Adamlar,
Yazıklar olsun…
Yazdık uyardık sayınlar dinlemedi
CUMHURİYET gazetesine Molotof kokteyli atıldı gelişmeleri kaygı ile izliyoruz,
uyanın ey halkım, bu günün görüntüsü yarının aynasıdır bu aynaya bakmak
istiyorsanız uyanın….
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu:
28.03.2008
BASIN BÜLTENİ
Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu son gelişmelere ilişkin
aşağıdaki açıklamayı yaptı:
Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, son günlerde
siyasi gerginliğin ulaştığı boyutları ve “Ergenekon"
tartışmalarını endişeyle izlediğini açıkladı.
TGC’nin açıklamasında şöyle denildi:
“Bu tartışmalar
sırasında, gazetecilik mesleği ile bağdaşmadığına inandığımız ve kınadığımız
bazı olaylar yaşanıyor..
Gazetecilik,
hiç bir zaman, görüşlerini paylaşmadığımız insanların afişe edilmesi veya hedef
gösterilmesi mesleği olamaz. Olmamalı…
Gazetecilik,
hiç bir gazeteciye süren bir soruşturma sırasında, "Bu kişiler de
gözaltına alınmalı" şeklinde açıklama yapma hakkı da tanımaz.
Türkiye'nin
geçmişinde bazı gazetelerin hedef gösterdiği insanların canının yandığı bilinen
bir gerçektir. Bu acı gerçek unutulmamalıdır.
Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak, "Türkiye Gazetecileri
Hak ve Sorumluluk Bildirgesi"nin şu maddelerinin titizlikle
uygulanması gerektiğini meslektaşlarımıza anımsatmak istiyoruz:
-Halkın
bilgi edinme hakkı uyarınca, gazeteci, kendi açısından sonuçları ne olursa
olsun, gerçeklere ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır.
-Gazeteci;
bilgi ve haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüklerini ne pahasına olursa
olsun savunur.
-Gazeteci;
başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel
değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur.
-Gazeteci; her
türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz.
- Gazeteci; kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayınlamaz.
- Gazeteci; kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayınlamaz.
-Gazeteci,
çalıntı, iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, manipülasyon, söylenti, dedikodu
ve dayanaksız suçlamalardan kesinlikle uzak durur.
-Gazeteci, her
ne amaçla olursa olsun, tehdit ve şantaj gibi yollara başvurmaz.
Gazeteci bu şekilde baskılara da karşı koyar.
-Gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politikalar konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.”
Gazeteci bu şekilde baskılara da karşı koyar.
-Gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politikalar konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.”
Bu çerçevede bende soruyorum;
Ahmet Hakan sen adam mısın, sayın mısın?..
Ahmet Hakan yoksa neyse, seni seninle
bırakıyorum…
Ahmet Hakan etik olarak söylenecek çok şeyi
söylemem ve yazmam halka ve kendime ayıp ederim ve de ben bir sayın değilim sen
bunu çok iyi bilirsin ama bilemezlikten gelirsin, saldıracağın kişileri seçer
onlar üzerinden pirim yaparsın…
Ahmet Hakan kimlere hizmet ettiğini tüm
basın camiası biliyor…
Ahmet Hakan, Uğur MUMCU bizlere bak ilk
söylediği bir sözü yazıyorum “Adam olan, ister okullu, ister alaylı, Kendi
hakkında dürüst, doğru haber yazana benim mesleğimde gazeteci denir…” demişti,
sende kendi hakkında yazda, bizde seni tanıyalım…
Ahmet Hakan, bana da iftira atabilirsin, ben
kimim, sen bunu da bilirsin ya, veya muhbir dostlarından öğrenirsin ya, her ne
yaparsan yap, benim için sen bir sayınsın ama benden duy, ben bir Atatürk
ilkelerine bağlı her şeyden önce bir Türküm o nedenle seni seninle burakıyorum…
Gelin yazımıza devam edelim sayınlar sayın
olsun biz halk ve adam olalım varsın paramız olmasın ama adam olalım adam….
Aydınlarımızı, bilim adamlarımızı habise
sokanlara ne kadar tepkiyi doğru olarak verebiliyoruz?....
Bu soruya soru ile cevap vermek daha uygun
olacak kanaatindeyim…
Tansiyonu düşürmek için nasıl bir ilaç
veriliyor?...
Bu ilacı veren kim?..
Gizli LABROTUVAR ortamında bu
hastalığı yaratan yaydıktan sonra yine aynı gizli LABROTUVAR ortamında
ilacı bulan kim?...
Türkiye büyüdüğünden bu yana hep mehter
takımı gibi olmuştur 2 ileri bir geri…
Şimdi hükümetin bir adım geri atmalarını
isteyen kişiler hükümet iki adım atarken o mehter takımının içinde değiller
miydi acaba?..
Terörist grubu destekleyen sayınlar ve
onun yanında olan uşakları kasalarını doldururken mehter takımı içinde değiller
miydi acaba?..
Sayınlar ve uşakları faşizmimi Türkiye’ye
sokulurken o mehter takımı içinde değiller miydi acaba?...
R.T.E denen sayın kişiye dış ülkeden ödül
verilirken tepkisini koyanlar tepki gösteren kişi ve kurumlar daha önce bu
mehter takımı içinde oluşumlarını tamamlamamışlarıydı?..
Halkı susturmak veya halkın nabzını kontrol etmek doruları söylememek
çözümü getirecek?..
Medya ortamında
konuşan veya konuşması, yazması için maddi manevi destek verenlere karşı tepki
koymamak çözümü getirecek?...
Namuslu olan
veya olmayan medya mensuplarının yazılarına bakarak karar vermek yasayı o sözde
medya mensupları çerçevesinde değerlendirmek etik bir oluşum mu?...
Bilgi paylaşımı
her ortamda her yerde güzel bir olgudur, bu bilgi paylaşımını psikolojik savaş
aracı olarak halka adapte etmek, ve yalan söylemek etik basın için etik bir
olgumu?..
Hazırlık
soruşturmasında yargıya doğru veya yanlış baskı yapmak, o soruşturmada yapılan
işlemleri soruşturma bitmeden halka duyurmak ve halkın yargıya ve emniyet
kuvvetlerine saygısını yitirmeye alet olmak etik bir oluşum mu?...
Aydınları
hakkında olur olmaz T.V. programlarında getirim elde etmek için onlar ve biz
kavramlarını halka aşılamak bölücülüğe davet değil mi?..
İşte soruya
sorularla cevap yorum sizlerin…
Türk ulusunu bölünme noktasına getirenlerin oyununa gelecek miyiz?;
Bu soruyu
öncelikle geçmişimize bakarak irdeleye biliriz.
Bir önceki
yazımda belirttiğim gibi simit örneğini vermiştim, Evliya
Çelebi'nin 16. yüzyıl'ın ikinci yarısındaki yazdığı gibi adam gibi adamlar olsa
idi şimdi bu sorunun cevabı; Türk ulusu bu oyunlara gelmez derdik.
Fakat şimdi…
Ne
yazık ki günümüzde adam gibi adamlar susuyor uşak olan sayınlar konuşuyor,
susmak bir noktada düşünmeği gerektiren en güzel ve başarılı bir olgu sayılır…
Bunun
yanında olu orta konuşmak, siyasi yönden ahlaksızlıktır…
Bu
ahlaksızlığı bilmeyen sayınlar bu olu orta konuşma olgusunu ısrarla yapıyorlar,
adam olmak lazım adam…
Düşünmeden
söylenen her söz sonra siyasi ve hukuk yönünden söyleyen kişinin karşılarına
çıkabilir ve çıkıyor da zaten.
Bu
hukuk ve yasa tanımaz ve sözde yasa yapanlar…..
Şeytan
aklı olan kişi ve gruplar ile Türkiye’yi bölünme ve parçalama yöntemleri git
gide güncelleşiyor ve etki ve tepkilere karşı akıl almaz yöntemler uygulanıyor…
Bu
senaryo yapıldıktan sonra deneme tahtası olan Türkiye’de uygulanıyor…
Dostlar
artık uyanma vakti geldi…
Biz,
biz olmaz isek…
Siz
biz…
Onlar
bunlar…
Olur….
Herkes
kendine olduğu kadar komşusuna da sahip çıkmalı…
Köy,
kent demeden herkes bir birini uyandırmalı….
Uyumayan
kişiler Türkiye’nin kuyusunu kazıyor dostlar, bu bilinç de olarak uyumamalıyız
çok geç olmadan uyanın ey halkım…
Bu
sayınlara karşı duracak adam gibi adamlara gereksim vardır…
Bu
adamlar artık ortaya çıksınlar…
Bu
adamla içimizde var olan adam olan adamlar size ihtiyacımız var..
Artık
şimdiki sayınlar dönemini kapattı şimdi adam olan adamların dönemi başladı…
Karşımızdaki
din simsarlarının faşist uygulamalarına karşı örgütlenmeye halkı
bilinçlendirmeğe, yasal yönden karşı durdurtmaya ve halkımızı örgütlemek işi
yine adam gibi adamlara düşer artık yasal savaş zamanıdır…
Ya
bu millet var olacak…
Ya
bu millet yok olacak…
Çağrım
tüm adam olan adamlara bunu anlayan yasal yönden ne yapacağını anlar, son
çareyi anlamayan olursa anlayan adamlar onlara anlatır…
Yasal
ve hukuk çerçevesinde ülke yönetimine bir müddet sahip çıkınız adamlar, adam
olan adamları ben tanıyorum, bunlar çıkarsız ülkeleri için her şeyi yapacak
adamlardır…
Şimdi
ulus için size emrediyorum hukuksal ve yasalara uygun olarak gelin bitirin bu
işi…
Nerede
olursanız olun hangi unvanda olursanız olun artık yasal ve hukuksal, Türkiye
için savaş başlamıştır.
Adamlar,
kendinizden önce bu milleti ve geleceğinizi düşünün.
Ortaya
çıkın eskiden sayınlara öneri veriyordunuz bunu anlamadılar Türkiye batağa
sürüklenirken uyarıları dinlemediler şimdi onlarda saf dışı, umut siz
adamlarda….
Adamlar,
Bu sayınlar gibi din simsarları halkın manevi ve maddi sorunları ile
Uğraşıyorlar şeytan gibi davranıp iyi bir melek gibi yalan söyleyen
kişilerin peşine takılan bilinçsiz, daha doğrusu iyi niyetli halkımızı uyarmak
ve ölüm uykusundan uyandırmak ana görevimiz olmalıdır…
Bu
uyarıyı saygılı bir biçimde yapmaz isek önce halkımıza saygı göstermemiş oluruz
bunu da bilerek planlarınızı yapınız daha önceki gibi uygulamaya koyunuz….
Bu
uygulamayı yapmaz isek bazıları gözler önünde yargıyı dinsiz olarak gösterip
yargı mensuplarının hedef göstererek, ölüm ile susturulmasını isteyebilir...
Bir
insanın fikri neyse zikri de odur…
Düşünmeden
söylenen her söz sonra o kişinin yapılmasını istediği şey olduğu artık bilimsel
olarak kanıtlanmış bir psikolojik olaydır…
Yukarıda
belirttiğim psikolojik söylemler sonucu beyni yıkanmış halkımızda bu tür
söylemleri kanıtsar ama gerçek öyle değildir..
Örneğin
geçtiğimiz cumartesi CUMHURİYET gazetesine Molotof kokteyli
atıldığı gerçeği daha önümüzde çok gerçek olaylar olacaktır, bunun bilincinde
olalım….
Gençlerimizi
terör ve bölünmek için silaha davet eden kişiler ve siyasi parti gizli
amaçlarını şu anda olduğu biçimde sanki hiçbir şey olmamış gibi faal durumda
ülkeyi yönettiklerini adam olan adamlarda görüyorlar…
Bu
tür söylemlere kulak asmamamız gerekir fakat şeytanı bilip ona göre davranmamız
da son derece bu olguda önem taşır...
Türkiye
çok olaylara gebe dostlar….
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder