı gibi adam gibi adamlar olsa idi şimdi bu sorunun cevabı; Türk ulusu bu oyunlara gelmez derdik.

Fakat şimdi…

Ne yazık ki günümüzde adam gibi adamlar susuyor uşak olan sayınlar konuşuyor, susmak bir noktada düşünmeği gerektiren en güzel ve başarılı bir olgu sayılır…

Bunun yanında olu orta konuşmak, siyasi yönden ahlaksızlıktır…

Bu ahlaksızlığı bilmeyen sayınlar bu olu orta konuşma olgusunu ısrarla yapıyorlar, adam olmak lazım adam…

Düşünmeden söylenen her söz sonra siyasi ve hukuk yönünden söyleyen kişinin karşılarına çıkabilir ve çıkıyor da zaten.

Bu hukuk ve yasa tanımaz ve sözde yasa yapanlar…..

Şeytan aklı olan kişi ve gruplar ile Türkiye’yi bölünme ve parçalama yöntemleri git gide güncelleşiyor ve etki ve tepkilere karşı akıl almaz yöntemler uygulanıyor…

Bu senaryo yapıldıktan sonra deneme tahtası olan Türkiye’de uygulanıyor…

Dostlar artık uyanma vakti geldi…

Biz, biz olmaz isek…

Siz biz…

Onlar bunlar…

Olur….

Herkes kendine olduğu kadar komşusuna da sahip çıkmalı…

Köy, kent demeden herkes bir birini uyandırmalı….   

Uyumayan kişiler Türkiye’nin kuyusunu kazıyor dostlar, bu bilinç de olarak uyumamalıyız çok geç olmadan uyanın ey halkım…

Bu sayınlara karşı duracak adam gibi adamlara gereksim vardır…

Bu adamlar artık ortaya çıksınlar…

Bu adamla içimizde var olan adam olan adamlar size ihtiyacımız var..

Artık şimdiki sayınlar dönemini kapattı şimdi adam olan adamların dönemi başladı…

Karşımızdaki din simsarlarının faşist uygulamalarına karşı örgütlenmeye halkı bilinçlendirmeğe, yasal yönden karşı durdurtmaya ve halkımızı örgütlemek işi yine adam gibi adamlara düşer artık yasal savaş zamanıdır…

Ya bu millet var olacak…

Ya bu millet yok olacak…

Çağrım tüm adam olan adamlara bunu anlayan yasal yönden ne yapacağını anlar, son çareyi anlamayan olursa anlayan adamlar onlara anlatır…

Yasal ve hukuk çerçevesinde ülke yönetimine bir müddet sahip çıkınız adamlar, adam olan adamları ben tanıyorum, bunlar çıkarsız ülkeleri için her şeyi yapacak adamlardır…

Şimdi ulus için size emrediyorum hukuksal ve yasalara uygun olarak gelin bitirin bu işi…

Nerede olursanız olun hangi unvanda olursanız olun artık yasal ve hukuksal, Türkiye için savaş başlamıştır.

Adamlar, kendinizden önce bu milleti ve geleceğinizi düşünün.

Ortaya çıkın eskiden sayınlara öneri veriyordunuz bunu anlamadılar Türkiye batağa sürüklenirken uyarıları dinlemediler şimdi onlarda saf dışı, umut siz adamlarda….

Adamlar, Bu sayınlar gibi din simsarları halkın manevi ve maddi sorunları ile  Uğraşıyorlar şeytan gibi davranıp iyi bir melek gibi yalan söyleyen kişilerin peşine takılan bilinçsiz, daha doğrusu iyi niyetli halkımızı uyarmak ve ölüm uykusundan uyandırmak ana görevimiz olmalıdır…

Bu uyarıyı saygılı bir biçimde yapmaz isek önce halkımıza saygı göstermemiş oluruz bunu da bilerek planlarınızı yapınız daha önceki gibi uygulamaya koyunuz….

Bu uygulamayı yapmaz isek bazıları gözler önünde yargıyı dinsiz olarak gösterip yargı mensuplarının hedef göstererek, ölüm ile susturulmasını isteyebilir...

Bir insanın fikri neyse zikri de odur…

Düşünmeden söylenen her söz sonra o kişinin yapılmasını istediği şey olduğu artık bilimsel olarak kanıtlanmış bir psikolojik olaydır…

Yukarıda belirttiğim psikolojik söylemler sonucu beyni yıkanmış halkımızda bu tür söylemleri kanıtsar ama gerçek öyle değildir..

Örneğin  geçtiğimiz cumartesi   CUMHURİYET gazetesine Molotof kokteyli atıldığı gerçeği daha önümüzde çok gerçek olaylar olacaktır, bunun bilincinde olalım….

Gençlerimizi terör ve bölünmek için silaha davet eden kişiler ve siyasi parti gizli amaçlarını şu anda olduğu biçimde sanki hiçbir şey olmamış gibi faal durumda ülkeyi yönettiklerini adam olan adamlarda görüyorlar…

Bu tür söylemlere kulak asmamamız gerekir fakat şeytanı bilip ona göre davranmamız da son derece bu olguda önem taşır...

Türkiye çok olaylara gebe dostlar….

Hiç yorum yok: