2008
Her virüs mutasyona uğrayarak değişik hücre
yapısına ulaşır, bu doğanın kendine göre bir denetim ve koruma mekanizmasıdır..
Her canlı hücre yapısı kendini bir ölçüde korur
bu hücre oluşmadan önce doğanın verdiği bir yapılanma olarak da görmek
mümkündür, önlem alınmazsa ve tamimiyle ortadan kaldırılmaz ise değişik
ortamlarda değişik hastalıklar ile daha büyük bir soruna yol açar, bu
mutasyona uğrayan hücrelere birlik halinde anti virüs uygulaması gerekir..
İşte mutasyona uğrayan hücre yapısı geçtiğimiz
ocak ayından itibaren mutasyona başlamıştı…
Bizler aynı ilacı o mutasyon geçiren hücreye
enjekte ettik, ama bu enjekte etiğimiz anti virüs o mutasyon tabir ettiğimiz
hücreyi daha yüksek bir kapasitede hastalığın yayılmasını sağladı, birde
dışarıdan gelen yardımcı hasta virüslere ile tanışan bizim mutasyon
geçiren kanserli hücremiz, dağılmaya ve hızla gelişmeğe başladı…
Yukarıda belirttiğim hücreler yolu ile bağışık
düzen bozulmuş olan hastalıklı ülkemizin daha fazla hasta olmasını sağlamıştı..
Koruyucu hekimlik bir işe yaramadığını yine
üzülerek gördüm…
Anti virüs bulunası yerine değişik olaylar ve
görüntülerle medya bu mutasyon geçirmiş hüre yapısına yardımcı bir kuvvet
olarak ortaya çıktı..
Bazı yayın organları özellikle Dr. A. Zahid
Akman(RTÜK Başkanı) tarafından
olumsuz yönde etkilemeye ve cezaiyi uygulamalar yolu ile maddi manevi zor
durumda bırakılmaya başladı, bilindiği üzere Almanya’daki DENİZ FENERİ davasında olacak olayları önceden
haber aldığı için bu yöntemle medyayı susturmak ve yandaş medya sitemine yol
açma yolun kullanmıştı, buda bize daha önceki paragraflarda belirttiğim
gibi mutasyon gösteren hastalıklı virüsün bir örneği olarak da tanımlana
bilir..
Yukarıdaki belirttiğim üzere mutasyon geçiren
hastalıklı hüre yapısı YÖK kumrunda da boy gösterdi Türban davası ile sayın
denilen Prof. Dr. Yusuf Ziya ÖZCAN (YÖK Başkanı) görev yetkilerin
aşan mesajı tüm rektörlere gönderdi..
Yine sayınlar topluluğu sayılan ve hükümete ve de bu
hastalıklı hücrenin mutasyon geçirmiş hali ile ikici kez iktidara gelmesini
sağlayan MHP ve onun başında bulunan Genel Başkanları Sayın denile Devlet
Bahçeli'nin sayesinde Türban yasası çıkaran mutasyona uğramış hastalıklı hücre
topluluğu hukuk engeline takıldı…
Bu yukarıdaki hukuk savaşı yetmedi sonra kapatma
davası geldi..
Bu hukuk savaşında atanmış olan ve mutasyona uğramış
hastalıklı hücre yandaşı görüntüsü veren ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI HAŞİM KILIÇ
sayesinde yalnız uyarı cezası alan bu mutasyona uğramış hastalıklı hücre
topluluğu önceden planladığı gibi son hazırlıklarını yaptıktan sonra, önce ki
senelerde yasaları kullanarak tezgah hazırladığı ve ortaya atılan sonu, başı belli olmayan
ERGENEKON davası. Bu karadan sonra hızla
faaliyete geçirildi, bu dava yasal olarak sonuçlanmadığı için üzerinde yasalara
ve hukuka saygılı olmak pahasına daha fazla yorum ve eleştiri
yapmıyorum..
Eleştiri ve yorum yapmamak ve bildiğini
söylememek zor bir iş inanın dostlar, bekliyorum ve takip ediyorum, olanaklar
elverdiği ölçülerde takip edeceğim yalnız şunu söyleyebilirim; önlem
alınmasa bu hastalıklı mutasyona uğramış her tarafa virüsü yayan hücre yapısı
öldürücü olabilir…
Bu tür mutasyona uğramış hastalıklı hücreler
mutasyon olan virüslerini kısaca atanmış hasta ruhlu virüsler kendilerine
değişik yöntemler hatta kullandıkları unvan ve yasaları kullanarak baskı ve
olan olayları saptırma yönünde ilerleyebilir son derece dikkatli bu olguyu takip
etmemiz gerekir..
Örnek olarak yasaları kullanarak kendilerine
dağılma olanağı sağladıkları bir geçektir, asıl olaylar perdeleniyor gibide
düşünülebilinir yukarıda yazdığım gibi şu aşamada hukuka saygılı bir tavırda
gelişmeleri takip etmemiz gerekir…
Periyodik olarak bu durumda ne yapmak
gerekir?...
Sorun cevabı geçmişte yapılan olaylarda
saklıdır, tedaviye başlamakta geç kalmayalım, bakın benim son yazımda
açık, açık şunları son cümleler olarak yazmıştım, geçmiç yazımda son cümlelerim şu olmuştu; Cevabını söyleyemezse veya bilmiyorsa, onurlu bir insan ise
istifa etsin sayı denilen vali G.
Çok iyi önem alan emniyet kuvvetleri
hastaneye zehirli gaz atmışlardır, daha sonra bu yanlışlıkla olmuş demişlerdir,
bu kadar önemli bir olaya böyle yanlışlık yapan sözde atmıştır.
Utanmadan bu olayı araştırma bile
yapmayan sayın valiye de teşekkür ederim beni mahcup etmediniz…
Adamlar, araştırın arkadaşlarınızı
ve sizleri kısaca bu ülkenin sahibi olan işçileri döven sözde polislerin ne
kadarı resmi devlet memuru, ne kadarı taşeron devlet memuru?...
Adamlar, maskelerin olan polis
kisvesi altında olan 1 Mayıs 1977 yılında kanlı Pazar olayının yaratan kişiler
ve kurumlar, istihbarat oluşumları ile ilgileri ne kadar var?...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder