Pazar, Aralık 04, 2011

2000-2011 ve devamında ben hiç susmadım ki !! -16-


2008

Her virüs mutasyona uğrayarak değişik hücre yapısına ulaşır, bu doğanın kendine göre bir denetim ve koruma mekanizmasıdır..

Her canlı hücre yapısı kendini bir ölçüde korur bu hücre oluşmadan önce doğanın verdiği bir yapılanma olarak da görmek mümkündür, önlem alınmazsa ve tamimiyle ortadan kaldırılmaz ise değişik ortamlarda değişik hastalıklar ile daha büyük bir soruna yol açar,  bu mutasyona uğrayan hücrelere birlik halinde anti virüs uygulaması gerekir..

İşte mutasyona uğrayan hücre yapısı geçtiğimiz ocak ayından itibaren mutasyona başlamıştı…

Bizler aynı ilacı o mutasyon geçiren hücreye enjekte ettik, ama bu enjekte etiğimiz anti virüs o mutasyon tabir ettiğimiz hücreyi daha yüksek bir kapasitede hastalığın yayılmasını sağladı, birde dışarıdan gelen yardımcı hasta virüslere ile  tanışan bizim mutasyon geçiren kanserli  hücremiz, dağılmaya ve hızla gelişmeğe başladı…

Yukarıda belirttiğim hücreler yolu ile bağışık düzen bozulmuş olan hastalıklı ülkemizin daha fazla hasta olmasını sağlamıştı..

Koruyucu hekimlik bir işe yaramadığını yine üzülerek gördüm…

Anti virüs bulunası yerine değişik olaylar ve görüntülerle medya bu mutasyon geçirmiş hüre yapısına yardımcı bir kuvvet olarak ortaya çıktı..

Bazı yayın organları özellikle Dr. A. Zahid Akman(RTÜK Başkanı) tarafından olumsuz yönde etkilemeye ve cezaiyi uygulamalar yolu ile maddi manevi zor durumda bırakılmaya başladı, bilindiği üzere Almanya’daki DENİZ FENERİ davasında olacak olayları önceden haber aldığı için bu yöntemle medyayı susturmak ve yandaş medya sitemine yol açma yolun kullanmıştı, buda bize daha önceki paragraflarda  belirttiğim gibi mutasyon gösteren hastalıklı virüsün bir örneği olarak da tanımlana bilir..

Yukarıdaki belirttiğim üzere mutasyon geçiren hastalıklı hüre yapısı YÖK kumrunda da boy gösterdi Türban davası ile sayın denilen  Prof. Dr. Yusuf Ziya ÖZCAN (YÖK Başkanı) görev yetkilerin aşan mesajı tüm rektörlere gönderdi..

Yine sayınlar topluluğu sayılan ve hükümete ve de bu hastalıklı hücrenin mutasyon geçirmiş hali ile ikici kez iktidara gelmesini sağlayan MHP ve onun başında bulunan Genel Başkanları Sayın denile Devlet Bahçeli'nin sayesinde Türban yasası çıkaran mutasyona uğramış hastalıklı hücre topluluğu hukuk engeline takıldı…

Bu yukarıdaki hukuk savaşı yetmedi sonra kapatma davası geldi..

Bu hukuk savaşında atanmış olan ve mutasyona uğramış hastalıklı hücre yandaşı görüntüsü veren ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI HAŞİM KILIÇ sayesinde yalnız uyarı cezası alan bu mutasyona uğramış hastalıklı hücre topluluğu önceden planladığı gibi son hazırlıklarını yaptıktan sonra, önce ki senelerde yasaları kullanarak tezgah hazırladığı ve   ortaya  atılan sonu, başı belli olmayan ERGENEKON davası. Bu karadan sonra hızla faaliyete geçirildi, bu dava yasal olarak sonuçlanmadığı için üzerinde yasalara ve hukuka saygılı olmak pahasına daha fazla yorum ve eleştiri yapmıyorum.. 

Eleştiri ve yorum yapmamak ve bildiğini söylememek zor bir iş inanın dostlar, bekliyorum ve takip ediyorum, olanaklar elverdiği ölçülerde takip edeceğim yalnız şunu söyleyebilirim; önlem alınmasa bu hastalıklı mutasyona uğramış her tarafa virüsü yayan hücre yapısı öldürücü olabilir…    

Bu tür mutasyona uğramış hastalıklı hücreler mutasyon olan virüslerini kısaca atanmış hasta ruhlu virüsler kendilerine değişik yöntemler hatta kullandıkları unvan ve yasaları kullanarak baskı ve olan olayları saptırma yönünde ilerleyebilir son derece dikkatli bu olguyu takip etmemiz gerekir..

Örnek olarak yasaları kullanarak kendilerine dağılma olanağı sağladıkları bir geçektir, asıl olaylar perdeleniyor gibide düşünülebilinir yukarıda yazdığım gibi şu aşamada hukuka saygılı bir tavırda gelişmeleri takip etmemiz gerekir…

Periyodik olarak bu durumda ne yapmak gerekir?...

Sorun cevabı geçmişte yapılan olaylarda saklıdır,  tedaviye başlamakta geç kalmayalım, bakın benim son yazımda açık, açık şunları son cümleler olarak yazmıştım,  geçmiç yazımda son cümlelerim şu olmuştu; Cevabını söyleyemezse veya bilmiyorsa, onurlu bir insan ise istifa etsin sayı denilen vali G.

Çok iyi önem alan emniyet kuvvetleri hastaneye zehirli gaz atmışlardır, daha sonra bu yanlışlıkla olmuş demişlerdir, bu kadar önemli bir olaya böyle yanlışlık yapan sözde atmıştır.

Utanmadan bu olayı araştırma bile yapmayan sayın valiye de teşekkür ederim beni mahcup etmediniz…

Adamlar, araştırın arkadaşlarınızı ve sizleri kısaca bu ülkenin sahibi olan işçileri döven sözde polislerin ne kadarı resmi devlet memuru, ne kadarı taşeron devlet memuru?...

Adamlar, maskelerin olan polis kisvesi altında olan 1 Mayıs 1977 yılında kanlı Pazar olayının yaratan kişiler ve kurumlar, istihbarat oluşumları ile ilgileri ne kadar var?...

Hiç yorum yok: