2009
Okurlarım,Haklı olmak ne demek dostlar?…
Türkiye burası ama umut var…
2006 sonu 2007 başında yazdığım uyarı yazısını yazarken bu siyasi odakların ve istihbarat oluşumlarını hukuk ve yasaları kullanacaklarını da biliyordum…
19 Nisan “Erken Milletvekilliği” seçimleri KKTC de olacak senaryonun öncüsü bu sefer Türkiye’de denendi...
İçimde bir umut vardı…
Yasalara güvenirsem ve yasa, yasa koruyucuların arkasında durursam bu olguyu çok az zarla Türk ulusu anlatabilir diye düşünüyordum…
Türkiye burası ama umut var…
2009 Yerel seçimlerden sonra bu umudum umutsuzluğa ve en kötüsü yıkıma döndüğünü gördüm….
Kendimi toparlama şarttı yine umuda sarıldım…
Türkiye burası ama umut var…
Umut varken bu yıkıntıların içinden bir parça umut duvarı kaldı ise ben o duvarı yaparım diye bunları yazıyorum…
Türkiye burası ama umut var…
Belki bir, belki bin, belki on bin, kişi bu yazıları okur diye düşünüyorum, herkesin benim fikrimde olmasını da beklemiyorum ama bir kıvılcım yakabilirsem bu bana yeter…
Türkiye burası ama umut var…
Siz okuyucularıma bu yazımı yazdığım sabaha karşı tarih 13 Nisan 2009 du, yine Ergenekon uşakları faaliyete geçmiş ve B Tv. Basmış Mehmet Haberal, Türkan Saylan, ustamız Erol Manisalı'nın evine gidilmiş suçlu gibi evi aranmış, bu olguda bir sürü akademisyen de tutuklandığı haberleri geldi, suç ve kanıt toplamak için artık evler basılıyor..
Nazi dönemi gibi siyasi görüşleri yüzünden insanları yatak odaları bile aranır vaziyete gelen bir Türkiye…
Türkiye burası ama umut var…
Herkes aptal…
O veya bu işi tezgahlayanlar akıllı..
Türkiye burası ama umut var…
Ne yapalım uşaklar patron, patronlar uşak olursa işte böyle akıllı çizgisi veya akılsız oranında çizgiler konur olan bu işi bilmeyen halka ve bizim gibi yazarlar olur…
Türkiye burası ama umut var…
Çağdaş yaşam için çalışan kişiler aptal ve terörist olur…
Çağdaş yaşamı bu şekilde gösteren ve onları terörist ilan eden kişi ve onların uşakları, böyle tanıtanlar kahraman olur..
Türkiye burası ama umut var…
Rejimi devirmek isteyenler ile istemeyenler arasındaki fark nedir?
Türkiye burası ama umut var…
Yargısız infaz eden, hasta kadını bile evinde belge saklar diye gönderen uşak infaz memurları kime hizmet ediyorlar diye soran kim?..
Türkiye burası ama umut var…
Ben akılsızım…
Sen akıllısın…
Türkiye burası ama umut var…
O Atatürkçü…
Bu Kemalist..
Türkiye burası ama umut var…
O devimci…
Bu yıkıcı..
Türkiye burası ama umut var…
O yalancı…
Bu doğrucu…
Türkiye burası ama umut var…
O sahtekâr…
Bu iş adamı…
Türkiye burası ama umut var…
O yazar…
Bu çizer…
Türkiye burası ama umut var…
O medya mensubu…
Bu patron…
Türkiye burası ama umut var…
O işçi…
Bu memur…
Türkiye burası ama umut var…
O asker…
Bu polis…
Türkiye burası ama umut var…
O infaz memuru..
Bu terörist…
Türkiye burası ama umut var…
O Bilim Adamı…
Bu katil..
Türkiye burası ama umut var…
O Şehit..
Bu masum…
Türkiye burası ama umut var…
O hâkim…
Bu savcı…
Türkiye burası ama umut var…
O suçlu..
Bu Türk…
Türkiye burası ama umut var…
O Kürt…
Bu dindar…
Türkiye burası ama umut var…
O dinsiz…
Bu laik…
Türkiye burası ama umut var…
O anti laik…
Bu zim..
Türkiye burası ama umut var…
O anti zim…
Bu bölen…
Türkiye burası ama umut var…
O fikir üreten…
Bu fikre saygı duymayan…
Türkiye burası ama umut var…
Ve buna benzer bölünmeler ile gelişen umut yıkıntıları arasında kalan Türkiye…
Türkiye burası ama umut var diyen bizler…
Umut var ama nereye kadar diyen yine bizler…
Bu kadar karmaşa ortamı yaratan ABD, AB ne istiyor neyi unutturmak için her gündemden sonra uşak Ergenekoncular meydana çıkıyor?..
Hadi arkadaşlar, 2006 sonu 2007 başında yazdığım uyarı yazısına biraz daha göz atalım, işte devam ediyorum, o yıllarda KKTC üzerinde deneme senaryoları uygulamaya konulmuştu….
O zamanlar 2009 da olduğu gibi teknoloji yoktu tüm tepkiler yazılı olarak dış istihbaratlara veriliyordu…
Ve şimdiki Türkiye üzerindeki senaryolara ışık tutacak senaryolar hazırlanıyordu…
Rum ve Yunan işbirliği içinde yaptığı soykırımı bize şimdiki zamanı gösteriyordu….
Jeopolitik savaş ortamı içinde kalan soyu Türk olduğu için öldürülen soydaşlarımızın önemini irdeliyoruz bu yazımızda…
Sonradan bize ve halkımıza siz soy kırım yaptınız diyorlar…
Kurtuluş savaşında dersini almayan bu kişiler savunmasız halkı ezmemeyi bir askeri olaymış gibi kendi halklarına nasıl anlatıp gösteriyorlar ve günümüzde aşırı fasit gruplar bunları anlatıp gülüyorlar…
Timsah gözyaşı döken bu devletler utanmıyor mu?..
Türkleri nasıl bir kaosun ortamının içine soktuklarını bilen bu devletler bizim dostumuz mu?...
Yoksa bu Ergenekon davası sürdüren kişiler dostumuz mu?..
Suçlu iken suçsuz çıkıp neler yaptıklarını bilenler mi dostumuz?...
Olgumuza devam edelim….
Konusu geçen yıllarda Rum ve Yunan ikilisi bu tür politik ve silahla saldırılarıyla Türklerin eşit siyasi haklarına ve ortaklığına dayalı olarak kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni yok etmeye başarmışlardır…
Bu sonun başlangıcı olduğunu anlamaları gecikmemiştir, ama politik yönden bu gecikmelerini en az düzeyde tutmayı da başarmışlardır…
Şu andan ve sonra haksız iken haklı çıkmanın planlarını yapmaya o yıllarda da bu satranç oyunu başlamışlardı..
Türkiye için yaptırımlar uygulatmaya Yunan hükümeti tayin edilmiş, tüm propaganda işlerini Yunanlı iş adamları yapacaktı, sonrada bu iş adamlarına verilen sözler doğrultusunda ABD’de iş yapma olanakları kolaylaştırılacaktı..
Bu iş adamları elerinden gediğince TÜRKLER aleyhinde çalışacak olanların arasından özenle seçiliyordu…
O yıllarda bu seçilmişler ermeni toplumu ile beraber çalışmaları önerilmişti…
Asala terör örgütü ile ilişki kurmalarında önemli bir unsur olarak o kişilere empoze edilmişti…
Daha sonrada Asala ortadan kalkınca pkk ile istihbarat alanında aracı olmaları da istenecekti…
Bu önerilerin yanında uyuşturucu kaçakçılığında destekleme senaryoları içinde olacaktı çünkü petrol gelirlerinden daha fazla maddi gelir ve silah alma olanağı da uyuşturucu satıcıları sağlanacaktı…
O yazımı yazdığım yıllarda şuna dikkat çekmiştim; hatta yakın zamanlarda pkk örgütünü bazen yunan subaylarının eğitildiğini de gözlemlerimiz sonucunda tespit etmiştim...
Biraz geriye giderek Olgumuza devam edelim…
Bu olaylar Kıbrıs cumhuriyetin temelini teşkil eden Zürih ve Londra antlaşmalarını Rum ve ortakları tek taraflı olarak fes etmişler ve Türkleri Kıbrıs’ın yönetiminden dışlamışlardır…
Son derece planlı ve programlı çalışan Rum ve Yunan ikilisi bunda da başarılı olmuşlardır…
2009 senesine Türkiye’ dede politik oyunların bir provası gibi olmuştur göz önünde bulunan 15 yıl zarfında din kökenli politik yapı buna benzer düzende yapılanmıştır…
Yazım devamında şunları söylemiştim; o yılarda ve şimdiki ortam gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin yapıcı bir politikası yoktu…
Günümüzde henüz yukarda belirdiğim karşı politikaları yapacak bir oluşum bulunmamakla birlikte olumlu görünecek bir veride elimizde bulunmamaktadır…
Bu olguyu yok edecek ve bizleri desteklemeyecek bir politik yaptırımda yok…
Elimizde olan imkânları kullanmayı bilmediğimizden ve yanlış siyaset adamları ile Türkiye Cumhuriyeti yallardır yönettirdiğimizden daha çok tarihimize bakmamız ve zamanda dolaşmamız gerekir, kısaca aynalar yalan söylemez dostlar kendimize bakalım, ayaklar baş, başlar ayak olursa daha çok zaman kaldığımız yede dönüp duracağız…
Anadolu’yu işgal eden Yunan Ordusu’nda da görev alan Türklere kin besleyen Grivas adındaki eli kanlı bir EOKA’cı ile Yunanlı subayların idaresindeki Rumlar 1967 yılında bu sefer Geçitkale-Boğaziçi’ne saldırdılar.
O yıllarda Türkiye müdahale için hazırlandı…
Yine o yıllarda Türkiye’nin müdahalesinden çekinen Yunanistan askerlerini ve katil ruhlu Grivas’ı adadan geri çekmek zorunda kaldı…
Yunanlılar o yıllarda Siyasi yönden daha henüz hazırlıklarını tamamlamamışlardı, tamamlamak için ortakları ile kendisinin biraz zamana ihtiyaçları vardı…
O yıllarda bu zaman onların lehine Türkiye Cumhuriyeti'nin aleyhine yukarıda belirttiğim iş adamları belirttiğim biçimde dış istihbaratların denetimi altında çalışıyordu…
1967 ve sonraki yıllar zarfında Türkiye dıştan görünen biçimde, içine kapanık bir ülke görüntüsü çiziyordu…
Buda o yıllarda o iş adamların daha iyi çalışmasına yardımcı oluyordu…
Dışarıda yapılan işler Türk halkına anlatılmıyordu…
Anlatılmadığı gibide yaptırımlar uygulamıyordu…
Aynı 2009 da olduğu gibi çoğu olaylar ya saklanıyor ya da başka olaylarla kamufle ediliyordu…
Daha iyi niyetle söylemek gerekirse yeterince yaptırım yapılmıyordu…
Bu olgu o yıllarda Yunanlı ve onların işbirlikçilerine yukarıda söz ettiğim gibi yarıyordu…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder