İlk
hafta ve Nisan 2008 = şerefsizlik ve intikam duyguları…..
Sakin olarak satranç tahtasında oyunu lehimize çevirmek için oyun kurmayı biliyor muyuz?;
Yukarıdaki sorunun açıklamasını yapmak gerekirse, günümüzde teknoloji son derece yoğun olarak kullanılmaktadır…
Yine bir hafta sonuna yakın bir tarihte A.B hükümete yardımcı oldu, 3. Nisan 2008, gün Perşembe idi, P.K.K Terör örgütünü terör listesinden çıkardı..
Zaten belli bir şeyi gündeme koydular ve gündem değişti…
Hepsi yani bütün olaylar şimdilik A.K.P’nin lehine gidiyor, A.K.P suskun…
AKP piyon olduğu için ilk tepkiyi vermeden kaçındı bazı sesler bile çıksa bunlar şerefimizi koruyacak ve kollayacak sesler değildi…
AKP ve onu piyon olarak kullananların tepkilerini bekledi…
Türkiye’yi şeytanca satan bir din simsarı yapının suskun kalması doğaldı.
Bu olgu NOK grubunu şaşırtmadı ama bu çerçevede karşı muhalif partilerin tepkileri bu şerefsiz karar ortamda yeterli olmadı.
Halk bunu öğrenince birden bire yıllardır PKK terörüne niye can verildiği ve de hükümetin ne yapacağını öğrenmek istedi.
Nafile, öğrenmekti bu halk öğrenmeselerdi bundan iyi olurdu..
Şerefsizlerin yaptığı uygulamalar zaten hükümet tarafından saygı ile kabul ediliyordu…
Şeref ve şerefsizliği öğrenemeden önce ilk hükümetin tepkisini RTE sayın sayılan kişi sanki önemli bir olay değilmiş gibi beyanda bulundu, evet onların yani din simsarlarının tuzu kuru halkın ve yurdun şerefini düşünmezler…
AB’nin ekonomik baskıları, Türkiye’ye olan ilgisi, savaşta alamadığı toprakları alma tutkusu, A.B.D ile birleşince işte böyle şerefsiz kararları bu uşak hükümet olduğu sürece alacaktır ve alıyor.
Olayları ve gündemi değiştirmek için her türlü teknoloji olanakları kullanıldığını biliyoruz…
Geçtiğimiz hafta pazartesi gününe bir bakalım…
Günü kurtarmak için bilinçli veya bilinçaltı yıkanmış kişiler neler yaptılar bu unutulmayacak bir skandal olarak Türkiye tarihine geçti, olaya yanlışlık dendi ve gündemden düştü…
Bakın neler yapıldı..
AKP’nin amacı 2015 yılına kadar iktidarda kalmak planları doğrultusunda AB ‘in ve ABD’nin uşaklığına soyunduğu bilinmektedir, buna göre dikkatli bir strateji uygulamazsak yedi yıl içinde Türkiye diye bir memleket veya ulus kavramı kalmayacaktır, bölüme ve yok etme gözler önünde yapılırken Türkiye deneme tahtası olduğu bir aşikârdır…
Perşembenin gelişi pazartesinden belliydi, AB’nin Türkiye’ye bakışı ve bizim şimdiki uşak hükümetin AB’ den isteklerimiz test edildi…
Ekonomik yönden bağımsız olmadığımız için bu test yapıldı, bakın nasıl yapıldı bir göz atalım..
Para,para ve psikolojik savaş, işte bütün mesele bundan ibaret….
31. Mart 2008 Pazartesi gününe dönelim..
AKP’nin kapatılması için verilen iddianame kabul edildiği sıralarda bilinçli olarak gündemin değişmesi için Cemil Çiçek denilen sayına önce AKP’nin kapatılması iddianamesi hakkında soru soran gazetecilerimize şu söylemi yapmıştı ''Emin olun şu anda EXPO 2015 konusu bizim için en öncelikli konudur. Ekonomik gelişmeler en öncelikli meselelerimizdir. Yapılacak reformlar en öncelikli konular arasında bulunmaktadır'' Yorumunu yaptı.
İler ki tarihlerde tahmin ettiğimiz gibi AKP’nin yüksek mahkemede savunması da Cemil Çiçek denilen sayının öncelikleri arasında bulunuyor, bu olasılığında kuvvetli bir biçimde görünüyor…
Bu açıklama yapıldıktan sonraki saatlerde, en güvenir ve tarafsız olduğuna inandığımız ANADOLU ajansı önce EXPO 2015 konusu hakkında olayı kazandığımızı aceleci ve araştırma yapmadan bildirdi..
ANADOLU ajansının haberinden önce Cemil Çiçek bunları söylediği için bazı T.V kanalları bunu baş haber yaptılar…
T.V kanallarında ana haberlerin başladığı sıralarda bu yanlış haber, gündemi değiştirecek haber tüm kanallara haber olarak ANADOLU ajansı yolu ile verildi...
Spikerlerin kulağına bu yanlış haber geldi, en güvenilir kurum olan ANADOLU ajansından gelen bu yanlış haberi aldıktan sonra gündem değişmeye başladı en önemli gündem maddesi AKP’nin kapatılması ve Ergenekon davası olması nedeniyle yorumlar ve haberler bu yöndeyken, anlattıkları gündemi keserek flaş haber olarak bu yanlış haberi seyircilerine bildirdi..
Her kurum her kişi yanlış yapabilir ama gündemin bu kadar yoğun olduğu sırada bu yanlışlık lüksü olamazdı, olmamalıydı çünkü tüm haber kanallarında eski bir haber kanalının bu yanlışlığı yapmaması gerekirdi…
Gündem hakkında yapılan haberler, anlatılar ve yorum yapılan konu kesildi ve bu haber verildi.
Konu dağılmıştı gündem değişmek üzere haber kanalları İzmir’e bağlantı yaptılar, yorumcular bu haber için yoğunlaştılar…
Beş dakika içinde yine teknolojinin sayesinde bu haberin yanlış olduğu anlaşıldı.
Düşünmemiz gereken bir konu daha ortaya çıktı, madalyonun öbür yüzünü gören olmadı..
Yaklaşık beş dakikada Türkiye’de hangi organ veya daha iyi anlaşılması için yazıyorum, hangi kurum ek bir senaryoyu almıştı…
Bu senaryoda kullanılan bu aceleci ve psikolojik savaş için kullanılan teknoloji yolu ile bazı kişilere neler bildirildi..
Evet, bu bildirimler ne idi, asıl araştırması gereken konu bu…
Son yedi haftadır senaryolar hızla gündeme gelirken gizli gündemi saklamayı başardılar, bu gündemi tahmin ediyorum, hatta biliyorum, elimde kesin deliller olmadan bunları yayınlamak istemiyorum, çünkü bir kişinin bildiği sır iki kişinin bildiği haberdir…
Etik olarak kesin delil olmadan ve zarar verecek yayın yapmamak için bu araştırmayı adam olan adamlara araştırma yapmaları için bırakıyorum yalnız yoğunlaşmanız gereken konu olduğundan yol göstermek için yazıma devam ediyorum…
Bilinen senaryoları takip ediniz….
Yönetmen A.B.D…
Yardımcı yönetmen: A.B
Birinci baş aktör F. G…
Türkiye’deki bağlantısı siyasete deki yardımcı baş aktör R.T.E…
Yardımcı figüran A.G…
Figüran D. B…
Sömürenlere destek veren birinci oyuncu terörist grubu din simsarları.
Sömürenlere destek veren ve yapılanmalarını uyuşturucu ve kadın ticaretine bağlayan ikinci oyuncu grubu silahlı P.K.K terör örgütü..
Sömürülen oyuncular Türk ulusu..
Bu aktör ve figüranlara ve grup oyuncularına o beş dakikada ne metinler verildi?..
Gündem nasıl değişecekti?..
Dostlar en mühim haftaya ve Nisan 2008 ayında girdiğimiz bu günlerde son derece dikkatli olmamız gerekiyor..
Bizler olumlu işlerden rehavete kapılırsak, olaylara at gözlüğü ile bakarsak gizli gündem ve bu çerçevede yapılmış senaryolar önümüze önümüzdeki üç ay içinde hızlı bir biçimde gelecektir…
Yukarıda belirttiğim olgu çerçevesinde ve bu olgu yönde kullanılan teknoloji sayesinde bir süre daha ülkemiz aleyhinde senaryolar yapılması ön görülüyor…
Bu senaryoların oluşumuna dikkat etmezsek, hayata geçirildiğini de geç kalacağımızdan ve de böyle bir lüksümüz olmadığını da belirtirim..
Yapacaklarımız yapmadıklarımızın göstergesi olmalıdır…
Bu göstergeyi yakın bir zamanda görebileceğimizi umuyorum çünkü hala adamlarımız Türkiye Cumhuriyetinde var, Türk toplumu var oldukçada bu adamlar olacaktır…
Gördüğümüz ve göreceğimiz son oyun olabilir, ya bu oyunu kazanacağız, yada kazanacağız çıkış noktası kazanmayı ve kurtuluşu özümlememizdir dostlar..
Bu oyunları , senaryoları bir satranç oyununa benzetebiliriz..
Zeka ve akıl işidir bu oyun fikirlerimiz açık ve Banaz düşüncelere kapılmazsak, mantıklı olarak strateji uygularsak, bilim ve tekniği kendi lehimize kullanabilirsek o zaman bu oyunu kazanabiliriz…
Her savaş silahla kazanılmaz…
İnsan ölür ama insanın adam olarak söylediği doğru ve bilimsel fikirler yaşar ve yaşatılır…
Örnek olarak Mustafa Kemal Atatürk, ne güzel demiş “Ne Mutlu Türküm Diyene…”
Savaşları başlatan ve bitiren fikirlerdir…
Fikre saygısı olmayan her komutan kaybetmeye mahkumdur..
Son çare silah ve güç kullanmaktır buda çaresizliğin bir örneği olarak görülür..
Bu olgu çerçevesinde karşı görüş silah kullanırsa kendini savunma hakkı yani silahı nefsi müdafaa hakkı olarak kullanmak gerekir…
Silahı kullanmak beceri ve sabır ister, ister bu silah ateşli olsun, ister fikir ile elde bulunan kalem olsun yetkisi olmayanlar bu hakka sahip değildir..
Silah güç ve kuvveti temsil eder kontrolsüz güç, güç değildir..
Bu olgudan devam edecek olursak silahı kullanmadan önce olayları ve olacakları çok iyi tartmak ve doğru analiz etmek gerekir, gereksiz yere ve analiz etmeden silaha sarılmak olumlu bir davranış biçimi olarak görünmez..
Silah kontrolsüz kullanıldığı zaman her şey gibi silahta suç işlemenin ve yasaları çözümsüz bırakmanın yegâne aracı olarak da görülür, bilinçsiz kullanıldığı zaman haklı bile olsanız yasalar önünde haksız duruma düşersiniz…
Seyirciler rakipleri fanatik olarak tezahüratlarla dolduruşa getirebilir, bizler yılardır satranç oynayan oyuncu ve rakibi biliyoruz.
Bu olguda o yüzden dolduruşa gelmeyiz boşuna lehte veya alette tezahürat yapmayın bu zekâ oyunudur ve bu oyunu ancak zeki adamlar oynar, zeki olmayan adamlar rakip bile olsalar yinede onlara saygı göstermemiz gerekir…
Şunu bilin ki saygı gösterilmeyen her olgu yenilmeye mahkûmdur, bizlere yani halka saygı göstermeyen her oluşum her zaman yenilmeye mahkûmdur…
Oyununda belirsiz olan ise karşı tarafın gizlediği oyunu tahmin etmektir…
Satranç oyununda bu tahminlerimiz olasılık hesapları ile desteklendiği zaman olası bir hamlenin önüne geçebiliriz…
Sakin olarak düşünmez ve karşı hamleleri akıllıca yapmazsak şimdiki gibi oyunumuz dağılabilir…
Şu anda dağılmış bir satranç oyunu oynuyoruz sakin olup oyunu kendi lehimize çevirebilecek kabiliyete sahibiz…
Karşı oyunculara hile ve hurdayla kazanmayı çok iyi bilirler, buda unutulmaması gereken olgudur…
Karşımızda Dürüst oynamayan birçok oyuncu kitlesi var…
Bu oyunu bilerek, buna göre sakin olarak stratejiyi bu yönde kurarak uygulamalıyız…
Bu oyunda sakin olmazsa, daha doğrusu dolduruşlara gelirsek, yapılan hatalardan ders almazsak, hata yapma olasılığımız daha fazlalaşır..
Artık geçmişte olduğu gibi hata yapma lüksümüzde yoktur..
Oyun ya oynanacak ya da oynanacaktır, kaçış yok, pes etmek hiç yok…
Bu oyunun sonunda Türkiye’nin ve gençlerimizin sonu var..
Bu sonu hazırlamak için yapılmış bir strateji yapılırken tek düşünmemiz gereken herkesin fikrine saygı duymaktır ve bu ölçüde parçalanmadan doğru hamleler yapılması gerekli, unutmayın oyunun sonu, Türkiye’nin bağımsız yaşam olasılığını, toprak bütünlüğünü ve de özgürlüğünü etkileyecek oyundur.
Halkımızı saygılı bir tavırda, hukuk ve yasalar çerçevesinde, etik kurallara uyarak bu oyunun gelişmelerini anlatmamız ve çözüm yolları göstermemiz bu olguda en önemli görev ve sorumluluğumuzdur…
Bu görev ve sorumluluktan kaçmak demek ülkemizi satmak demektir….
Atatürk : Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz….
Atatürk : Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.
Evet, o satıh şimdi tüm çalıştığımız devlet veya özel sektör olacaktır..
Patron, işçi, memur, akademisyen, öğrenci, kısaca mevkiimiz ne olursa olsun bulunduğumuz ortam bu vatandır ve başka vatan yoktur dostlar..
Herkes kendine ve dostlarına sahip çıkmalı ancak böyle bu oyunu kazanabiliriz..
Satranç oyunu dediğimiz gerçek mantık ve bilimsel yönden strateji belirleyerek yürüteceğimiz uzun ve banketlerle dolu bir yolumuz var..
Bu yolu kısaltmak veya uzatmak adamların elinde…
Her zaman ki gibi yasalar saygılı olarak milletimizi koruyacağız…
Bu son oyuna başladık, bu din simsarların, bu din simsarlarını piyon olarak üzerimize süren dış istihbarat ve bu istihbaratın vurucu güç kesimi olan ve bunu besleyen terör örgütlerine, karşı koyana ve koymak isteyen tüm halkımıza kısaca, Allah hepimizin yardımcısı olsun…
Köyden kente, her yerde varlığımız göstermemiz gerek, korkmadan utanmadan dostlar, çünkü biz onlar gibi yasa dışı bir iş yapmıyoruz biz, biz olursak bu vatan bir olur, biz, siz, onlar, bunlar olursak bu vatan parçalanır..
Bir tarafta psikolojik savaş oyunun bunun yan göstergesi dini ve manevi yönden bizi parçalamaya uğraşan din samsalarına karşı verdiğimiz savaş, dış istihbarat ve bu istihbaratların uşakları olan terör örgütleri ile yaptığımız savaş oyunu içindeyiz…
İşte bu hayat ve şeref satranç oyununun sonunda bana gönderilen ölüm tehditleri bile olsa, bizler piyon değil şah olmaya mecburuz tek bile kalsak son hamleye kadar satımızı korumak zorundayız...
Vatan satılmaz…
Vatan alınır…
Vatan toprağı bölünmez…
Vatan toprağının her bir bölümü kanla kurulmuştur, her karışı gerekirse kan ile korunur…
Vatan namustur başkasına peşkeş çekilmez…
Vatan içinde yaşayan varsa vatandır…
Ölüm vatan toprağında gelirse ölümdür…
Vatan ulus, ulus vatandır, tüm ulus vatanın sahibidir…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder